Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Masaüstünden, Yıldızlar Ötesine Doğru Bir Savaş – Armada İncelemesi

Masaüstünden, Yıldızlar Ötesine Doğru Bir Savaş – Armada İncelemesi

Ready Player One romanı ile geek dünyasının altını üstüne getiren Ernest Cline’ın yeni romanı Armada’da, okuyucuyu bilgisayar oyunlarından başlayıp yıldızların ötesinde geçecek bir savaşa davet ediyor.

Dex Yayınları aracılığıyla şahane bir kapak ve enfes çeviriyle raflardaki yerini alan Armada’da aradığım her şeyi buldum desem yeridir. Romana ilk başladığımda, Ready Player One’ın bir devamını okuyormuşum gibi hissettim. Sayfalar arasında ilerledikçe, iyi bir altyapıya sahip ama zayıf karakterlerle bezeli bir roman olduğunu anladım.

Savaşa Hazırlık!

Armada, aslında üzerinde çok düşünülmemiş bir teoriyi ele alıyor. Son 40 yıl içerisinde artış gösteren uzaylı konseptinin altında yatan nedenleri gözümüzün önüne seriyor. Filmler, romanlar, çizgi romanlar, diziler ve oyunlar derken son 40 yıl içerisinde dünyadışı yaşamla alakalı birçok farklı hikaye gördük. Peki ya bunların hepsi, gerçek bir istilaya karşı insanlığı hazırlamaksa?

Romanımızın ana karakteri kafayı bilgisayar oyunlarıyla bozmuş, Zack Lightman adında bir lise son öğrencisi. Tüm dünyayı kasıp kavurmakta olan Armada isimli uzay gemisi pilotluğuna odaklanmış bir simülasyon oyununun en iyilerinden biri. Armada’yı geliştiren firmanın bir de Terra Firma isimli, mekanize piyade dronlarının kontrolü üzerine bir başka oyunu bulunuyor. Bu iki oyundaki ortak amaç, dünyayı istila etmeye çalışan uzaylı ırkını durdurmak. Buraya kadar her şey normal.

Zack, okuldayken bu oyunda savaştığı uzay gemilerinden birini gökyüzünde görünce delirdiğini düşünmeye başlar ama işin aslını öğrenince, yeteneklerini sadece bilgisayar oyunlarında değil gerçek hayatta da kullanabileceğini anlar. Çünkü oyundaki uzaylılar gerçektir ve bu iki oyun da insanlığı gerçek bir istilaya hazırlamak üzere tasarlanmıştır.

Ernest Cline, her zamanki gibi 70ler ve 80ler kültürüne dolu dolu göndermeler yapmış. Ayrıca Carl Sagan, Neil deGrasse Tyson, Stephen Hawking gibi bilim insanlarını kullanmış. Son 40 yılda yayınlanan neredeyse bütün uzay odaklı bilimkurgu filmlerine de referanslar veren Armada, bu türe gönül vermiş okuyucuyu bir hayli doyuruyor. Yine de eksikleri yok değil.

En İyi Oyuncular Dünyayı Kurtarıyor

Yıllardır insanlığı bilgisayar oyunları başta olmak üzere birçok farklı medya platformunda istilaya karşı hazırlayan gizli örgüt Dünya Savunma Paktı, başta Zack olmak üzere Armada ve Terra Firma’daki en iyi oyuncuları orduya çağırarak işe başlar. Dünyası bir anda tepe taklak olan Zack’in iç dünyasına yakından bakabiliyoruz.

Küçük yaşta babasını kaybedip onun notları ve günlükleriyle adımlarını takip etmeye çalışan Zack, hikayedeki ayakları yere basan tek karakter. Roman boyunca karşımıza çıkan diğer karakterlerle nedense pek bir bağ kurmayı başaramadım. İsimleri bile gittikçe silikleşmeye başlayan bu zayıf karakterler, Armada’nın en kötü yanı olabilir.

Kitap doruk noktasına emin adımlarla yükselirken, diğer karakterlerine ne işe yaradığını düşünmeye başladım. Ready Player One’da incelikle yaratılmış karakterlerden adeta eser yoktu. Bir tek Zack ve onun düşünce akışlarıyla başbaşa kalmıştım. Bu yüzden Armada bir noktadan sonra kendi içerisinde tıkanmaya başlıyor. Hızlıca uzaylılar hakkında bilinmeyen gerçekleri önümüze sunan Armada, büyük savaşın patlak vermesiyle doruk noktasına ulaşıp bir anda sonlanıyor.

Görev Tamam, Dağılabilirsiniz

Sanıyorum Ernest Cline, ilk romanının etkisinden halen çıkamamış. Ready Player Two romanının gelecek olması, yazım biçimini de etkilemiş. Sanki hızlıca bir şeyler karalayıp tüm olayı uzaylılara bağlayıp kaçmış gibi. Zaten Armada, adeta devamı gelecek bir bilimkurgu filmi gibi bitiyor.

Armada, silik karakterler yüzünden zaman zaman boğucu olabiliyor. Şaşırtıcı bir sona sahip olmasına karşın o kısma gelene kadar birçok gereksiz detayla uğraşmak sinir bozucu olabiliyor. Öte yandan Ernest Cline’ın öne sürdüğü teori pek de yadırganacak gibi değil. Gayet güzel bir konuya değinilmiş. Ender’s Game romanı ve The Last Starfighter filminin birleşip yeniden yorumlanmış haline benziyor. Biz farkında olmadan bazı gelişmelerin içerisindeyiz ve istemesek de her bir gelişmeden pay almaktayız. Armada, kendi içerisinde de son dönemde çılgınca yükselişe geçen teknolojik gelişmeleri insana sorgulatıyor.

Bundan 50 yıl öncesinde büyük bir savaştan çıkmış insanlık nasıl oluyor da bu teknolojik gelişmeyi kısa sürede kapatabiliyor. 2000li yılların başındaki teknoloji ile şu anki teknolojinin arasında dağlar kadar fark var. Daha fazlasının geleceğini ve hayalgücümüzün sınırlarını zorlayacağını da biliyoruz. Pek tabii Armada romanı da bizi uzaylılara karşı hazırlıyor olabilir.

LEGO Parçalarıyla Yaratılan World of Warcraft'ın Theramore Kalesi
FRPNET Lisanslı Beholder Kupa ile Güne Fantastik Başlayın