Anasayfa » İncelemeler » Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları – Yeditepe Canavarı İncelemesi

Seyfettin Efendi ve Olağanüstü Maceraları – Yeditepe Canavarı İncelemesi

seyfettin-efendi-cizgi-roman-banner

Seyfettin Efendi hakkında söylenecek çok söz var. Devrim Kunter yaratımı hafiye, üç kitabıyla son dönemde Türk çizgi romanı adına yapılan en önemli iş konumunda ve bu yazıda Devrim Kunter’in yazıp çizdiği ilk kitaba, Yeditepe Canavarı’na değineceğim.

Seyfettin Efendi’nin kapağına bakıp sonra sayfalarına göz attığımda bu adam birine benziyor demiştim. Tanıdık bir hava vardı çizgi romanda ve bu havanın nereden geldiğini önsözde fark ettim: Sherlock Holmes ve Edgar Allan Poe. Her ikisinin de öykülerini çok seven, NTV’den çıkan çizgi romanlarını okumuş, hatta Seyfettin Efendi’ye hazırlık için tekrar okuyan biri olarak bu esinlenmeyi beğendim. Poe öykülerinin karanlık atmosferi ve Holmes’un aydın kişiliği Seyfettin’de buluşuyor ve Kunter’in özgün dokunuşuyla Seyfettin taklit bir karakter olmaktan kurtuluyor.

Seyfettin Efendi harika bir karakter. Özgüvenli, bilgili, zeki, havalı, aydın, modern ve kararlı. Hikayeyi tek başına götürebilecek karakterlerden, ama Kunter bunu yapmasına izin vermiyor, çünkü bu İfşa-yi Sırr Teşkilatı’nın hikayesi. Tüm karakterlere olabildiğince eşit davranılmış. Bir ekipte olması gereken her eleman var İfşa-yi Sırr’da. Klasik bir takım olsa da Osmanlı tokadı ve kadın mühendisi ile fark yaratıyorlar. İsmail ve Esat, dövüş konusunda öne çıkan sert adamlar ve Osmanlı tokadının meşhur olduğu dönemlerde yaşamaları aksiyona değişik bir tat katmış. Kavgalı ve kovalamacalı sahneleri fazlasıyla beğendim, doyamadım, gelecek kitaplarda daha çok görmek isterim.

seyfettin-efendi-olaganustu-maceralari-1

Kadın mühendisi, yani çizgi romanın en çok öveceğim ögesini, detaylandırayım. Ekibin güzelce tanıtıldığı giriş sayfalarında tanışıyoruz Münevver’le. o bir kadın ama dürbün kullanıyor, mühendis gibi giyinmiş, ekibin teknik işlerden sorumlusu. 1920’lerde büyük gizemleri çözmek için oluşturulan takımda bir kadının hele ki mühendis olarak bulunmasını takdir ettim. Kadınların çizgi romanlarda daha çok ve daha iyi temsil edilmesini isteyen biri olarak Münevver’in kadınlara uzak olduğu söylenen bir dalda görev alması beni mest etti.

Yeditepe Canavarı bu mükemmel teşkilatın bir seri katilin peşine düşmesini anlatıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstanbul’da geçen macerada tarihi her karede hissediyorsunuz. Tarihi doku hikayeyi hiç bırakmıyor, Hicri takvimle, fesli adamlarla, Arapça yazılarla, İsmail’in Osmanlı tokadıyla, İstanbul camileriyle hep hissettiriyor kendini. 1924 İstanbul’u hikayeye başarıyla yedirilmiş. Türk çizgi romanında yapılması gereken de bu, kendi geçmişimizi ve kültürümüzü kullanan işler çıkarmak. Seyfettin Efendi de İstanbul’u baş kahramanlarından biri yaparak bunu başarıyor.

seyfettin-efendi-karakter

Sürükleyici hikayede sadece birkaç şeye takıldım. (bu paragraf spoiler içeriyor) Seyfettin’in geçmişine değinildi ufaktan ama sonra derine inilmedi, gelecek kitaplarda daha çok şey öğreneceğimizi ummaktayım. “Olayı çözen dedektif yanındakilere söylemez” klişesi de iki kez kullanılmasaydı keşke. Ekibin hipnoz olayını tahmin edememesi normal karşılanabilir ama Yeditepe olayının anlaşılmaması gerçekçi değildi. Aslında klişe kullanımında başarılı Kunter. Ekibin tanıtıldığı başlangıç kısmı en sevdiğim kısımlardandı. Son dövüş sahnelerinde de baygın taklidi yapanların Seyfettin’i kurtaracağını düşünmüştüm ama öğrendim ki gerçekten bayılmışlar. Dövüşün ardından bu olayın da anılması ayrıca güzeldi. Seyfettin Efendi klişelerinde yerinde kullanırken şaşırtmayı başarabileceğini de kanıtladı anlayacağınız.

Hurafelere inanmayan, Sherlock-vari pozitivist bu adamın vampir olmaya çalışan bir seri katille mücadelesinin anlatılması çok iyi olmuş. “Dracula’yı ben de okudum, hayali eser sevenler için güzel bir romandı,” repliği unutulmazlarım arasına girdi. Seyfettin Efendi, tarihi olaylara veya hikayelere bolca gönderme yapıyor ki bu tarih-mitoloji havuzu çizgi romanın havasına uygun olduğundan okuma keyfini artıyor. Ayrıca bu havuzun barındırdığı konuların uçsuz bucaksızlığının da yazar için avantaj olduğunu belirtmek lazım. Kunter şimdiden seri katil vak’asının ardına daha büyük bir şey gizlemiş bile. Hikayenin ucu açık bitmesi ve arkaplandaki büyük olay Seyfettin Efendi’nin sürekli olacağına işaret ediyor ki çizgi roman devamının gelmesini kesinlikle hak ediyor.

seyfettin-efendi

Kunter’in çizimleri muhteşem. Gölgelerin etkili kullanıldığı çizimler puslu ve boğucu atmosferi destekliyor. Karakterlerin elleriyle suratlarındaki renkleri ilginç buldum, ayrı bir hava katmış. Kunter hem yazımı hem çizimi üstlendiği için hikayeye uygun bir tarz kullanılmış, aklındakileri yansıtmayı başarmış, kaliteli çizimler güzel hikayeye katkı sağlamış.

Devrim Kunter, usta dedektiflerden aldıklarını İstanbul’la, takım dinamiğiyle, karanlık atmosfer ve güzel çizimlerle birleştirerek sunuyor. Yazı boyunca Seyfettin için esinlenilen kaynaklardan bahsetsem de kendisi oldukça özgün bir karakter, çizgi romanı okumayı bitirdiğimde Sherlock’u sadece andıran yepyeni bir dedektif eklenmişti sevilen karakterler listeme ve bu karakterin daha okumadığım iki kitabı var. Seyfettin Efendi ile yeni vak’alar çözmek için sabırsızlanıyorum. İkinci kitap Hayırsız Ada’nın incelemesine kadar, görüşmek üzere!

FRP Severlerin Kaçırmaması Gereken Etkinlik - Archon Challenge
Kronolojik Olarak Hobbit Macerası