AYBABTUİncelemeler

The Batman Filmi İncelemesi – Dedektif İş Başında

Ve beklenen an geldi, sizler için The Batman filmini erkenden izledik ve anlattık. Hazırsanız başlayalım.

İddialı ve gerçekçi bir giriş yapalım, Nolan’ın The Dark Knight serisinden sonra izlediğimiz en iyi Batman filmi karşımızda. Sadece bununla da kalmayalım, bu zamana kadar Batman serilerinin içinde bir ilk, sonunda dedektif yeteneklerini sergilediği bir film karşımızda. Matt Reeves, akıllı bir rol izlemiş ve işin altından ustaca kalkmış. Sinematografisi zirve noktalarda, epik ve karanlık bir Gotham karşımızda, müzikler ise bambaşka bir boyut! Eh bunlar bir arada olunca tabii ki Kara Şövalye’den sonra en iyi Batman filmi diyoruz.

Baştan uyarımızı yapalım azıcık SPOILER olacaktır!

Farklı Bir Batman!

Bu sefer karşımızda henüz tam olarak felsefesini oturtamamış, kime ve neye inanıp güveneceğini bilmeyen, dedektiflik özelliklerini çok iyi kullanan Robert Pattinson‘ın canlandırdığı bir Batman var. Yeni Batman’in Robert Pattinson olacağını ilk duyduğumda açıkçası pek memnun olmamış ve DC’nin artık elindeki son kale Batman’in sonu geldiğini düşünüyordum ki, filmi izledikten sonra “Abim saygılar” dedirtti.

O ses tonu ve o çene çok önemli ve olmuş, güzel olmuş! Diğer Batman serilerindeki isimlerle kıyaslama yapmak olmaz çünkü bu filmdeki Batman daha tam olgunlaşmamış ama çok toy da değil tabi. Olayları inceleyerek, ipuçlarını takip ederek olayları çözmeye çalışan, teknolojinin de yardımı ile çözüme ulaşan dedektif bir Batman görmek mutluluk verici.

Filmin başından, sonuna kadar Batman’in iç sesi, kendisinin dönüşümünü görmemizi sağlaması ince bir detay olup bizi farklı bir karakter ile karşı karşıya olduğumuzu net bir şekilde gösteriyor. Üstelik o dönüşüme şahit olmak heyecan verici. Bu dönüşüm sürecini destekleyen ise filmdeki ana kötümüz Paul Dano‘nun canlandırdığı Edward Nashton yani nam-ı değer Riddler.

Bilmeceleri, bulmacaları ile üstün zekasını gösterip Gotham’daki gizli gerçekleri ortaya çıkartarak kaos ortamı oluşturma peşinde. Paul Dano, Riddler karakterinin altından iyi kalkmış. Daha önce Batman Forever filminde Jim Carrey‘yi, Gotham dizisinde ise Cory Michael Smith‘i görmüştük ki onlara göre şu an bir adım önde diyebilirim. Filmin konusunda baş kötü karakter rolünü çok iyi taşıyor. Geçmişleri hep yalanlar ve çıkar ilişkiler üzerine kurulu şehrin önde gelen savcısından, polisine ve belediye başkanına kadar bir çok kirli işe bulaşmış kişileri tek tek yakalayıp yaptıklarını ifşa ederek infaz ediyor. Kısa ve az spoilersız bu şekilde aktaralım konuyu.

Gelelim bir diğer önemli karakterimize, Zoe Kravitz‘in canlandırdığı Selina Kyle yani Catwoman. Filmde önemli bir role sahip ama bence diğer karakterlere nazaran biraz geri kalıyor performansı ve ilgi çekiciliği. Yakın arkadaşının kaçırılması üzerine bir şekilde Batman ile yolu kesişen Selina, bir yandan arkadaşını bulmak için diğer yandan Batman’in peşinde olduğu Riddler’ı bulmak için kolları sıyırıp yardıma koşuyor.

Ve bu yardımlaşma sonucunda ilk olarak karşımıza muazzam bir oyunculuk ile Oswald CobblepotPenguen” rolü ile Colin Farrell çıkıyor. Tabii akıllara hemen Tim Burton yapımı Batman Returns filmindeki Danny DeVito geliyor; sonra da gene Gotham dizisinden Robin Taylor geliyordur ki bence bu filmde Robin Taylor canlandırsaydı da olurdu. Çünkü dizideki performansı ile çok çok başarılı bulduğum bir aktör. Bu filmde Penguen ön plana çıkan kötü kahraman olarak karşımızda değil, yardımcı, tamamlayıcı bir rol diyebiliriz ama Colin Farrell performansı ile ilerisi için geliyorum hazır olun diyor.

Gelelim olmazsa olmazlar James Gordon rolü ile Jeffrey Wright ve Alfred rolü ile Andy Serkis. Batman’i Batman yapan bu ikilidir diye düşünürüm hep. Bu filmde de yine akıl hocaları ve en iyi destekleyicileri olarak karşımızdalar. Gotham şehrinin polis departmanında tek başına kötülüklerle mücadele eden Gordon, Riddler’ın yaptıkları konusunda Batman’in en büyük yardımcısı ve bu filmde bir nevi Sherlock Holmes ve Dr. Watson gibiler. Departmandaki az sayıdaki iyi polislerle tüm desteklerini kullanıyor. Alfred ise geçmiş serilerdeki akıl hocalığının yanında, henüz tam olarak neye ve kime güvenemeyeceği Batman için gene kurtarıcı olarak imdada yetişiyor.

The Batman Genel Olarak Nasıl Olmuş?

Filmin genel havası çizgi roman tadında ve tam karanlık bir Gotham şehri ile karşımızda. Karanlığın ta kendisi bizlerle! Bruce Wayne kimliği 2. planda kalıp dolu dolu bir Batman görüyoruz ve bu Batman, sadece düşmanları ile değil dostlarıyla da tam olarak güven sağlayamamış durumda görüyoruz. Finalde ise artık olgunluğa adımları atan bir Batman kapanışı oluyor.

The Batman teknik açıdan üstün bir yapım, ses ve müzik konusunda da aşağı kalır bir yanı yok. Kurgusu çok başarılı ve 3 saat uzun biraz kısaltalım desek maksimum 10 – 15 dakikalık bir kısaltma yapılabilir. Yeni bir seri artık bizlerle ve bu karanlık ortamın karşımıza çok çıkacağına eminim.

Çok fazla hikaye odaklı bir anlatım yapmak istemedim çünkü hem kesinlikle izlenmeli ve o anları yaşamalısınız hem de IMAX perdesinde ve 3D’siz bu filmi izlemeniz lazım. Sürprizleri kaçırmayalım değil mi!

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Star Wars: The Force Awakens, Ön Satış Rekoru Kırdı

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.