Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Koruyuculara İhtiyaç Var Mı – The Defenders İncelemesi

Koruyuculara İhtiyaç Var Mı – The Defenders İncelemesi

Netflix, 2015’te Daredevil dizisi ile bize yeni bir dünyanın kapılarını açtı. Çizgi romanın hayranlarından bu konuda hiçbir bilgisi olmayan kişilere kadar hemen hemen her kesimin büyük beğenisi topladı Daredevil’ın ilk sezonu. Marvel ve Netflix ortaklığı daha sonra Jessica Jones, Luke Cage ve Iron Fist serileri ile devam etti. Kimileri her yeni seri ile kalitenin düştüğünü iddia etti ve bunda da pek haksız sayılmazlardı hani. Ancak her yeni seni bu yeni dünyanın popüleritesini artırdı ve izleyicilerin yaklaşan büyük olay için daha da çok heyecanlanmasını sağladı. Bu büyük olay, 18 Ağustos tarihinde yayınlanan The Defenders dizisiydi.

The Defenders, televizyon tarihinde büyük bir olaya imza atıp kendi dizilerine sahip 4 süper kahramanın tek bir dizide buluşmasını sağladı. Ben de bu diziyi izleyip hakkında ufak bir inceleme yazdım. Yazının bundan sonraki kısmının yüksek miktarda “spoiler” içerdiğini belirtmemde fayda var.

Dizinin İyi Yanları

Yazıya dizinin hoşuma giden tarafları ile başlamayı uygun gördüm çünkü bu bölüm görece kısa sürecek.

Sigourney Weaver

The Defenders‘ın açık ara en çok hoşuma giden kısmı Sigourney Weaver’ın oyunculuğu ve karizmasıydı. Her ne kadar canlandırdığı Alexandra karakteri bir noktaya kadar klişe bir kötü karakter ve bu karakterin sonu da çok mantıksız bir şekilde gelmiş olsa bile, dizide olduğu her sahnede diğer oyunculara büyük bir fark attığını rahatlıkla söyleyebilirim. Charlie Cox‘un Daredevil‘ını ise dizinin en iyi 2. performansı olarak söylersem kimse itiraz etmez diye düşünüyorum.

Vincent D’Onofrio‘nun harika bir şekilde canlandırdığı Kingpin karakterinin bu seride olmaması beni kötü karakterler konusunda biraz ümitsiz hale getirmişti. Ancak Sigourney Weaver, en az onun kadar iyi bir performans sergilemiş. Keşke diğer Netflix/Marvel dizilerinde de onu Alexandra olarak izleyebilseydik. Çünkü bulunduğu sahnelerde o sakinliği ile yarattığı kontrol havası çok güzeldi. Erken sayılabilecek ölümüyle birlikte ise diziyi izlemenin zorlaştığını söylemeliyim.

Renkler

The Defenders‘ın en iyi olduğu konu ise görüntü yönetmenliğiydi. 4 kahramanımız da ayrı ayrı renkler ile eşleştirilmişti. Kendi sahnelerinde bu renk tonlarının ağırlıklı bir şekilde kullanılmış olması ve bunu yapmacık olmayacak bir şekilde gerçekleştirebilmeleri saygımı kazandı. Çünkü bir dizide bu kadar iyi renk kullanımını çok nadir gördüğümü söylemem lazım.

Daredevil kırmızı (şeytanımıza başka bir renk yakışmazdı zaten), Jessica Jones mavi, Luke Cage sarı (ikonik t-shirt’ü de delik deşik oldu) ve Iron Fist de yeşil ile eşleştirilmişti. 4. bölüm olan Royal Dragon’da ise bu renk kullanımındaki başarı zirve noktasına ulaşıyordu. Royal Dragon isimli restoranda yemek yerken sürekli değişen kamera açısı ile harika sahnelere imza atmış oldular böylelikle. Ayrıca bu bölümün, dizinin en sevdiğim bölümü olduğunu da belirtmeliyim.

Kahramanların Etkileşimi

Dizide, aynı şehirde bulunduklarından zaman zaman yolları kesişse bile farklı hayatlara ve hikayelere sahip 4 kahramanımız bulunuyor. Her kahramanın dizisinde dinamikler, olayların işlenişi ve karakterlerin ilişkileri/gelişimleri farklı şekillerde gerçekleşiyordu. Bu nedenle 4 karakterin bir araya gelmesi zor bir işti ancak Netflix bu zor işin altından başarıyla kalkmış.

Karakterler daha ilk andan itibaren sanki en başından beri aynı dizinin içinde bulunmuşlar gibi bir uyum var. Farklı dizilerden farklı karakterleri birlikte gördüğünüzde sırıtmıyorlar aksine aynı zamanda aynı mekanda yaşadıklarını hissettirebiliyorlar izleyicilere.

Ayrıca, 4 kahramanımızın birbirleriyle olan ilişkileri de güzel işlenmişti. Luke Cage ve Iron Fist‘in imtiyaz tartışması, Iron Fist‘in Daredevil‘ın son dileğini benimsemesi, Jessica Jones‘un açık sözlülüğü ve benzeri ilişkiler dizinin güzel yönlerinden biriydi.

Bonus: Stan Lee

Artık her Marvel yapımında pür dikkat Stan Lee arar olduk. The Defenders’ta da doğrudan kendisini göremesek bile resimlerini görebildik.

Dizinin Kötü Yanları

Oyunculuklar

Yukarıda söylediğim gibi Sigourney Weaver, dizinin en iyi performansına imza atmış durumda. Charlie Cox ve Krysten Ritter haricinde oyunculuk açısından dizide büyük bir yetersizlik var. Elbette karşımızdaki yapım bir dizi olduğu için her karakterden çok büyük oyunculuklar beklemiyoruz ancak en azından diğer önemli oyuncuların sırıtmaması daha iyi olurdu.

Iron Fist

The Defenders’ın kahramanlarından Iron Fist, kendi dizisi en başarısız olanıydı benim gözümde. Maalesef bu başarısızlık The Defenders‘ta da devam ediyor ve dizinin en kötü karakterlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bahsettiğim durum sadece Finn Jones‘un görece yetersiz oyunculuğundan kaynaklanmıyor. Aksine bunun asıl nedeni Iron Fist karakterinin başarılı bir şekilde yaratılmamış olması.

Her fırsatta “Ben ölümsüz Iron Fist‘im” diyen birisinden çok fazla bir şey beklemek ile asıl hatayı biz yapıyoruz sanırım. Özellikle de Elektra ile olan dövüşünde yaptığı taktik hataları ve her söylenen söze atarlanması göze en çok çarpan sorunlardı. Ve sözde bilge keşişler tarafından yetiştirilmiş bir milyarder olsa bile en mantıksız hamleleri hep ondan görüyoruz.

The Hand

The Hand, bugüne kadar hep olabildiğince korkunç bir örgüt olarak karşımıza çıktı. Savaşçıları son derece ölümcül ve tehlikeli kişilerdi. Özellikle Daredevil dizisindeki The Hand savaşçıları sanki bu dizidekilerle karşılaştırınca çok daha yetenekli isimlerdi. Ayrıca, The Hand‘in 5 parmağının da biraz fos çıktığını belirtmeliyim.

 

Dövüş konusunda bir kalas olan Luke Cage‘in Sowande’yi yakalayıp getirmesi her ne kadar eğlenceli bir sahne olsa bile çok inandırıcı gelmedi. The Hand‘in parmakları dövüş esnasında sayı üstünlükleri onlarda olsa bile gerçek anlamda bir varlık gösteremediler kahramanlarımıza karşı. Dizide hiçbir zaman acaba kahramanlarımız dövüşte zarar görecekler mi diye merak etmiyorsunuz bile. Bu nedenle de The Hand‘in tüm dövüş gücü Elektra‘ya yüklenmiş konumdaydı. Neredeyse tek başına savaştı diyebiliriz kızcağız.

Ayrıca sonsuz kaynaklara sahip The Hand‘in bu kadar savunmasız bir durumda olması ve kolayca en üst seviyedeki isimlerine ulaşılıp kahramanlarımızca pataklanması biraz fazla basitti. Dizide kaliteli bir mücadele yoktu. Ne The Hand tarafından ne de The Defenders tarafından zekice işlenmiş bir plan ya da isimlerinin hakkını verecek bir hareket göremedik maalesef.

Aksine The Hand‘in planlarında bir tutarsızlık olduğunu düşünüyorum. Örgütün liderleri sürekli K’un L’un’a dönmeyi amaçladıklarını söylediler. Ancak o kilidin arkasında ejderha kemikleri vardı ve onlar da sadece tekrar dirilmelerini sağlıyordu. K’un L’un’a bir geçiş değil. Ayrıca New York’un düşmesi ve insanların ölmesi gerektiği konusu da havada kalmış gibiydi. Sonuçta kemikleri aldıktan sonra New York’ta işleri kalmıyordu.

Elektra / Black Sky

The Hand‘in onca kaynak harcayarak yarattığı Black Sky‘ın da beklentilerimi boşa çıkarttığını belirtmem gerek. Yani tek yaptığı sadece birini daha iyi bir savaşçı haline getirmek miydi? Tamam dizideki en güçlü isim konumundaydı ancak yine de abartılmıştı.  Tüm hafızasının silindiği söylenmişti ancak yine de Daredevil‘dan duyduğu birkaç söz ile geçmişini hatırlamaya başladı.

Ayrıca bir anda psikopata bağlamasını ve Alexandra‘yı öldürmesini dizinin akışına tam oturtamadım. The Hand tarafında ona yakın davranan tek kişiyi öldürmekle eline bir şey geçmedi aksine örgüt içinde daha da çok düşman kazanmış oldu.

Dizinin Temposu

Dizinin 8 bölüm olması sizi yanıltmasın. Düşündüğünüzden çok daha uzun bir sürede izleyeceksiniz. Dizi bir noktaya kadar fena gitmiyor ancak ikinci yarısında açık bir şekilde yavaşlamaya başlıyor. Sıradaki bölüm tuşuna eliniz zor gidiyor. Dizi, 8 değil de 6 bölüm olsaymış eminim izlemesi çok daha kolay bir yapım olurmuş.

Kahramanlarımız Royal Dragon’dan çıktıktan sonra konu ilerlemeyi bırakıyor neredeyse. Uzun bir süre ağır aksak ve hikayede gerçek anlamda hiçbir şey değişmeden devam ediyoruz. Tüm yan karakterlerin karakolda toplanmasının akabinde son savaş için Midland Circle binasına gidildiğinde ise işler daha da yavaşlıyor. 3 bölüm boyunca belki de 1-1,5 bölümde anlatılabilecek bir mücadeleyi izliyoruz.

Black Mirror 4. Sezon Fragmanı Yayınlandı
Harley Quinn ve Joker, Kendi Filmleriyle Karşımıza Çıkacak