Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » She-Ra ve Güç Prensesleri’nin Horde İle Savaşında İkinci Perde

She-Ra ve Güç Prensesleri’nin Horde İle Savaşında İkinci Perde

Netflix‘in orijinal çizgi dizi uyarlaması She-Ra and the Princesses of Power‘ın ikinci sezonu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. 80’li yılların fenomen çizgi kahramanı She-Ra‘nın gençlik dönemini anlatan yeni uyarlamanın ikinci evresinde yine savaşçı prensesimizle güç prenseslerinin Horde‘a karşı mücadelesini izliyoruz: “Gölgelerin şerefi adınaaa!”

İtiraf etmeliyim She-Ra benim için gerçekten çok özel bir karakter. İlk izlediğim anda elime kılıç niyetine aldığım sopayla “Gölgelerin gücü adınaaa” diye haykırıp Hordak niyetine babama saldırmıştım. Yıllar geçse de bana hala She-Ra diye hitap etmesi boşa değil sanırım. Netflix‘in uyarlama haberlerini yaparken karşımda ergen bir Adora bulunca uğradığım hayal kırıklığını da ikinci itiraf olarak sayabilirsiniz. Ama ilk sezonu izledikten sonra eleştirilerimin çoğunu geri aldım; güçlü ve mağrur kahramanıma farklı bir açıdan bakan Noelle Stevenson, ortaya gerçekten fantastik bir ergen masalı çıkarmış. Nimona, Lumberjanes, Wander Over Yonder ve Ducktales‘in yazarından da bunu beklerdim zaten.

Macera Kaldığı Yerden Devam Ediyor

Horde tarafından büyütülüp yetiştirilen Adora‘nın, Glimmer ve Bow ile karşılaştıktan sonra gerçeği görerek Asilerin tarafına geçişini ve Prensesler Birliği’ni yeniden kurmasını konu alan ilk sezondan sonra maceranın devamını beklemek biraz zor olsa da sonunda 26 Nisan geldi ve “sonsuz güç ve cesaretle” dolu olan “She-Ra ve Güç Prensesleri” bu kez 7 bölümlük ikinci sezonla karşımıza çıktı.

İkinci Sezonda Neler Var?

Lord Hordak‘ın kötücül planlarını ve Eternia‘daki ilerleyişini önlemeye çalışan genç She-Ra ve Güç Prensesleri’nin yeteneklerini geliştirerek Horde güçlerine karşı savaşını sürdürdüğü yeni bölümlerde; güven, sevgi, dostluk ve birliktelik teması bolca işleniyor. Düşünülmeden verilen kararlar, tahammülsüzlük, sorumlulukların ağırlığı, kırılan kalpler, sonrasında pişmanlık, empati kurma, gönül alma, sevgi ve dostluğun öneminin kavranması gibi her bireyin gençlik döneminde başından geçen olayların She-Ra ve Güç Prensesleri özelinde tek tek ele alınması tam bir gençlik dizisine yaraşır nitelikte…

Savaşçı Prenses ve dostlarının öncelikle kendi aralarındaki sorunları çözmeleri gerektiğini gözümüze sokan ikinci sezon bölümlerinde Hordak‘ın planlarını, Kötü Büyücü‘nün geçmişini ve Bow‘un ailesini keşfederken, Prenses Entrapta‘nın bilim aşkına ne kadar ileri gidebildiğini görüyoruz. She-Ra, Bow ve Prenseslerin FRP oynadıkları sahnede karakterlerin saldırı planlarını izliyoruz.

Eternia ve Birincilerin gizemlerini She-Ra, atı Kasırga ve Prenseslerle birlikte öğrendiğimiz yapımdaki yan karakterlerin fark edilmemek ve kabullenilmemek konusundaki duyguları da gün yüzüne çıkıyor.

Ve elbette ki Adora ile Catra‘nın bir türlü sonlanamayan hesaplaşmaları ve yaşadıkları duygusal çatışma sadece Asiler – Horde savaşına değil, ikinci sezona da damgasını vuruyor.

Çocuklarınızla ya da yeğenlerinizle de rahatlıkla izleyebileceğiniz yeni She-ra serisi, içindeki çocuğu yıllar içinde geride bırakanlar için sıkıcı gelebilir. Gerçi Eternia‘yı korurken, büyümenin sancılarını da yaşayan kahramanlarımızın burnunun dikine gitme huylarıyla başlarına açtıkları zorlukları ve bunları aşma yöntemleri bazen oğlumu bile çileden çıkardı ancak ben hikaye akışı ve bölüm konularının isabetli seçimiyle Netflix‘in bir oturuşta bitirelecek başarılı bir sezon ortaya çıkardığını düşünüyorum. Hatta güç prenseslerinin hayal güçlerini konuşturdukları bölümde ekrana gelen karakter çizimleriyle orijinal She-Ra serisine yapılan minik göndermelerin dudağınızda tatlı bir tebessüm bırakacağına eminim. İkinci sezondaki yeni karakterler arasında LGBTİ bireyler olduğuna da ekleyeyim.

Sonuç olarak çocukluk kahramanımı ergen de olsa yıllar sonra yeniden görmenin verdiği mutluluğu da ekleyerek soluksuz izlediğim ve tabii ki en heyecanlı anında biten ikinci sezonun ardından üçüncü sezon için beklemeye başladığımı söylememe gerek yok sanırım.

Şimdi gelsin dilime takılan jenerik müziği:

“zaferin kıyısındayız,
karanlığı aydınlatacağız.
senin yanındayız,
savaşa hazırız.
kazanan biz olacağız,
sonsuz bir güçle ve cesaretle.
her zaman dayanıklı olacağız
ve vazgeçmeyeceğiz.”