AYBABTUİncelemeler

FRP’ye Aç Kalanlara – Pathfinder: Wrath of the Righteous İncelemesi

Owlcat Games’in bir yıllık bekletişi ardından CRPG sevenlerle Pathfinder: Wrath of the Righteous buluştu. İlk Pathfinder Adventure Path uyarlaması Pathfinder: Kingmaker’dan sonra işlerini bir üst seviyeye çıkarmak için çalışan OwlCat, yeni bir oyun deneyimini oyunculara sunuyor. İkinci uyarlamasında, diğer oyundaki hatalarından güzel dersler çıkaran stüdyo, Pathfinder: Wrath of the Righteous oyunu ile harikalar yaratmış.

Pathfinder: Wrath of the Righteous

Bilmeyenler için Pathfinder, Paizo’nun çıkardığı d20 sisteminde oynanan bir masaüstü rol yapma oyunu. Wrath of the Righteous ise bu oyunun bilgisayarlara oldukça güzel bir şekilde dönüşütürlmüş bir hali. Özellikle yüzyüze oyunlar oynayamayıp FRP açlığı çektiğimiz bu dönemlerde böylesine derin bir oyuna kavuşmak gerçekten heyecan verici.

Wrath of the Rigtheous eksileri ve artılarıyla her oyuncu tarzına hitap edebilecek bir oyun olmuş. Taktiksel oyuncular için saatlerini harcayabilecekleri karakter yaratma ve geliştirme sistemleri varken sadece hikayeye odaklanmak isteyen oyuncular için hızlı ve pratik çözümler sunabiliyor. Henüz ilk karakter oluşturma ekranı bile oldukça göz korkutucu. Daha önce Pathfinder sistemini deneyimlememiş oyuncular için hazır karakterler ve bolca ipucu içeriyor bu alan. Fakat sizler de kenarda oynayacak onlarca karakteri hazır ve oynamak için yer bulamayan oyunculardansanız elinizin altında her şey hazır. Birçok sınıf aynı zamanda alt sınıflara da ayrılıyor. Eğer bu sistemde ilk karakter yaratışınızsa 2 saatlik bir deneyime hoş geldiniz… Tabii Pathfinder’ın beni kendine aşık eden tarafı da tam olarak bu zaten, karakterinizi hayalinizdeki gibi şekillendirmenize olanak sağlıyor sistem. Temelde sunulan 25 ana sınıfın yanında oyunda seviye atladıkça ve bazı gereksinimleri karşıladıkça alabileceğiniz prestij sınıfları da bulunuyor. Bu sınıflar sisteme de oldukça benzer. Diğer oynadığım birçok CRPG oyunları arasında masaüstünde oynamaya en yakın deneyimi hissettiren oyun kesinlikle Pathfinder: Wrath of the Rigtheous oldu. Özellikle oyunun hızı tam tadında ilerliyor.

Tabii ki yıllardır hasret kaldığım ve dört yıl boyunca oynayarak artık kendimden bir parça haline gelmiş Pathfinder Society karakterim olan Iomedae Paladin’inini özlem gidermek için sıfırdan yarattım. Bir de hikaye beni ne ile karşılasın? Worldwound’da Abyss’e açılan kapıdan gelen şeytan ordusu ile savaşan bir karakteri oynuyorum! Daha iyi bir fırsatı nasıl bulabilirim derken Iomedae’nin baş düşmanlarından olan şeytan lordu Deskari bulunduğumuz kasabaya saldırarak Iomedae’a meydan okuyor! Hiç bir dövüş için bu kadar heyecanlı olmamıştım! Tabii Pathfinder sisteminden bildiğim kadarıyla Deskari 29 CR bir şeytan lordu iken ben üstünde silahı dahi olmayan bir seviye asker olunca yolumun ne kadar uzun olduğunu kestirmem fazla sürmedi. Bu noktada da devreye yoldaşlarım girdi. Kingmaker’da da olduğu gibi 6 kişilik bir takıma sahip olabiliyoruz. Takım yönetimi yaparken oyun da ipuçları ve araçları ile işi kolaylaştırıyor. Tabii olmazsa olmaz bir pathfinding problemi ile karşılaşmak uzun sürmüyor. Oyunda canımı en çok sıkan noktalardan biri olan bu sorun yüzünden karakterler zindanlarda en olmayacak yerlere sıkışıyor, hayvanlar kafasına göre yollardan ilerliyor ve ben ekran başında sadece düzgün adım atmaları için yalvarıyorum. Adı Pathfinder olan bir oyun için oldukça ironik, değil mi?

Bir Aşk-Nefret İlişkisi

Aslında oyun boyunca genel olarak canımı sıkan tek “bug” bu olmadı. Oyundaki şeytani buglardan bahsetmiyorum, onların sorunlarını çözmesi daha kolay… Durup dururken oyunun birden çökmesi ve ilerleyişin kaybedilmesi mi desem, birbiriyle uyum sağlaması gereken statların uyum sağlamaması mı, NPCler yüzünden asla bitmeyen görevler mi… Galiba Kingmaker’da neredeyse hiç buga denk gelmeyerek tüm şansımı orada harcadım.

Bu oyuna aşık olmayı o kadar çok istiyorum ki ama oyun bu safhasında izin dahi vermiyor. Devasa bir dünyanın içerisindeyiz, hikaye gerçekten çok uzun, görev ağacı ve hikaye çizgisi oldukça keyif verici. Owlcat’in hikaye anlatış biçimini gerçekten seviyorum, zengin içerikler sunuyor oyuncuya. Oynanışa bakıyorum, yine birkaç şeyi göz ardı ettiğinde tatmin edici. AMA BUNUN DENGESİNİ NEDEN KURMAZSINIZ! Oyunun seslendirmesinden oynanışa kadar hiçbir noktasında bir denge hissedemedim. Bazı noktalarda oyun kendini çok çok aşarken bazı noktalarda ise ben neredeyim şu an diye düşündürüyor. Seslendirme diyorum bakın, seslendirmede bile denge olmaz mı…

Bir de diğer yandan oyundaki ayarlar seçeneğine bakıyorum. Oyunda her şeyin ayarlamasını yapabiliyorsunuz. “Kolay – Normal – Zor”u aşarak karakterin konuşma sıklığına kadar ince detaylara girebiliyoruz bu ekranda. Oyunun tüm matematiğini kontrol etmek elinizde, özellikle tecrübeli oyuncular için bu büyük bir nimet.

Burası pek spoiler sayılmaz, her yerde bangır bangır söylenir zaten, oyunun giriş kısmı bittikten sonra artık kendi ordunuzu yönetebilmeye başlıyorsunuz. Heroes of Might & Magic’den örnek almaya çalıştıkları bu mekanik bende pek heyecan yaratmadı. Oynanışın diğer kısmına kıyasla burası çok sade kalmış ve bir tat vermiyor ilerledikçe. Burada oyun sonu gelecek güzel bir yamayla iyileştirmelere gidilirse bu noktayı kurtarabileceklerini düşündüğüm için gözümde çok büyük bir eksi olarak kalmadı. Oyunda aynı anda çok fazla buna benzer yönetim alanları olduğu için buranın sadeliği çok can sıkmıyor.

Sadelik demişken, oyun içerisinde karakterin alignmentına ya da seçtiği yola göre açılan diyaloglar bulunuyor. Başlangıçta bu geniş seçim ağacı oldukça hoşuma gitti. Bu sayede karakteri tam olarak yarattığım gibi oynayıp hikayeyi ona göre şekillendirebileceğimi düşünüyordum. Fakat ilerledikçe burada da bir hayal kırıklığına uğradım. Sürekli vurguladıkları hikayeyi şekillendirme hissiyatını alamadım. Bir noktadan sonra oyunun istediği noktaya sürüklendiğinizi hissedebiliyorsunuz. Tabii oyunun en az bir 100 saatlik içeriği olduğu düşünülünce bu çok da şaşırılası bir durum değil. Fakat Divinity 2 Original Sin gibi oyunlarla kıyasladığımda hayal kırıklığı çok bariz.

Hepsine ek olarak önerim yan görevlere, NPC’lerin ya da yoldaşların hikayelerine derinlemesine inerek oynamanız olacaktır. Böylelikle hiç beklemediğiniz hikayeler bulma şansı yakalayabilirsiniz. Çoğu yoldaş favori karakter olabilecek özelliğe sahip. Ben bazen bir kaşık suda boğmak istesem de hepsinin yeri bende ayrı oldu.

Özet Olarak

Oyunun sonlarına yaklaştıkça yüzümün asılmasına çok daha fazla neden çıkaran, buna rağmen tekrar oynanabilirliği olmaksızın rahatlıkla 150 saatlik bir içeriğe sahip, biraz zaman verilip bugları temizlendiğinde ve içerik güncellemeleri geldiğince gözlerimden kalpler saçarak oynayacağım bir oyun Pathfinder: Wrath of the Righteous. Mental sağlığımı FRP oynayamadığım şu pandemi sürecinde bu kadar dolu dolu bir CRPG oynamak güzel bir deneyimdi. Görsel olarak 2021 gerisinde, içerik olarak 2021 ilerisinde olan Pathfinder: Wrath of the Righteous’u sizler de oynamak ve daha fazlasını görmek isterseniz Steam sayfasına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu İçeriğe Oy Verin

İlginizi Çekebilir  Zombi Tavuk Ordusu Tarafından Yıkılan Krallığım - 50 Years Oyun İncelemesi

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.