AYBABTUİncelemeler

Radyasyona Maruz Kalmış Gibi Olduk – Oppenheimer İncelemesi

Nasıl ki radyasyon görünmeden yakar, derine işler ve etkisinden kurtulamazsınız; Oppenheimer da öyle. Korkunç ve muhteşem. Dahiyane ve yüz kızartıcı. Barbie Marbie izleyemezsiniz bu filmden sonra.

Bence filmin konusunu anlatmaya pek bir lüzum yok. Atom bombasının icat eden adam olarak geçen Robert Oppenheimer’ın hayat hikayesini izliyoruz. Fakat odağımızda Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan bombaların hazırlanma ve atılma süreci var. Yani aslında film 3 saat süren tartışmalar dizisi izletiyor bize. Önce bilim insanları tartışıyorlar, sonra ulusal güvenlikçiler ve en son politikacılar. En azından biz bu sıra ile görüyoruz. Dolayısıyla filme 3 saat süren tartışmalar izlemek dışında bir beklentiyle giderseniz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Aynı sebepten alt yazıyı takip etmek konusunda efor göstermeniz gerekebilir. Zira karakterler hararetli bir şekilde tartışırken “seyirci alt yazıyı kaçırır mı?” diye düşünmüyorlar. Düşünmesinler de zaten. Siz sadece bunu bilerek, hazırlıklı gidin. Mesela arka sıralarda oturmayı tercih edebilirsiniz. Çünkü alt yazıya bakarken karakterlerin surat ifadelerini kaçırmamak da önemli. Film birbirinden başarılı oyuncularla dolu. Oyunculukları alt yazıya kurban giderse yazık olur.

Galada film arası vermediler. Dolayısıyla filmin bir noktada bölünmesi nasıl hissettirirdi bilmiyorum. Film bizi sarsıyor. Her anlamda. O araya ne kadar sarsılmış gireceğimizi kestiremedim. Ben Oppenheimer bittikten sonra bir süre koltuğumdan kalkamadım ve kalktıktan sonra bir süre film dışında bir konudan konuşamadım. Siz de böyle etkileneceğinizi varsayarak filmden sonraya enerji ve neşe gerektiren planlar yapmayın dilerseniz. Hele ki Oppenheimer’dan hemen sonra Barbie izlemeye kalkışmayın. Bırakın izlediğiniz filmin tadı biraz daha damağınızda kalsın.

Son uyarımı da yapayım ve sonra incelemeye geçeyim: Atom fiziği bilmiyorum diye endişelenmeyin. Filmin başında kendinizi bilimsel konferanslardan dışlanmış hissedebilirsiniz. Bu kısa sürede geçecek, merak etmeyin.

Sarsıcı Bir Film

Oppenheimer her anlamda sarsıcı demiştim. Bunu gerçekten kastederek söyledim.

Hayata bakış bazında sarsıcı bir film. Nasıl ki Chernobyl dizisi bizi sarsmıştı, Oppenheimer da öyle. Bize bilmediğimiz bir şey söylemiyor aslında, sadece bildiklerimizi bizi sarsacak şekilde anlatıyor. O atom bombalarının propagandasını bir kenara atıp propagandanın arkasına gizlenmiş trajedi, güç deliliği, korku ve aptallıklarla bizi çıldırtıyor.

Duygusal anlamda sarsıcı bir film. Tek düğmeye basarak bir gezegeni yok eden Death Star hikayeleriyle büyümüş olsak da tek düğmeye basılarak Japonya’ya atılan, üstelik kurgu olmayan bu bombaların yarattığı dehşet ve acı bizi sarsıyor. Kimimizi zaten sarsıyordu, hepimizi de her daim sarsmalıydı. Fakat bazen sarsmıyordu işte. “Bir insan böyle bir bombayı nasıl yapabilir?” sorusunu hep sorduk. Film ona cevap verirken “Bir insan böyle bir bombayı sarsılmadan nasıl anabilir?” diye soruyor bizlere.

Fiziksel anlamda sarsıcı aynı zamanda. Filmin IMAX kameralarıyla çekildiğini ve IMAX salonlarında gösterileceğini biliyorsunuz. Fakat Oppenheimer 3 boyutlu bir film değil. Hatta o ünlü patlama sahnesi dışında görsel bir şölen olmakla da alakası yok. Dedim ya, konuşma izleyeceğiz. Fakat hâlâ daha filmi IMAX salonlarında izlemenizi tavsiye ederim. Zira ses ve müzik çok etkileyici olmakla birlikte salonun titremesine sebep oluyor. Salon titrerken biz de gerginlikle titriyoruz ve filmin etkileyiciliği hayli artıyor.

Filmin cinsel sahnelerinin de vurucu olacağını söylemişlerdi. Bu sahneler yalnızca karakterlerin duygusal durumunu yansıtmak için araç olmuşlar. O yüzden ağır duyguların temsili olması açısından sarsıcılar. Ağzımdan yel alsın, sansürlenmediğimizi varsayarak söylüyorum tabii.

Diğer Eserlerle Karşılaştıralım

Oppenheimer’ın galasına gittiğimi duyan biri bana ilkin filmin Dune‘a benzeyip benzemediğini sordu. Dune’un romanına aşık, filmine hayran kalmış biri olarak bu soruya “hiç benzemiyor” diye yanıt vermeliyim. Tabii ki o ünlü bomba patlama sahnesi görsel anlamda muhteşem. Fakat her iki filmden de etkilenmiş ayrılmak dışında aralarında bir benzerlik olduğunu düşünmüyorum.

Stephen Hawking’in hayatını anlatan The Theory of Everything ve Alan Turing’in hayatını anlatan The Imitation Game ile çoğu sahnede benzerlik kurmak mümkün. Hatta Oppenheimer’a gitmeden önce onları seyredebilirsiniz seyretmediyseniz. Güzeldir ikisi de. Fakat asıl benzerliği hem konu, hem de tema itibarıyla Chernobyl ile kurdum ben. O zaten herkesin mutlaka izlemesi gereken bir dizi. Sizin aklınıza gelen benzer yapımlar olursa yorumlarda bana da söyleyin lütfen!

Filmden çıktıktan sonra Oppenheimer ile ilgili daha çok şey öğrenmek isterseniz size güzel bir haberimiz var. Christopher Nolan bu filmi American Prometheus kitabından uyarlamış ve o kitabı geçtiğimiz günlerde İthaki dilimize kazandırdı. 912 sayfalık bu kitabın sonunda 50 sayfalık fotoğraf arşivi, dizin, kaynakça ve son sözler var. Geriye kalan 850 kadar sayfa gözünüze çok geliyor olabilir. Bu durumda, Karakarga Yayınları’nın hazırladığı 152 sayfalık bir biyografi de ilginizi çekebilir. İki kitaptan da haberdar etmiş olalım sizleri.

Kıssadan Hisse

  • Drama ve biyografi türündeki filmler ilginizi çekiyorsa
  • 3 saat konuşma izlemek beni sıkmaz/yormaz diyorsanız
  • Modunuzun düşmesini ve sarsılmayı sorun etmeyecekseniz
  • Bu filmden çıkar çıkmaz Barbie’yi izlemek gibi bir niyetiniz yoksa

Oppenheimer’ı izlememek için bir sebebiniz olmamalı. Gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ediyorum.

Yılın filmi tartışmalarında ve Oscar listelerinde görüşürüz. Çok yüzeysel övdüm ama Cillian Murphy başta olmak üzere oyunculuklar muhteşem. Kostümler ve diyaloglar da çok güzel hazırlanmış. Şimdilik tek rakibi Dune Part 2 olabilir gibi duruyor.

Bu arada filmin galasına girmeden hemen önce aşağıdaki fotoğrafı paylaşmıştık sizinle. Dolayısıyla filmin başında Oppenheimer, Einstein’ın “Tanrı zar atmaz” sözünü tekrar edince siz de bizim gibi kocaman sırıtırsınız umarım. Zira FRP oynayanlar her daim zar atmaya hazır.

Sıfıra çok yakın ihtimallerin dahi ne kadar büyük olduğunu da bilirler. Az mı crit attık bizler?

Bu İçeriğe Oy Verin

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.