Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 1 çıkar çıkmaz oynamaya başladık ve işte incelememiz karşınızda. Kojima’nın kanatları altından çıkan Metal Gear, sonunda leziz mi leziz bir set ile tekrar huzurlarınızda!
Oyun dünyasını şekillendiren isimlerin listesini çıkaracak olursak, tepelere bir yerlere Hideo Kojima ismini koymazsak linç yeriz büyük ihtimalle. Haksız bir linç de sayılmaz bu, o yüzden afiyetle yeriz. Kolay değil, 80’li yıllarda dönemin kısıtlı teknolojisini kullanarak casusluk-gizlilik temalarını ilk kez kullanmak, üstelik hiç görülmemiş bir sinematik dil oturtmak kolay değil. Kojima imkansız gözüken bir görevin (zaten bu görevi de kendisi koymuş) altından kusursuz bir şekilde kalkmış ve oyun dünyasına yeni bir yön vermişti.
Uzak Doğu’dan Bir Kojima Doğuyor…
Sinema ve müzik aşığı bu yapımcının hayallerini adım adım geliştirmesini izlemek, deneyimlemek de biz oyuncuların göreviydi ve bunu büyük bir zevkle yerine getirdik. Artık Konami’nin elinde maymuna dönme ihtimali taşıyan Metal Gear markası bugünkü konumuz, doğru bildiniz. Taş gibi beş ana oyun ve pek çok yan oyun ile bugünlere gelen serinin Kojima’dan ayrılmış olması üzücü elbette. Bu ayrılığın hemen sonrasında gelen Metal Gear Survive isimli hilkat garibesi ise isminin aksine serinin yok olacağının sinyallerini vermişti. Yediği naneyi fark eden pachinkocu Konami ise ağızlara retro bal çalmak adına Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 1’i piyasaya sürdü. Bu paketle biz MG severlerin gazı alınıyor mu, gelin hep birlikte bakalım.

Öncelikle pakette hangi oyunlar yer alıyor, bir listeleyelim isterseniz. Son dönem oyuncuların pek bilmediği 1987 yapımı Metal Gear, Metal Gear 2 Solid Snake, MG Solid, MG Solid 2: Sons of Liberty ve MG Solid 3: Snake Eater bu bomba paketi dolduruyor. Gizlilik ve casusluk temalarını oyun dünyasıyla ilk kez buluşturan bu serinin efsane olması sadece bir alt tür yaratmasında gizli değil elbette. Kojima dünya politikalarını ve dönen kirli oyunları takip eden biri olduğu için, gerçekçi göndermelerle ve olası gelecek dünya senaryolarıyla da seriyi doldurmuş. Bu da Metal Gear serisinin altı dolu, zeki senaryolarla dikkat çeken yapımlarla yoluna devam etmesini sağladı. Petrol krizi, makineleşen ordular gibi konular o dönemlerde yeni yeni konuşuluyordu, bugün ise geldiğimiz nokta ortada. Kojima ileriye dönük öngörülerinde karavana atmamayı da huy edinmiş biri zaten. Pandeminin hemen öncesinde çıkan Death Stranding’de bir virüsün insanları nasıl izole ettiğini ve toplumu korku iklimine sürüklediğini ufak yazışmalarla anlatmıştı. Benzer pek çok yarı-kehanet Metal Gear serisinde de mevcut.
Madem işin bu kısmını övdüm, az da olsa serinin ana hikayesinden bahsedeyim. Kökeni 2. Dünya Savaşı’na kadar uzanan hikayede Cobra Unit ve bu yapıyı yöneten The Boss’a odaklanıyoruz. Özellikle Soğuk Savaş döneminde, Küba Füze Krizi sırasında serinin hikayesi en büyük adımlarını atıyor. Rus’ların nükleer füze projesini engellemek ve projenin başındaki esir doktor Sokolov’u geri almakla görevlendirilen Naked Snake’i (serinin en popüler ismi) kontrol ettiğimiz Snake Eater, kronolojik olarak ilk oyun aslında. Bundan sonra entrikalar, casusluklar peşinizi bırakmayacak. Gen deneyleri, nükleer silahlar, robotik atılımlar gibi bir sürü ciddi konunun iç içe geçtiği hikayelerle iyice derinleşen seriye hayran kalmamak gerçekten güç.
Paketi bana göre önemli kılan şey ise ana oyunların farklı bölge versiyonlarını, sonradan yayınlanan ek içeriklerini, dijital senaryolarını, kısa özetlerini ve soundtracklerini içermesi. Farklı bölge versiyonları çok ciddi değişikliklere sahip değil ama bu çeşitliliğin sunuluyor olması oldukça güzel. Keşke ana ekranda bu versiyonlarda ne gibi farklılıklar olduğuna dair detaylı metinler yer alsaymış, böylece oyunculara tercih kolaylığı sağlanırmış. Dijital senaryolar ise gayet detaylı ve özenli hazırlanmış. Master Book isimli kitapçıklar ise oyuna dair her detayı güzelce özetliyor. Görsellerle desteklenen bu özet kitapçıklar da serinin fanlarını ağlatacak kadar güzel.
Monica Belluci de Ne Güzel Yaşlandı Be…
Gelelim asıl soruya; özellikle ilk dört oyun nasıl gözüküyor? Özellikle ilk iki oyun ne yazık ki sadece çok eski ve güzel bir anıyı tazelemek isteyen yaşlı kurtları memnun edebilir. Yaşları düşünüldüğünde gayet kabul edilebilir bir durum bu. Solid serisine geldiğimizde ise durum yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Solid ve Solid 2 de açıkçası görsellik ve yaşlanmış mekanikler anlamında oyuncuların çoğunu, özellikle de yeni jenerasyonu zorlayacaktır.

Snake Eater ise paketi toparlayıp kurtaran tek oyun bana göre. Döneminde ayakta alkışlanan, görselliği ve teknik yenilikleri ile ortalığı ayağa kaldıran oyun, geçen onca yıla rağmen resmen direnmiş durumda. Rahatlıkla sonuna kadar oynayabilirsiniz. Toptan değerlendirme yaparsak; ara başlıktaki benzetmem size mantıklı geliyorsa, aynısını bu paket için de kullanabilirsiniz. İlk iki oyun cidden sabır istiyor ama sonrasında her şey çözülüyor, bir anda saatlerinizi gömdüğünüzü fark ediyorsunuz.
Buradaki handikap şu; paketin temel direği olan Metal Gear Solid 3: Snake Eater remake yapımı yolda. Bu özel macerayı yepyeni yüzüyle oynamak varken, bu paketi neden tercih etmeliyiz? Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 1 seriyi ilk kez keşfedecekleri avlama ihtimali zayıf olan bir paket. Daha çok bu seriyle büyümüş olan, Kojima’nın hayalleriyle yol alan ve Metal Gear efsanesine hakim olan kitleyi tek bir paket ve dolu dolu ekstralarla nostalji trenine bindirmeyi hedeflemiş Konami.
Grafik kalitesini gereksiz oranda ön planda tutan yeni nesil oyuncuları davet etme, kandırma işi de bize kalsın o zaman. Yaşını belli eden tüm kusurları bir kenara bırak ey oyuncu; Metal Gear Solid: Master Collection Vol. 1 görebileceğiniz en iyi oyun serilerinden birine ait güzel bir derleme. Seriyi bilenler tüm yeni ekstralar sayesinde gözyaşlarını tutarak bu özel macerayı baştan oynayacaklar zaten, belki de ben yazana kadar bitirdiler bile.
FRPNET Puanı
Hikaye Anlatımı - 9.2
Grafik - 7
Oynanış - 8.7
Atmosfer - 9
Ses ve Müzik - 8
8.4
Bir kez daha ''Snaaake!'' bağırmaya hazır mısınız?
Yıllardır alakasız durumlarda bile ''Snake? Snaaake!!'' klişesini söyleten, askerlerin sizi görünce duruma uyandıklarını belirten o müthiş ses efektini telefonlarımıza mesaj sesi olarak yükleten bu Kojima harikasına kayıtsız kalmak (tüm kusurlarına ve yaşına rağmen) çok güç. Alın, zamanında oyunların ne kadar keyifli olduğunun kanıtı ile vakit geçirip mutlu olun.





