Çizgi roman dendiğinde pek çoğumuzun aklına ilk önce süper kahramanlar gelir. X-Men ve Batman filmlerinin beyazperdedeki başarısı, Örümcek Adam’ın çizgi filmleri ve ürünleri derken süper kahramanlar hayatımızın içindeki yerini aldı.
Ülkemizde maalesef çizgi roman okuma alışkanlığı çok düşük olduğundan ötürü -hatta okuma alışkanlığı diyelim-, insanlar bu karakterleri çizgi romanlardan değil, başka yerlerde duyup biliyorlar. Çizgi roman okumak için nereden başlamalıyız; bu bildiğimiz karakterleri mi okumalıyız, diye soranlar cevap!
Empire dergisi editörlerinden Helen O’Hara, “Mutlaka Okunması Gereken 30 Çizgi Roman” ile ilgili bir dosya konusu hazırladı! İşte o çizgi romanlar:
30- Tank Girl

Alan Martin ve Jamie Hewlett tarafından yaratılan Tank Girl’ün çizimleri oldukça tanıdık gelebilir. Gorillaz projesinin yaratıcılarından olan Hewlett’in çizgilerle yaşam verdiği hikaye post-apocalyptic bir Avustralya ile karşımıza çıkıyor. Oldukça absürd ve punk görselleriyle bir kızın saykodelik yaşamı konu alınıyor.
Adından da anlaşılabileceği gibi bir tank süren ve yaşamını bu tank içerisinde sürdüren bir kadın karakteri baş rolde görüyoruz. Erkek arkadaşı Booga isimli bir Mutant Kanguru. 1995 senesinde başarısız bir film uyarlaması da mevcut. Eğer Mad Max ve Fallout serilerinden hoşlanıyorsanız Tank Girl, göz atmanız gereken bir yapım.
29- Locke & Key

2008 yılında yayımlanmaya başlayan ve hâlâ bir finale kavuşmayan Locke & Key, yazar Joe Hill ve çizer Gabriel Rodriguez tarafından yaratıldı. Dikkat çeken noktaya değinirsek eğer Joe Hill yani asıl adıyla Joe King, Stephen King’in öz oğlu. Şimdi yazımıza devam edebiliriz.
Korku ve Gerilim üstadı, Stephen King’in oğlu olmak büyük bir baskı olsa gerek. Ancak Joe Hill, yazdıklarıyla bunu çizgi romanda hiç göstermiyor. 3 kardeşin babalarının ölümünden sonra anneleriyle birlikte Lovecraft(!)’ta bulunan Keyhouse adlı yalıyı bulmalarıyla olay örgüsü başlıyor.
Aylık olarak IDW Publishing’den çıkan sınırlı sayıdaki formatıyla korkusever okuyucuları, insan düşüncesinin akıl alamayacağı karanlık mahzenlere götürecek bir hikayeler silsilesi.
28- Ghost World

Çizgi Roman denilince akla gelen ilk olarak suçla savaşan süper kahramanlar, dövülmeyi hak eden ancak gönüllerde taht kuran kötü adamlar, zombi ve uzaylı istilaları gelebilir. Ancak Daniel Clowes, sıradanlığı hatırlatarak Ghost World ile okuyucu karşısına çıkmıştı.
Bağımsız ve kendine has bir kitlesi olan Ghost World’ün bütün olayı sıradanlıktı. Liseden yeni mezun olmuş iki yakın kız arkadaşın günü gününe anlatılan hikayesi bir çokları tarafından oldukça beğenilmişti. Çizgi Roman 1993 senesinden 1997 senesine kadar devam etti. 2001 yılında son buldu. Eğer Oblomov ya da Jean-Phillpe Toussant gibi durağanlığı ve onun içinde anlatılan hareketi seviyorsanız tam size göre bir seri.
27- Black Hole

Ergenlik döneminde ortaya çıkan bastırılamayan cinsel isteklilik üzerine yazılmış en müthiş çalışmalardan biri. 70’lerin ergen korku filmlerini baz alarak yola çıkılan Black Hole, Charles Burns tarafından yaratıldı.
Hemen hemen aynı yaşlarda olan bir grup liseli öğrenci yazın çıktıkları kamp gezilerinden sonrasında “The Bug – Böcek” olarak bilinen bulaşıcı cinsel hastalığa yakalanırlar. Hastalığın özelliği ise kişiden kişiye değişmekle birlikte vücut üzerinde deformelere ve mutasyonu yol açması.
Amerikan Popüler gençlik kavramlarını da yerden yere vuran çalışma çıktığı dönemde bir çokları tarafından rahatsız edici bulunsa da 2006 yılında En İyi Grafik Albüm dalında Harvey Ödülü’nü de kazanmayı başarmıştır.
26- Asterix

Hangi çocuk Asterix’i bilmeden büyüyebilir diye düşünmeden edemiyorum. Rene Goscinny tarafından yazılan ve Alber Uderzo tarafından çizilen Fransız çizgi romanı Asterix ülkemizde de oldukça ses getirmiş bir çalışmaydı.
Hikayemiz Romalılar tarafından işgal edilemeyen ufak bir Galya köyünde geçmekte. Köyün yaşlı büyücüsü Getafix, -ki Türkçeye Büyüfix diye çevrilmişti- hazırladığı iksir sayesinde tüm sakinleri inanılmaz bir güce sahip ediyordu. Baş karakterimiz Asterix ve onun kadim dostu Obelix maceradan maceraya koşuyordu.
Zaman zaman Romalı akınlarına karşı duruyorlar ve Ceaser’ın devasa ordularını durduruyorlar, zaman zaman dünya turuna çıkıp Belçika, Mısır, K. Amerika gibi yerlerde boy gösteriyorlardı. Genel olarak kahramanlık hikayeleri konu alan maceralarda, kötü adamlar dayak yer iyiler ise çizgi romanın sonunda büyük bir şölen verirdi.
Fransız-Belçika çizgi roman kültürünün ürünü olan Asterix, ülkemizde Yapı Kredi Yayınları aracılığıyla halen yayımlanmaktadır. İçerisinde yer alan kelime oyunları ise Olcay Kunal tarafından Türkçemize başarıyla geçirilmiş, anlam kaybı neredeyse yaşatmadan bizlerle buluşturmuştur.
25- Tintin (Tenten)

Asla unutulmayacak Belçikalı Georges Remi tarafından yaratılan Tenten’in Maceraları (Fr. Les Aventures de Tintin) aynı Asterix gibi bizim içinde asla unutulmayacak bir seridir. 20.yy’a damgasını vurmuş 50’den fazla dile çevrilmiş Tenten ilk defa 1929 yılında yayımlanmaya başladı.
Daha sonrasında aralarında Moebius’un da bulunduğu bir çok çizere ilham kaynağı olacak ligne claire – temiz çizgi adı verilen çizim tekniğininde yaratıcısıdır Remi.
Genç bir gazeteci olan Tenten, sevgili dostu Kaptan Haddock ve yanından asla ayrılmayan terrier cinsi köpeği Milo ile tüm dünyayı ve hatta ötesine maceraya çıkar. Gazetecilik yönünün ağır basmasıyla tüm maceralar polisiye bir hava içerisindedir. Ancak Ay’a Ayak Basıldı (On a marché sur la Lune) macerasında bilimkurgu ögelerinde bariz şekilde görülmektedir.
İlk kez Doğan Kardeş ile 1950 yılında Türkiye’de başlayan yolculuğu şu an hâlâ yenilenen baskıları ile devam etmektedir. Çekilmiş bir çok filmi de bulunan Tenten en son olarak Steven Spielberg tarafından Motion Capture – Hareket Algılama teknolojisi ile Secret of the Unicorn ile beyaz perdeye taşınmıştı.
Maceralarında yer yer ırkçılık yapıldığına dair görüşlerin olmasına rağmen Tenten, çözdüğü bir çok gizem ve gezdirdiği bir çok yer sayesinde okuyan herkesin kalplerini fethetmeyi başarmıştır.
24- The Punisher Max

Listede belki de hiç beklemediğiniz bir çalışma. Marvel’ın anti-hero karakteri, silahlı ve acımasız Frank Castle. Çizgi roman takipçileri tarafından çok fazla beğenilmeyen ancak dışarıdan “kuul” bir hava sergileyen Punisher, bir noktadan sonra saçmalamaya başlamış serilerden biriydi.
O noktada göreve getirilen Garth Ennis ve Steve Dillon ipleri eline alıyor ve karşımıza okuyabileceğimiz en “adult” çizgi roman serilerinden birini koyuyorlar. Öncesinde yazarlar tarafından Frank Castle’a kazandırılan tüm saçma sapan güçler ve gereksiz geçmişi silinerek sıfırdan bir karakter yaratıyorlar.
75 sayı çıkarılan The Punisher Max, bir çoğuna göre “çocukça ve basit” olarak görülen Marvel’ın yapı taşlarından biri haline gelmiştir. İçerdiği ağır dili ve yer yer +18 çizimleri ile kendi çizgisini yakalamış harikulade çalışmalardan biridir.
23- Invincible

The Walking Dead bu kadar piyasaya olmadan önce Robert Kirkman, Invincible adlı süper kahraman konseptine sahip bir çizgi romanı yazmaktaydı. Cory Walker’ın çizdiği hikayede, dünyamızı kurtarmak amacıyla başka bir gezegenden gönderilen Omni-Man’i okuyorduk.
Viltrumite ırkından olan Omni-Man bir süre sonra kendi ailesi ve ırkıyla karşılaşacak ikileme girecektir. Babası tarafından ona verilen süper güçlerinin kullanımı tüm yaşamını sorgulatacak duruma getirecektir. Modern çizimlerin içerisine sıkışmış karanlık hava ile 50 ve 60’ların Gümüş Çizgi Roman çağını anımsatan kurgusu sayesinde Invincible diğer süperkahraman hikayeleri arasından sıyrılmayı başarmıştır.
22- Powers

İlk olarak Image Comics tarafından yayımlanan ve daha sonra Marvel’ın bir alt kolu Icon üzerinden sunulan Powers, Brian Michael Bendis tarafından yazılmakta ve Michael Avon Oeming tarafından çizilmekteydi. 2000 yılında başlanan çalışma bugün hâlâ devam etmekte.
Christian Walker ve Deena Pilgrim, insanüstü güçlere sahip kahramanların peşinde kedi-fare oyunu oynayan iki süper gücü bulunmayan dedektif. Polisiye konusu ve kendine has çizimleri sayesinde “Süper kahramanları kim takip ediyor” konseptini başarıyla kağıda dökmüş bir roman.
21- Planetary

Planetery, DC Comics’in Wildstorm kolu tarafından hazırlanmış başarılı bir çalışma. Çizgi romanın başında Warren Ellis ve John Cassaday bulunmakta. Sadece 27 sayı olarak sunulan Planetary, akıllara kazınmış Amerikan çizgi romanlarından biridir.
Kendilerine “Archaeologists of the Imposibble – İmkansızın Arkeologları” diyen 4 kişilik bir grup dünyanın tüm gizemlerini ortaya çıkarmayı kafaya koyarlar. İnsan aklına gelebilecek gizli kalmış tüm fenomenler, canavarlar, tarihte geçen ancak asla bulunamayan eşyalar Planetary çizgi romanıyla birlikte açığa çıkıyor.
20- Scalped

Her zaman için ağızları açık bırakan çalışmalarıyla ünlü Vertigo’dan yayımlanan Scalped bir süper kahraman hikayesi değildi. Noir-Dedektif hikayelerine taş çıkaracak bir kültürel maceraydı. Jason Aaron ve R. M. Gueare tarafından okuyucu karşısına çıkarılan hikaye 2007 yılından bu yana 60 sayıyla bitmiş durumda.
Güney Dakota’da, Kızılderililere ayrılmış Rezarvasyon bölgesinde yaşamakta olan Oglala Kabilesi’nden Dashiell Bad Horse 15 sene sonra evine döner. Dönmesine döner ama burada yıllar önce öldürülen iki FBI ajanının izini sürmektedir. Biraz macera, biraz polisiye gerilim. Kızılderililerden de hoşlanıyorsanız eğer, Scalped okunmayı bekleyen serilerden biridir.
19- Hellboy

Mike Mignola’nın yazıp çizdiği en efsane dedektiflerden biri, Hellboy. İlk çıktığı 1994 yılından bu yana 12 cilt çıkarıp final yapan ve yan konuların halen devam ettiği Hellboy, şahsi görüşümce buradan açıklayarak bitirilemez. Ülkemizde ilk 6 sayısı çevrilen Hellboy’un, 2 adet uzun metraj filmi bulunmaktadır. Guillermo del Toro’nun yönetmen koltuğunda oturduğu 2 filmin başrolünde Ron Pearlman oynamıştı.
Ancak konu sinema değil, çizgi roman. Hellboy, bize bilindik dünyanın kapalı kalmış kapılarını sonuna kadar açan büyük kırmızı bir yaratık. Asıl adı Anung Un Rama olan ve sağ kolu taştan Hellboy, Amerikan ordusu tarafından Nazilerin elinden kaçırılmış bir tür varlık.
Hükümet tarafından gizlice kurulan “Bureau for Paranormal Research and Defense – Paranormal Olaylar Araştırma ve Koruma Bürosu (B.P.P.D)” tarafından koruma altına alınan Hellboy aslında bir dedektiftir. Dünya’nın tüm köşelerinde bekleyen korku salan ve insan öldürmeye hazır duran yaratıkları bulan Hellboy, bir yandan geçmişi ile mücadele etmekte onu dünyaya celbeden Rasputin’e karşı koymaktadır.
Şeytani görünümünün arkasında, kocaman bir kalbi olan ve espriden anlayan Hellboy’un Abe Sapien, Liz Sherman, Roger the Homonculus gibi yakın dostları da bulunmaktadır. Yaratık pataklamaktan, büyük silahlardan ve büyük purolardan hoşlanan Hellboy’un her karesi, her kelimesi sizi tatmin edecektir.
18- Astonishing X-Men

Joss Whedon ve John Cassaday tarafından yaratılan ve sonrasında bir çok yazar-çizer değişikliğine uğrayan Astonishing X-Men, kuşkusuz Marvel’ın en iyi süper kahraman serilerinden biridir. Mutant güçlere sahip olan Wolverine, Storm, Emma Frost, Beast gibi karakterler üzerine yoğunlaşan seri X-Men tarihinin bir çok konusunu ele almakta.
Düzgün bir zaman çizgisini takip etmese de başlıca Gifted, Dangerous, Torn ve Unstoppable ciltleri okunması gerekenler arasında önerilebilir. Genel konu olarak belirli şeyler olmasa da, X-Men hakkında aradığınız her türlü şeyi, uzaylı gezegenler, dünya yıkan silahlar, ihanet, intikam, komplo teorisi Astonishing X-Men’de sizi bekliyor.
17- League of Extraordinary Gentlemen

Bir işin başında Alan Moore olduktan sonra kötü bir şey çıkma ihtimali oldukça düşmekte. Bunun yanına Kevin O’Neill’in müthiş çizgileri de katılınca Legue of Extraordinary Gentlemen tadından yenmeyecek bir çizgi roman oluyor. 2003 yılında çekilmiş, başrolünde Sean Connery’nin oynadığı filmi sakın dikkate almayın. Çünkü bu gerçekten en beyefendi yaratıkların yer aldığı bir seri.
İngiliz ve Amerikan edebiyatının unutulmaz yaratık ve süper güçlere sahip adamlarını konu alan hikaye Viktoryan İngiliz havasının tüm tutkusunu teneffüs ettirmektedir. Görünmez Adam, Dr. Henry Jekyll, Kaptan Nemo, Tom Sawyer ve hatta Dracula’nın kısa süreli karısı Mina Harker’ın bulunduğu bir kahraman topluluğu elbette Alan Moore’un müthiş kurgusuyla mükemmel hale gelmekte.
16- X-Men: Days of Future Past

Listeye girmeyi başarmış ikinci bir X-Men serisi. Chris Claremont ve John Byrne tarafından, belki de ortaya konulmuş en garip en heyecanlı mutant serisidir. Jean Grey üzerine odaklanmış, The Dark Phoenix Saga’nın başarısının devamı niteliğinde olan Days of Future Past, distopik bir Marvel evreninde geçmekte.
Tüm dünya, kontrol altında tutulan polis-hükümetler tarafından yönetilmektedir. Mutantlara yer yoktur ve devasa robotlar yakaladıkları her mutantı öldürme ya da tutuklayıp toplama kampına götürme yetkisine sahiptir. Yaşlanmış Wolverine’i gördüğümüz seride Kitty Pryde, zihnini zamanda yolculuk ederek genç olan haliyle birleştirmeye ve herkesi uyarmaya çalışmaktadır.
1981 yılında çıkarılan Days of Future Past, takipçileri tarafından En iyi 25 Marvel Çizgi Romanı arasına girmiştir.
15- Fables

2002 yılında Vertigo tarafından yayınlanmaya başlayan ve 100 sayıdan fazla çıkaran Fables’in yaratıcı ismi Bill Willingham. Son zamanlarda oldukça tutulan gerçek dünya – masal dünyası çakışmasını ele alan çalışmalar arasında ön plana çıkmış, adından sıkça söz ettiren bir çizgi roman.
Kendilerini New York’un göbeğinde bulan bir çok masal kahramanı, şaşkınlıklarını atmaya çalışarak neden burada olduklarını anlamaya çalışmalarını konu alan eşsiz, epik bir masal. Masallardaki hayvan karakterlerin farklı bir çiftlikte yaşadığı, sadece insan görünümlü karakterlerin yaşamasına izin verilen New York’un ortasındaki Fabletown’da sürekli farklı olaylar gelişiyor. Pamuk Prenses’in yönettiği Fabletown’ı ziyaret etmenizi öneririz.
14- Superman: Red Son

2004 yılının Eisner Ödüllü 3 sayılık çizgi roman serisi Superman: Red Son, bir “ya böyle olsaydı” çalışmasıydı. Yani Superman, Kuzey Amerika’nın Kansas eyaletine düşmek yerine Sovyet Rusya’nın topraklarına düşseydi ne olurdu? İşte bunun cevabını DC Comics, Elseworlds alt çalışması ve Mark Millar’ın mükemmel kurgusu ile yaptı.
Batman, Wonder Woman gibi karakterlerin de yan rollerde gözüktüğü Red Son çalışmasında, Varşova Paktı üzerine yemin eden, Sovyet Rusya’nın en büyük yoldaşı Superman’i görüyoruz. Stalin ve Sosyalizm için mücadele veren, dünyanın en güçlü adamı Superman, üzerinde ki büyük “S” harfi yerine kominizmi belirten orak ve çekiç logosunu taşımakta. Farklı tatlar arayan ve içeriğinde bulunan az da olsa siyasi atışmaları görmek isteyenler için birebir.
13- 100 Bullets

Yine bir Eisner ve Harvey ödüllü çizgi roman karşımızda. 100 Bullets, Vertigo okuyucularını tatmin edecek bir başka uzun soluklu maceraydı. 1999 yılında başlayıp, 100 sayı çıkaran ve 10 senede biten çizgi romanın yaratıcısı Brian Azzarello ve Eduardo Risso.
Diğer Suç ve Noir-dedektiflik hikayelerine göre kendi çizgisini ve havasını yakalamış bir seriydi. Koyu bir realizm içerisinde, tutkuyu moral edinmiş, mükemmel olmayan karakterler üzerine kuruluydu. Hatta bir çoklarına göre çizgi roman yerine roman olmalıydı.
Eğer biri size gelip içerisinde 100 mermi ve bir tabanca bulunan bir çanta verseydi ve sizin de öc almanız gereken bir sürü insan olsaydı ne yapardınız. İşte bu sorunun cevabı Agent Graves ve Mr. Shepherd gibi ana karakterler üzerine kurulu hikayede bulabileceksiniz.
12- Batman: Year One

300, Sin City gibi çalışmalarla kendi çizgi roman havasını belirlemiş yazar Frank Miller ve noir çalışmasıyla David Mazzucchelli Batman: Year One’da bizleri oldukça şaşırtıyor. 1986 yılında çıkan ve yine Frank Miller’ın çalışması olan Batman: The Dark Knight Returns oldukça ses getirmişti.
1 sene sonrasında Batman tekrar Miller’a teslim edilmiş, Year One adı altında Batman’in ve Gotham Şehri Polis Departmanı’ndan Jim Gordon’ın kariyerlerine odaklanmış bir emekleme hikayesi okumaktaydık. Dövüş sanatları, bilim, dedektiflik, mekanik gibi konularda uzmanlaşıp 12 yıl sonra Gotham Şehri’ne dönen Bruce Wayne artık Batman maskesini giymeye hazırdır.
Bir yandan Batmanliği öğrenen Bruce Wayne, öte yandan Gotham’ın pis suç dünyasını anlamaya çalışan Jim Gordon’ın yollarının keşismesiyle enfes bir Batman hikayesi ortaya çıkıyor.
11- Watchmen

“Who watches the watchmen? – Gözcüleri Kim Gözlüyor?” sorusuna cevap aranan inanılmaz kalitede bir seri. Watchmen listeye tekrar girmeyi başaran ve her zaman için başaracak Alan Moore tarafından yaratıldı, Dave Gibbons’ın kalemi tarafından hayat verildi.
1986 yılında basılan ve Zack Snyder’ın 2009 yılında filme aldığı Watchmen, ele aldığı konu ve içerdiği ince göndermeleriyle okuyan herkesi etkilemeyi başarmıştır. Konu olarak distopik ve paralel bir A.B.D.’de geçen hikayede, hükümet için çalışan ve korunan bir grup süper kahramanın zamana ve hatta uzaya uzanan hikayesini okuyoruz.
Vietnam Savaşı için de kendilerini ön plana koyan bu süper kahraman birliğinin yozlaştığını düşünen halk bir süre sonra grubu zorla iptal ettirirler. Hükümetin ajanları konumunda olan kahramanların bir çoğu bu durumdan memnun olsa da aralarında tek insan üstü güçlere sahip Dr. Manhattan ve inatçı Komedyen gibi karakterler olayın peşini bırakmazlar. Olay Komedyen’in öldürülmesi ile zirve yapar ve kahramanların olayı çözümlemeye çalışmasıyla sürer.
Detaylı karakter çizimleri ve kurgusuyla Watchmen, Amerikan çizgi roman kültürünün yapı taşlarından biri haline gelmiştir. Alan Moore’un yarattığı çizgi roman’ı çocuğu gibi koruması sonuç vermememiş, kendisini dahil etmediği bir filmi çekilmişti. Sitemizde de duyurduğumuz “Before Watchmen” serisi ise Alan Moore’un kendi isteği doğrultusunda hazırlanmış bir seri olacaktır.
10- Preacher

Listeyi ele geçirmiş Vertigo’nun bir çalışması daha sizlerle. Son dönemece geldiğimizde artık bu noktadan sonra mutlaka ama mutlaka okumanız gereken seriler geldiğini size hatırlamayı bir görev bilirim. Preacher 1995-2000 yılları arasında Garth Ennis ve Steve Dillon tarafından hazırlandı.
Modern dünyanın iblis-melek, tanrı-şeytan gibi iyi-kötü ikilemleri üzerine kurulmuş soluk kesen bir hikayesi vardı. Texas’ın ufak bir kasabası olan Annville’de Vaiz veren bir adam olan Jesse Custer’ın hayatı birden değişecektir. Bir şeytan ve iblisin beraberliğinden izinsiz şekilde ortaya çıkan Genesis adlı oluşumun Jesse Custer’ın vücuduna girmesiyle, bildiği her şey artık değişecektir.
İşin ilgi çekecek kısmı ise bir şeytan kadar saf kötülük içeren ve bir melek kadar iyiliğe düşkün olması sebebiyle Tanrı’nın kendisine bile karşı çıkabilecek bir yapıya ulaşan Jesse’nin zaman zaman karamsar zaman zaman da dünyanın en güçlü “varlığı” olması üzerine yazılmış müthiş bir hikaye.
9- Batman: The Dark Knight Returns

Bir kaç sıra önce adından bahsettiğimiz ve sizi buna hazırladığımız The Dark Knight Returns, hem Batman için hem Amerikan Süper Kahraman Çizgi Roman kültürü için hem de Frank Miller için dönüm noktasıdır. Bu kadar dönüm noktasının bir noktada birleştiği The Dark Knight Returns’ün ekibinde Miller’dan başka Klaus Janson ve Lynn Varley bulunmaktaydı.
55 yaşına gelip emekli olan Bruce Wayne bir kez daha Batman kostümünü giyerek suç dünyasına ve kokuşmuş hükümete karşı mücadeleye geçmektedir. Sadece Batman değil, Harvey “İki Yüz” Dent ve Joker gibi karakterler de Batman’in dönüşüyle Gotham Şehri’nde korkularını salmaya başlamaktadır.
Dönemin ergen süper kahraman ve yetersiz konuları karşısına bomba gibi düşen ve bir çok okuyucuyu tekrar Batman’i sevdiren The Dark Knight Returns, 2001 yılında The Dark Knight Strikes Again serisi ile okuyucu ile buluşmuştu.
8- The Walking Dead

Zombi, artık bir korkudan çok kültür haline gelmiş bir konudur. Zombi filmleri, zombili oyunlar, korkunç zombi rüyalarının ardından piyasadaki yokluğu doyuran The Walking Dead, sessiz ve sakince piyasaya sürülmüş bir zombi çizgi romanıydı.
George Romero tarafından kült haline getirilen zombi fikrini baz alan ve süper güçlere sahip olmayan zombilerle bir kez daha karşı karşıyaydık. Robert Kirkman tarafından yazılan, Tony Moore tarafından çizilen -ki daha sonra onun yerine Charlie Adlard geldi- Walking Dead, Image Comics tarafından çıkarılmakta.
Aylık olarak çıkan ve 95 sayıya ulaşan Walking Dead, ülkemizde Marmara Çizgi tarafından başarıyla çevrilmekte ve okuyucularla buluşturulmaktadır. Hikayenin başında Rick Grimes adındaki şerif karakterini görmekteyiz. Bir silahlı çatışma sonucu hastaneyi boylamış, uyandığında ise bütün dünyanın kan gölüne döndüğünü görmektedir.
Üzerindeki şoku atamadan ailesinin peşine düşen ve çevrede onu öldürmeye çalışan zombilerin varlığının farkına varan Rick Grimes, hayatta kalma mücadelesi için tüm güçlerini kullanmanın zamanı geldiğini anlamıştır. Tüm güçleri derken gözlerinden ışın çıkarma ya da süper yumruk gibi güçler değil. Biz insanlara bahşedilmiş düşünme ve özel kabiliyetleri sayesinde.
Walking Dead’i bu kadar ünlü yapan da işte bu. Süper kahramanların dünyayı zombilerden temizlediği bir hikaye yerine, ufak bir grubun hayatta kalma mücadelesini izlemekteyiz. Hemen hemen her ciltte bir karakterin öldüğü, hataya izin vermeyen yavaşça Post-Apocalyptic havaya bürünen bir hikaye ile karşı karşıyayız.
TV dizisinden mümkün olduğunca uzak durmanızı salık verip, çizgi romanın daha doyurucu ve başarılı olan sayılarını okumanızı tavsiye ederim.
7- Scott Pilgrim

Bağımsız çalışmalar eğer piyasadaki diğer “bağımlı” çalışmalardan farklıysa ve adını duyurabilecek kapasitedeyse her zaman için listenin üst taraflarına çıkmaya hak kazanır. Alan Moore, Frank Miller gibi usta yazarların çalışmalarının üzerinde bulunan Scott Pilgrim bunun en iyi örneği.
Basit, siyah beyaz çizime sahip olan Scott Pilgrim, çizgi romana adını veren karakterin garip hikayesini ele almaktaydı. 23 yaşında, Sex Bob-omb isimli grubun bas gitarcısı olan ve Toronto’da yaşayan Scott Pilgrim’in bildiği her şey hayatına Ramona Flowers adında ki kızın girmesiyle tamamen değişecektir.
Onun kalbini ve sevgisini kazanmak bir yana beraber bir ilişkiye başlamak için eski 7 ex-aşkını pataklaması gerekmektedir. Oldukça uyuşuk ve vurdumduymaz bir karakter olan Scott, bir anda 90’ların video oyunlarını aratmayacak şekilde yerinden fırlayarak görevini yerine getirmeye çalışır.
90’ların bilgisayar oyunları, müzikleri ve dönemin takıntıları üzerine büyümüş insanları anlatan harikulade bir çalışma. Aynı ismi taşıyan bir adet 8-bit bilgisayar oyunu ve Edgar Wright tarafından çekilmiş 2010 yapımlı başarılı bir filmi de bulunmaktadır.
6- Y: The Last Man

Brian K. Vaughan ve Pia Guerra tarafından yaratılan bu post-fütüristik, apocalyptic seri Y: The Last Man okunabilecek en iyi yapımlardan biri. Dünya’daki erkek memeli canlıların bir anda ölmesiyle hikayemiz başlıyor. Ana karakterimiz Yorrick ve onun en yakın dostu maymunu, yeryüzünde kalan son erkek canlılar olabilme ihtimali üzerinde durmaktadırlar.
Post-apocalyptic kurguyu sonuna kadar kullananan ve müthiş dramatik bir sonu bulunan Y: The Last Man, 2002-2008 yılları arasında Vertigo tarafından piyasaya sürülmüştü.
5- Persopolis

Marjane Satrapi adlı İranlı kadının hayat öyküsünü anlatan Persepolis, yaşamın ne kadar enteresan olduğuna dair bir yapıt. İran-Irak savaşı sırasında İran’da büyüyen ufak Marjane, ailesi onun baskı altında kalmaması için Avrupa’ya eğitime gönderir. Doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt etmede güçlük çeken küçük Marjane, Avrupa’da eğitim görürken bir yandan bedenen ve ruhen büyümektedir.
Ülkesine döndükten sonra burada yaşanan devrime ayak uydurmaya çalışan İranlı kızın hikayesi, dönemin karanlık köşelerini de aydınlatmaktadır. Fransızca yayımlanan çalışma daha sonrasında Türkçe olmak üzere bir çok dile çevrilmiştir. Aynı isim üzerinden bir adet filmi bulunan Persopolis, Yakın-Doğu tarihini merak eden ve İran-İslam devrimini incelemek isteyenleri konuya yakınlaştırıyor.
4- Palestine

Joe Sacco’nun kendi yaşam öyküsü ve tecrübe ettiklerinden yola çıkarak hazırlanan Palestine, 1991-1992 yıllarında Intifade örgütünün yükselişe geçtiği Gazza Şeridi’ndeki olayları anlatmakta.
Müslüman Araplar ve Musevi İsrail arasında yaşanan silahli çatışmaların yanı sıra, insanların yaşadığı psikolojik baskıyı süper kahramanlara ya da doğal üstü olaylara yer vermeden anlatılmış.
3- Rising Stars

Babylon 5 gibi unutulmaz bir bilimkurgu dizisini yazan J. Michael Straczynski’nin elinden kötü bir şey çıkmayacağı barizdir. 1999 yılında çıkarılan Rising Stars, bir Amerikan kasabasına gökten düşen meteorun insanlar üzerinde yarattığı etki üzerine bir çalışma. 113 kişiyi etkileyen bu meteor, onlara özel güçler kazandıracak ve toplumun içerisinde yükselen yıldızlar haline getirecektir.
Klasik Spiderman ya da X-Men maceralarından çok karakterlerin düşünce yapısına kadar inen ve onların yaşamlarını konu alan çalışma, bu 113 karakterin toplumun bazı kesimlerince dışlanmasını da konu almakta. Farklılıkların gerçek dünyada aslında ne kadar itici bulunabileceğini anlatan Rising Stars, 24 sayı ile 1999-2005 yılları arasında yayımlanmıştı.
2- Maus

Maus: A Survivor’s Tale, Nazi soykırımından kurtulan Vladek Spiegelman’ın yaşam öyküsü. Babasının anlattıklarından yola çıkarak bu çalışmayı ortaya koyan Art Spiegelman, ortamı biraz hareketlendirmek için insan yerine fare çizimleri kullanmıştır. Siyah-beyaz olarak çalıştığı Maus, Polonyolı Yahudilerin, 2. Dünya Savaşı’nda yaşadıklarını bizlere göstermektedir.
İlk cildi 1986 yılında, ikinci cildi 1991 yılında çıkan Maus, 1992 yılında Pulitzer Özel Ödülü’ne layık görülmüştür.
1- Sandman

Neil Gaiman’ı dünyaca ünlü yapan çalışması Sandman 1989 ve 1996 yılları arasında 75 sayı olarak Vertigo’dan çıktı. 7 ölümsüz kardeşten biri olan Dream (Morpheus)’in hikayesini bizimle paylaşan Gaiman’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Rüyaların ve kabusların efendisi olan Sandman, geceleri tüm insanları uykuya daldıran büyülü bir toz serper ve bu toz, sabahları kalktığınızda gözlerinizde çapaklaşır.
Sandman’in hikayesi okuyan herkesi içine çeken bir dünya yaratmıştır. Çizim tekniği, içerdiği mistik konusu Sandman’i en çok satan ve en çok beğenilen çizgi romanlar arasında yükselişe çıkarmıştır. Yer yer tanrıların gizli dağlarına çıkan Sandman, yakın dostu Lucifer ile beraber hoşsohbet muhabbete dahi giren önemli bir karakterdir.
Sonsuzluğu yansıtan gözleri ve yerinde duramayan paltosuyla, 1991 yılında “A Midsummer Night’s Dream” sayısıyla Dünya Fantezi Ödülü’nü En İyi Kısa Kurgu dalında kazanmıştır. Bir çizgi romanın bu ödülü almasına çokça kişi tepki gösterince ödül kurallarında değişikliğe bile gidilmiştir. Çünkü bu ödüle daha önce hiç bir çizgi roman yazarı sahip olamamıştır. 26 farklı Eisner Ödülü bulunan Sandman, geek dünyası ve çizgi roman severlerin asla ellerinden bırakamayacakları soluksuz ve bir o kadar uykusuz dünya sermektedir.
Neil Gaiman’ı dünyaca ünlü yapan ve diğer çalışmaları için önünü açan Sandman, dünyamızın aslında ne kadar fantastik olduğunu anlatan ve bunun farkına varabilmek için uyumamız gerektiğini sürekli yenileyen bir çalışma.





