Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Muhteşem Bir Son – Uncharted 4: A Thief’s End İncelemesi

Muhteşem Bir Son – Uncharted 4: A Thief’s End İncelemesi

uncharted-4-banner

Bir oyundan öte Nathan Drake’in ağıtına, son şarkısına hoş geldiniz. Oyun dünyasının belki de en sempatik hırsızı, gözüpek hazine avcısı olan Nathan Drake son macerasına davet ediyor hepimizi.

”Gözlerimi kapattım… Şöyle bir geriye dönüp geçmişe bakıyorum… Vay be, nasıl bir hayatım olmuş benim böyle? Atlattığım badireler, kazandığım ve kaybettiğim dostlar… Ya keşfettiğim hazinelere ne demeli? El Dorado, Şambala, Cintamani Taşı, Iram Şehri… Normal bir hayatım olmalı artık, Elena’yı tehlikelerden uzak tutmalıyım. Gene de… Son bir defadan bir şey olmaz, değil mi?”

PlayStation 3’te muhteşem üç oyun ile artık bizden birine dönüşen, aileden saydığımız Nathan, PS4’teki ilk ve son macerasına atılıyor. Evet, ister istemez hüzünlü bir yolculuğa çıkacağız biz de onunla, gönlümüzü bile çalan hırsızımıza hoşçakal diyeceğiz.

Bir Hırsızın Sonu adeta bir ömür gibi gelen bekleyişin ardından çıktı ve o günden beri dış dünyadan kopmuş vaziyetteyiz. Drake’in alaycılığını bile gölgeleyen karamsar ruh hali, sıkıntıları bize de geçmiş durumda. Anladık ki bu eski dosttan kopmak istemiyoruz ama Naughty Dog da yeni sulara yelken açmak, tek bir markaya ömür boyu bağlanmak istemiyor. Girişi daha fazla uzatmaya gerek yok, hadi bizi sabırsızca çağıran Nathan’ın yanına gidelim artık.

Emeklilik Yıllarına Ara Vermek

uncharted-4-gorsel-004

Hikayemiz Drake’s Deception’ın finalinden üç yıl sonrasına götürüyor bizleri. Nathan ve ilk kez tanıştığımız abisi Sam fırtınanın ortasında bir grup düşman botundan kaçmaktadırlar. Biz neler olduğunu anlamadan zamanda geri gidip abi kardeşin çocukluk dönemlerine tanık oluyoruz. Bu bağ kurma sürecinin ardından başka bir zaman dilimine gidiyoruz. Hırsızlık ve hazine avcılığını bir kenara bırakmış, Elena ile evlenmiş ve sıradan bir masa başı işe sahip olan Nathan’ın yıllar önce kaybettiğini sandığı abisi Sam ortaya çıkıyor ve başı belada olduğu için çıkışı kardeşinde arıyor. Maceralı dönemleri geride bırakan ama özlemle anan Nathan için geri çevrilemeyecek bir fırsat bu elbette. Bu yüzden son bir kez daha macera diyor Nathan ve meşhur korsan Henry Avery’nin hazinesini bulmak için ölümcül bir yolculuğa çıkıyorlar.

A Thief’s End’in hikayesi serinin bildik tonunda start alıyor ama çabucak şunu anlıyoruz, Nathan’ın en olgun macerası ile karşı karşıyayız. Kişisel meseleler, içsel problemler ve aile gibi önemli kavramlarla boğuşuyor kahramanımız, belki de hiç olmadığı kadar ”gerçek” bir karaktere dönüşüyor final oyununda. Aileden kopuk ve yetimhanede geçen çocukluğun getirdiği travmaları Nathan’ın konuşmalarından, tek dayanağı olarak gördüğü abisine olan bağlılığından rahatlıkla görebiliyoruz. Nathan hala alabildiğine geyik, esprili ve renkli bir karakter ama son oyunda onun da sıkıntıları olan, iç meseleleri yüzünden karmaşık ruh hallerine bürünebilen, etten kemikten bir insan olduğunu gözlemlemek oldukça keyifli.

Naughty Dog belli ki büyücülerden oluşan bir ekip, bu grafiklere bakınca rahatlıkla sizlerle paylaşabileceğimiz bir bilgi bu. En ufak detaylardan tutun da gözün ilk dikkat ettiği alanlara kadar her yerde resmen coşuyor oyun. Artık son nesil olarak adlandırılan yeni nesil gecikmeli de olsa Uncharted 4 sayesinde geldi. A Thief’s End’e bakıp da kusur bulan, şurası olmamış ki diyebilen bizden değildir (biz kimiz?). Oyunun görsel olarak ne kadar zorlayıcı olduğu bile her şeyin kanıtı aslında. Uncharted 4 çalışırken PlayStation 4 son nefesini vermek üzere olan 1950 model kamyonet gibi sesler çıkartıyor. Fotoğraf modu başta olmak üzere bazı multiplayer özellikler ve ekstralar diske bile sığamamış, 5 GB’lik ilk gün yaması ile tamamlanıyor Uncharted 4.

Grafikler Tek Kelimeyle Muhteşem

uncharted-4-gorsel-001

Yüz animasyonları ve modellemelerine bakınca ölmüş dedemi görmüş gibi sevinç içinde ağladım. Bu nasıl bir detay, nasıl işçilik? Eşsiz detaylar sayesinde Nathan başta olmak üzere her bir karakter alabildiğine canlı. Dertlerini, sevinçlerini, anlık sıkıntılarını yüzlerinden okuyabiliyorsunuz resmen. Mimiklerdeki zenginliği görmeniz gerek. Nathan’ın şaşırdığı, güldüğü, kızdığı ve korktuğu her saniye aynı duyguları biz de yoğun bir şekilde yaşıyoruz, hissediyoruz. Bu detaylar sadece sinematiklerde yer almıyor. Oyun içindeyken bile bu detayları rahatlıkla yakalayabilmek şaşırtıcı bir güzellik.

Beden animasyonları da leziz mi leziz. Nathan gene mantık sınırlarını zorlayan bir serilikle sağa sola tırmanıyor ama bu sefer vücuduna gerçekçi bir ağırlık vermeyi başarmış Naughty Dog. Bir yere tutunup tırmanırken zorlandığını net bir şekilde hissediyorsunuz. Zaman zaman yüzeyle bedenin iç içe girmesi sorunu var ancak bu o kadar nadir karşımıza çıkan bir sorun ki, varlığını kabul bile etmiyoruz açıkçası. Şöyle detaylar da var zaten; abiniz Sam ile aynı platforma tutunurken onun üzerinden geçmeyi deneyin. Nathan uygun eliyle Sam’in omuzunu tutarak tamamlıyor geçişini. Dibine kadar gerçeklik mottosunu kovalamış Naughty Dog, bunu başarmış da.

Sıkı beden animasyonları oyunun her yerinde. Multiplayer modunda bile sağlam ragdoll fiziğini göreceksiniz. Ölünce yere düşmeler gerçekçi, darbe alınan yere göre seriliyoruz son yatağımıza. Gene karşılaştığım ve görünce şaşırıp çok eğlendiğim bir örnekle durumu açıklamaya çalışayım. Multiplayer modda Sully ile oynuyorum. Yaşlı kurt ile siper almış, bir düşmana aklımca taktiksel bir şekilde kurşun yağdırıyorum. O sırada arkama dolaşan bir düşman şarjörünü üzerime boşalttı. Beni yere seren son kurşun ise tam popoma isabet etti. O darbeyi yiyen Sully ise ellerini artık delinmiş kaba etine götürüp yere serildi. Başka sözüm yok, köşeme çekiliyorum hakim bey!

Hazinenin Peşinde

uncharted-4-gorsel-008

Karakterler dibimizi düşürdü, tamam ama ya mekanlara ne demeli? Korsan Avery’nin izinden gidince doğal olarak daha tropik mekanlara adım atıyoruz öykü ilerledikçe. Egzotik mekanlara adım attığımızda oyunun ne kadar detay çılgını olduğunu da bir kez daha anlıyoruz. Ağaçlar, yeşillikler, doğa öylesine gerçekçi ki, ekranda dönen işlere inanmak güçleşiyor. Rüzgar ile hareket eden dallara, arasında gezindiğimizde bizimle temasa geçip gerçekçi bir şekilde sağa sola bükülen yapraklara bakıp kısa süreli koma geçirmek çok kolay. Medeniyetin ön plana çıktığı bölümlerde de eşsiz detaylar bizleri bekliyor. Müthiş yapılar ve içlerindeki incecik detaylara bakıp ağzımızdan şu cümle çıktı defalarca: ”Yok artık!”.

İnce detaylar demişken, Naughty Dog bu konuda işin suyunu çıkarmış cidden. Nathan’ın kollarındaki damarların şişip indiğini, kıllarının bile hareket ettiğini, araba sürerken saçlarının rüzgarın yönüne göre sürekli yer değiştirdiğini, suya veya çamura düştüğünde üstünün başının kirlendiğini, biraz koşturunca ter içinde kaldığını görünce hak vereceksiniz bize. Çamurlu Madagaskar kırsalında dolanırken arazi aracınızın dışının nasıl çamur olduğunu görünce hayret edeceksiniz. Sürekli soluk alın bu oyunda, hep koşturarak güzelim detayları kaçırmanızı istemem açıkçası. Durun arada bir, kamerayı kontrol edip etrafı izleyin, size sunulan güzellikleri ıskalamayın.

Hikaye modu 1080p ve 30fps değerlerine sahip. Neden 60fps diye çemkirmeyin sakın, oyunun görsel detaylarını 30fps’de daha iyi anlıyoruz ve ince işçilik karambole gitmiyor. Multiplayer modunda ise grafikleri kısıyor Naughty Dog, bunu hemen fark edeceksiniz zaten. Hikayedeki o eşsiz görsellik multiplayer arenada yok. Zaten öyle detaylı bir işçilik beklemek de hayalcilik olur. Buradaki artı ise multiplayer modunda oyunun vitesi 60fps’ye yükseltmesi. Bu da maçların yağ gibi akmasını, sorunsuz bir oynanabilirliğe sahip olmanızı sağlıyor.

Film Tadında Senaryo

uncharted-4-gorsel-003

Uncharted oyunlarına çizgisellik hakimdir ve sağlam hikaye anlatımını da bu çizgiselliğe borçludur seri. Oyuncuyu öyküden koparmayan oyun dinamikleri beraberinde sinematik anlatımı ve film tadında bir atmosferi getirir. Başka herhangi bir oyun için çizgisellik eksi hanesindedir ama Uncharted’da durumu lehine çevirmeyi net bir şekilde her zaman başardı Naughty Dog. A Thief’s End’de de çizgiselliğin varlığı hissediliyor ama burada kartı büyük oynamış yapım ekibi ve bizi ”açık dünya” diyemesek de gayet özgür haritalara salmış. Gideceğimiz noktayı ararken birden fazla yola sahibiz artık. Gizlice ilerlemek, bodoslama aksiyona dalmak veya hiç düşman yoksa etrafı iyice araştırıp hem hazineleri bulmak hem de oyunun her bir detayını keşfetmek sizin elinizde. Buradaki esneklik gayet doğal bir şekilde yedirilmiş oyuna, zorlama bir tercih listesi yok önünüzde. Bu doğallığı en son Deus Ex: Human Revolution’da hissetmiştim, büyük de keyif almıştım.

Hikaye modu gayet uzun süresiyle sizi dibine kadar tatmin edecek, emin olun. Nathan’ın(muhtemelen) son hikayesini tamamlamak için nereden baksanız 15-20 saat ayırmanız gerekiyor. Etrafı hiç araştırmadan robot gibi koşturan oyuncular bu süreyi 10-12 saate çekebilirler ama neler kaçıracaklar neler! Kaşif ruhu bu oyunun her yerinde, benden söylemesi. Haritalara doya doya ilerlemek birinci hedefiniz olsun. O zaman ödülünüz de büyük olacak zaten. Şaka değil, serinin o bulması keyifli ama zor olan hazineleri bu sefer cidden iyi saklanmışlar. Her birini bulmak için geniş şekilde tasarlanmış mekanları ciddi şekilde kolaçan etmelisiniz. Zaman zaman yeni jenerasyon Tomb Raider’daki gibi gitmeniz gereken yoldan bağımsız yerlere ve gizemlere çıkan saklı yerler bile keşfedeceksiniz.

Aksiyon konusunda Nathan’ın eline su dökmek zor. Serinin o kemikleşmiş siper nişancısı kimliği aynen korunmuş. Siper almak, sürekli yer değiştirmek ve düşmanları temizlerken o keskin nişancılığınızı konuşturmanız gene şart. Şartı geçtim, üçüncü oyun ile garip bir ruh haline giren kontrollerde yapılan iyileştirmeler sayesinde aksiyon inanılmaz keyifli. Ateş ederken silahların verdiği tepme hissi müthiş doyurucu. L2 ile nişan aldığınızda tam anlamıyla omzunuza konumlanan kamera sayesinde düşman şişlemenin dayanılmaz hazzı sarıyor bedeninizi. Nişan almadan yapılan atışlar da önemli ve etkili elbette. Bu atışları genelde multiplayer modunda peşinize sapık gibi takılan rakibinizi alt etmeye çalışırken sık sık kullanacaksınız ama, hikaye modunda pek de eliniz gitmeyecek.

Sadece Maceraya Değil, Aksiyona Da Doyduk!

uncharted-4-gorsel-007

Aksiyon demişken, yapay zekaya burada değinmek gerek. Bu konuda asla oyun dünyasının en sağlam örneği olmadı Uncharted serisi, A Thief’s End de bir istisna değil. Gizlendiğinizde sizi görüp kıllanıyorlar ama çabucak unutup hiç görmemiş gibi yollarına devam ediyorlar. Bu da tansiyonun kalitesini birazcık düşürüyor açıkçası. Naughty Dog yapay zeka işini The Last of Us’ta müthiş kotarmıştı, Uncharted 4’te ise bir tık altında işçilik. Gene de asla canınızı sıkmıyor bu konuda oyun, üzerinize koşup kurşun manyağı olmak için gönüllü bayrağını sallamıyor hiçbir düşman. Hatta sürekli aynı rotada ilerlemiyor, bir yerden sonra ansızın yollarını değiştirip sizi taktiksel anlamda sıkıştırıveriyorlar. Kısacası; A Thief’s End’de ortalama üstü bir yapay zeka var ancak asla sizin o pırlanta gibi zekanızı ciddi anlamda zorlamayı başaramıyor.

Siper al-ateş et serinin belkemiği olabilir ama bu sefer gizliliğe de oldukça önem vermiş Naughty Dog. Pek çok bölümde kocaman bir haritaya, doğrudan çatışmak istemeyeceğiniz kadar fazla düşmanın ortasına atacak sizi oyun. Yüksek çalılara girince otomatik olarak Nathan şunu demek istiyor size:”Çömelin ve sakince taktik yapın, düşman sayısını yavaşça ve gizlice azaltalım.”. Bu öneri çok keyifli bir oynanabilirliği beraberinde getiriyor, benden söylemesi. L2 ile nişan açıp L3 ile düşmanları da işaretlediniz mi tamamdır. Kimin nereye gittiğini rahatça görüp haritayı kontrolünüz altına alıyorsunuz ve artık iş sıkı bir taktik yaratmaya kalıyor.

Çalılarda saklanarak, duvar ve kayalara tırmanarak ve hatta yerine göre suyun altında yüzerek düşmanları bir bir temizlemek müthiş keyifli. Oyun sizi sürekli gizlenmeye de zorlamıyor. Yeterince düşmanı çaktırmadan temizlediğinize inandığınız anda silahınıza sarılıp işi Ramboculuğa dökmek tamamen sizin elinizde. Her şey organik bir yapıda ilerliyor, gizlilik bu noktada bitiyor, artık aksiyon diye sizi zorlamıyor asla oyun. Aksiyon da, gizlilik de siz istediğiniz sürece aktif rol oynuyor. Bu bize basit bir gerçeği net bir şekilde gösteriyor; Naughty Dog nerede ne yapması gerektiğini çok iyi bilen, harika bir ekip.

Gizli Hazineleri De Unutmayalım!

uncharted-4-gorsel-002

A Thief’s End’in bazı bölümlerinde arazi aracı ile dolanarak yolunuzu bulmaya çalışacaksınız. Bu bölümlerde (özellikle Madagaskar’da) oldukça geniş haritalarda direksiyon sallayacaksınız. Bu büyüklük ürkütmesin sizi, içinizdeki kaşifin çıkması gereken anlardan bunlar. İstediğiniz zaman araçtan inebildiğiniz için haritaların bazı gizemlerini keşfetmek tamamen sizin elinizde. Gitmeniz gereken yolu buldunuz mu? Orayı akılda tutup hemen ters yöne kırın direksiyonu ve görmediğiniz yerlerde neler var bir bakın. Hiçbir şey bulamazsanız bile müthiş manzaralara bakıp keyiflenebilirsiniz. Birkaç mekan bulmacasının çözümünde bile kendisine yer buluyor jipimiz, öyle de istekli rol kesmeye.

Hazır mekan bulmacası demişken, serinin olmazsa olmazı bulmacalara da değinelim artık. A Thief’s End’in bulmacaları çok ama çok keyifli. Hiçbiri sizi saatlerce içinden çıkamayacağınız kadar zorlamıyor, buna gerek de yok zaten. Elbette alnınıza ve avuçlarınıza hafiften ter oturtan zorlayıcı bulmacalar var oyunda ama azıcık beyin jimnastiği ile bunları kolayca aşacaksınız. Nate’in o meşhur not defteri de bu bulmacalarda en büyük dostunuz olacak. Sağı solu araştırırken gördüğü önemli detayları bu deftere karalıyor Nate. Dokunmatik panele basınca defterinizi açıyorsunuz ve önünüzdeki bulmacada size ipucu olacak detayları bu defterde görüyorsunuz. Oyunların saç baş yoldurmak yerine (seni andık nedense Dark Souls!) keyif vermesi gerektiğine inananlardan Uncharted 4. O yüzden sizi yormayan ve çözüme ulaşmanız adına çok da zorlamayan bulmacalarla oyun süresine keyif katıyor.

Yazıda sık sık içinizdeki kaşiften bahsettik. Bu oldukça önemli olmasa hiç bahsetmem, inanın bana. Dördüncü oyun size gidilecek yönü asla göstermiyor, hatta zaman zaman gizliyor bile. Bu bilinçli bir dizayn tercihi elbette, sizi etrafı iyice araştırmaya zorluyor. Bu araştırmacı ruh beraberinde pek çok ekstrayı getiriyor doğal olarak. Burada gerçek anlamda kaşif sizsiniz. Bölümleri iyice araştırırsanız her yerde aradığınız hazineler dışında hikayeye derinlik ve anlam katan mektuplar ve notlar buluyorsunuz. Genelde Avery ve ekibindekiler tarafından yazılmış olan mektuplarda o dönem neler döndüğüne dair güzel detaylar saklı ve bunları okumak çok keyifli. Ayrıca dönem eserlerini bulup incelemek de oyun sürenizin ufak ama hoş detaylarından olacaktır.

Üzerinde Yeniden Çalışılmış Oyun Mekanizması

uncharted-4-gorsel-005

Uncharted 3’ün garip kontrolleri sağ olsun, multiplayer modundan yeterince keyif alamamıştım. Düşman vurmak çok zordu, kör atışlar etkili değildi. Naughty Dog bu sefer dersini çok iyi çalışmış ve tüm kusurları gidermiş. 3. oyunda tam bir patates olan bendeniz, A Thief’s End’in multiplayer modunda sürekli söz sahibi olabiliyorum, güzel skorlar elde ediyorum. Kontroller müthiş; kanca ile salınıp yükseklere ulaşmak, tırmanmak ve en önemlisi nişan almak basit ve keyifli.

Beş kişiden oluşan iki takımın yer aldığı multiplayer arenada şu an için üç tane oyun modu yer almakta; bildiğimiz Team Deathmatch olan Takımlı Ölüm Mücadelesi, bölgeleri ele geçirip tuttukça puan kazandığımız yüksek tansiyon sahibi Hakimiyet ve aldığımız putu taşıyarak üssümüze götürmeye çalıştığımız keyifli Yağmalama.  Her modun kendini özel kılan bir yapısı var elbette. Takımlı Ölüm Mücadelesi en erişilebilir, hızlı ve taktiksel zorunluluk getirmeyen mod. Diğer iki oyun modu ise takım oyununa ve taktiğe oldukça önem veriyor. Her biri fazlasıyla keyifli, o yüzden tek bir moda takılıp kalmamanızı öneririm.

Multiplayer modda şu an için sekiz harita yer almakta. Hiçbiri önceki oyunlardan ödünç alınmamış ve boyut olarak gayet büyükler. Büyük dedik ama beşer kişilik iki takım için oyuncuların kaybolup 5 dakika düşman görmeden koşturmalarına yol açacak kadar da değil. Tam tadında her şey; dikey tasarım mantığı sayesinde yükseklere tırmanmanıza olanak tanıması, çatışmalara renk veren siper özelliğini etkili bir şekilde kullanmanızı sağlayan siperler ve kanca yeteneğini sık sık kullanmanıza izin vermesi ile harita tasarımları çok başarılı. Batık korsan gemisinden tropik bölgeye, Madagaskar şehrinden karlı tepelere oldukça farklı dokularda haritalarda maç yapacaksınız. Kaçıran vardır belki, Naughty Dog 2017 sonuna kadar çıkartacağı tüm harita paketleri ve eklentilerin tamamen ücretsiz olacağını duyurdu. İlki bu yaz düşecek olan paketlerle birlikte Uncharted 4’ün multiplayer modu da iyice renk kazanacak belli ki.

Multiplayer modu için daha önce olmayan bir özellik getirmiş Naughty Dog; mistikler. Doğaüstü güçler olarak özetlenebilecek bu güçler ilk başta kulağa çok hoş gelmiyor, değil mi? Sanki oyundaki eşitliği ve dengeyi bozacaklarmış gibi tınlıyorlar ama durum tam tersi. Mistikler çok keyifli ekstra güçler. Örnek verelim bir iki tane de resim daha netleşsin. El Dorado’nun Öfkesi isimli mistik mesela; bu mistiği satın alıp L1+R1 ile istediğiniz yere fırlattığınızda ilk oyunun finalinden hatırlayacağınız o büyük lahit doğuyor haritada. Bu lahitten fışkıran kötü ruhlar ise yakınlardaki düşmanlarınıza saplanıp zarar veriyor, enerjilerini düşürüyor. İyi bir yere atılmış El Dorado’nun Öfkesi’nin rakibe zararı çok büyük. Çintamani Taşı ise sağlık odaklı bir mistik. Takımınızda bir veya daha fazla oyuncu yerde yaralı iken bu taşı kullandığınızda hepsi iyileşip ayağa kalkıyor. Bu şekilde beş tane mistik yer alıyor oyunda.

Mistiklerin dışında bir de yardımcılar var hizmetimizde. Aksiyonda size arka çıkan bu yapay zekalı dostların da katkısı en az mistikler kadar. Örneğin; İri Kıyım Yardımcı sizi takip eden ve mitralyözü ile düşmanları geri püskürten, adı gibi iri bir arkadaş. Kurtarıcı Yardımcı ise sizin gölgeniz gibi ve yaralanıp yere düştüğünüzde hemen koşup sizi iyileştiriyor. Avcı Yardımcı ise tam bir bela, yakınlardaki düşmanın izini sürüp koşuyor ve onları arkadan yakalayıp tutuyor. Siz de bu esnada olanları izlemeyeceksiniz elbette, şarjörü boşaltacaksınız. Nişancı Yardımcı ise adı üstünde, keskin nişancı. Uzaklarda takılıp gözüne kestirdiği düşmanı dürbünlü tüfeği ile yaralıyor.

Multiplayer’a Renk Katmışlar

uncharted-4-gorsel-006

Peki bu mistik ve yardımcıları nasıl kullanıyoruz? Teçhizatınızda seçili olan mistik veya yardımcıyı satın almanız gerekiyor. Bunun içinde maç içinde başarılı olup para kazanmalı ve dokunmatik panel ile açılan menüden (paranız yetiyorsa) mistiğinizi veya yardımcınızı satın almalısınız. The Last of Us’tan ödünç alınan ilk özellik bu. Kazanılan paralar maç içinde geçerli sadece, bir sonrakine transfer olmuyor. Bu da sizi iyi oynamaya, düşman indirmeye zorluyor. Maçlara heyecan getirmek adına inanılmaz mantıklı bir hamle bu.

Mistik seçtiniz, yardımcınız da hazır. Bunların yanına bir de Güçlendirici koymaya ne dersiniz? Bu yan özellikleri seçtiğinizde sürekli aktif oluyorlar ve sizin oyun stilinize doğrudan etki ediyorlar. Yakın dövüşte daha sağlam yumruk atma, daha uzaktan takım arkadaşı iyileştirme gibi ufak ama çok önemli ekstra yeteneklerden oluşuyor Güçlendirici, o yüzden tercihlerinizi oyun stilinize uygun şekilde yapmanızda fayda var.

The Last of Us’ın multiplayer modundan bir özelliği daha çalmış Uncharted 4. Vurulup enerjiniz tükendiğinde hemen ölmüyorsunuz. Yere seriliyor ve takım arkadaşlarınızdan sizi iyileştirmeleri için yardım bekliyorsunuz. Bu esnada hareket etmek de serbest, böylece en yakın siperin arkasına sığınıp düşmanın sizi yere serecek son darbesinden kurtulmanız mümkün. Yere serilen düşmanı ister ateş ederek, isterseniz de koşup sağlam bir tekmeyle yere indirebiliyorsunuz. The Last of Us’tan aşina olduğumuz tekmeleri atmak çok keyifli, yemek ise üzücü. Bu bitirici darbeler sizin nakavt hanenize yazılıyor. Düşmanı ölmeden önce yere indirip süründürürseniz de indirme hanesine puan ekliyorsunuz. Bu eylemlerin hepsi size maç içi para olarak geri dönüyor.

Call of Duty’nin son oyunlarından hatırlayacağınız bir puan sistemine sahip ekipmanlarınız. Yolun başında 20 puana sahipsiniz. Seçtiğiniz her silah, mistik, yardımcı ve güçlendiricinin belli puanları var. Kendi ekipmanınızı oluştururken istediklerinizi seçtiğinizde toplam puandan silah ve ekstraların sahip oldukları puanlar düşüyor, böylece 20’yi tamamladığınızda başka bir ekstra seçemiyorsunuz. Örneğin; Copperhead SR7 isimli tüfek 5 puan. Bu tüfeği seçtiğinizde geriye 15 puanınız kalıyor. Mistiklerden birini seçtiğinizde ise 4 puanınız daha gidiyor ve geriye 11 puan kalıyor. Bu kısıtlama sizi zorlayacak elbette, en iyi ekipmanı kurmaya çalışırken oyun stilinizdeki önem sırasını belirleyecek ve ona göre ekipman seçeceksiniz. Tecrübe kazandıkça +1 puan kazanarak toplam hane sayınız artacak, bunu da not düşelim.

Seslendirme ve Sonuç

Uncharted 4’ün Türkçe seslendirmeleri müthiş. Önceki oyunlardaki müthiş performanslar aynen yakalanmış. Nate (Okan Yalabık) ve Sully (Ege Aydan) özellikle dikkat çekiyorlar ama yan karakterlerde de sıkıntı yok. Bir tek Nate’in eşi olan Elena’da ve Nate ile Sam’in çocukluk dönemlerinde biraz donuk bir seslendirme yapılmış gibi, o kadar. Henüz ilk turu attım oyunda ama ikinci turda orijinal seslendirme ile oynayacağım Uncharted 4’ü çünkü Nolan North başta olmak üzere orijinal seslendirme kadrosunun müthiş performanslarını da özlemedim değil.

Ses efektleri ödüllük yahu, bu nasıl bir işçilik böyle? Kayalara tırmanırken dökülen ufak taşların tıkırtılarına kadar her şey kolonlarınızda hayat buluyor. Dinamik ses kuşağı resmen efsane, kolonlar zevkten dans ediyor evimde (komşular için aynı şeyi söyleyemeyeceğim). Serinin tema müziği ise bu sefer geri planda. İlk başta garip bir tercih gibi gelse de, oyun için bestelenen ve daha karanlık tona sahip bestelerin gücünü oyunu oynadıkça anlıyoruz. Evet, o dile pelesenk olan tema müziğini sık sık duymak istiyor insan ama burada başka bir şeyin, daha yetişkin işi meselelerin peşindeki Naughty Dog’un müzik tercihleri de inanılmaz.

Uncharted 4: A Thief’s End ile bir dönem kapanıyor artık. Gözlerimiz yaşlı, PlayStation 4’ümüz hüzünlü ama biz çok keyifliyiz. Kabul, oyunculuk hayatımızda büyük önem taşıyan bir seri sona geldi artık ama öyle bir final oyunu ile karşımızda ki, keyif almamak imkansız. 20 saati bulan ve Nathan Drake’in karakter hatlarını hiç olmadığı kadar derin resmeden hikaye modu başlı başına bir olay. PS4’ün gücünü sömüren o grafiklere diyecek lafımız ise yok, yeni nesil gecikmeli de olsa Uncharted 4 sayesinde geldi. Hikaye bitti ama oyun biter mi? Müthiş bir şekilde revize edilmiş multiplayer modu aylarca ve hatta yıllarca el oyalayacak güçte. Hiç bakma öyle hüzünlü hüzünlü bize Nate, kusursuz bir son oyunla karşımıza çıktığın için uzun bir süre beraberiz seninle.

Yazar: Hakan Orkan
Kaynak: PS Türkiye

Lady Stoneheart ile İlgili Ortalığı Karıştıracak Teori
Gillian Anderson, American Gods Kadrosuna Katıldı!