Anasayfa » İncelemeler » Jurassic World: Fallen Kingdom’a Bilimsel Bakış

Jurassic World: Fallen Kingdom’a Bilimsel Bakış

“Duvarlar boyunca uzanan kutular otomatik Himachi-Hood gen zincirleyicileri. Hepside ortadaki kulelerin, Cray X-MP bilgisayarları sayesinde yüksek hızda çalışıyor. Kısaca şu anda inanılmaz derecede güçlü bir gen fabrikasının tam ortasındasınız.”

– Jurassic Park

Başlangıç için ilk kitaptan daha güzel cümleler bulunabilirdi. Fakat bilimsel açıdan dış dünyanın sıçrama aşamasında olduğu şu zamanlarda yukarıdaki kelimeler daha farklı anlamlar kazanıyor.

Cray X-MP  süper bilgisayar serisi yerine dünyadaki süper bilgisayar şu an “Sunway TaihuLight” , çoğumuzun kullandığı  Intel Core i7 920 ise Cray X-MP’den daha güçlü. Bilgisayar teknolojisi hızla gelişirken beraberinde gen teknolojisi de gelişiyor. Kitabın yazıldığı yıllardaki teknoloji birinci nesil Sanger dizileme iken şu anda 4 nesil dizileme teknolojilerini konuşuyoruz. Ülkemizde neredeyse her genetik laboratuvarında yeni nesil dizileme cihazı bulunuyor. CRISPR/Cas9 teknolojisi ile genlerde daha bir oynama yapma şansımız bulunuyor, Mamut yapma yolundayız, Denisovan ve Neanderthal genomunun parçalarına sahibiz.

Peki İşin Dinozor Kısmı?

2016 da yayınlanan, “Molecular Development of Fibular Reduction in Birds and Its Evolution From Dinosaurs’’ (Kuşlardaki fibula kısalmasının moleküler gelişimi ve dinozorlardan evrimi) makalesi aslında en göze çarpan araştırmalar arasında. Bilimsel makaleye ulaşamayanlar şu haberi kontrol edebilirler. 

Bunun yanı sıra, artık tüyleri, renkleri ve davranışları tanımlanıyor. Sonlarını hazırlayan meteorun düştüğü Chicxulub kraterindeki araştırmalardan bizlere her gün yeni bilgiler aktarılıyor. Yine de ne kadar bilirsek bilelim, dünyamızı bizden milyonlarca sene önce paylaşmış bu canlılara duyduğumuz ilgi azalacak gibi değil.

Jurassic Park Serisi ve Jurassic World: Fallen Kingdom Üzerine

İlk filmin etkisinin üzerinden 2 bölüm daha Jurassic Park  izleyip, ardından 2015’te Jurassic World ile tanışmıştık. Sam Neill ve Jeff Goldblum gibi ilk filmden gönülleri fetheden isimler Jurassic World’de oynanamış olabilirler ama kişisel kahramanım B.D. Wong, “Dr. Wu” rolüyle kadroda yer almıştı (İkinci filmde hem kendisini hem de Jeff Goldblum’u tekrar göreceğiz). Jurassic World serisiyle eskinin zeki kızları artık isimleri olan kahramanlara dönüşmüştü. Fakat bayatlamış konulara geri dönmüştük; ”dinozor yaptık, hadi bunlardan asker yapalım (sıkılmayan Hollywood sineması mentalitesi)”.

Beraberinde bir sürü bilimsel çelişki olsa da, önemli olan dinozorları görmenin verdiği heyecan olmuştu. Unutmamak gerek, edebi eserler sanatın diğer dalları gibi bizim türsel ortak hafızamız, hikaye anlatıcılığı ise bu eserlerdeki tecrübeleri ve heyecanı sonraki nesillerin zihinlerine ekecek çiftçiler. O bakıma tekrardan dinozorları izlemek keyifli olmuştu.

İkinci filmle beraber Jurassic World serisinin neden Jurassic Park etkisi yakalayamadığı daha iyi kavranabiliyor. Jurassic Park’ta başrol oyuncularımız bilim insanlarıydı. Bunların yanında göze çarpan iki çocuk karakterden biri dinozor diğeri ise bilgisayar hayranıydı; kısaca filmde bir çocuğun bilimsel ilgisini körükleyecek temalar bulunuyordu. Yeni filmler ise tamamen Hollywood etkisinde; eski bir asker (raptorlerle duygusal temas kurmakta) ve eski park işletme müdürü (yeni aktivist) başrolde. Bilimsel merak sıfıra inmiş durumda, her şey görselliğe dayanıyor. Artık merak etmeyip sadece heyecan duymaktasınız.

Dinozorları o kadar içselleştirdik ki, artık onlara üzülüyor, onları açık arttırmalarda günümüz dünyasının ahlak noksanı para babalarına satıyor ve istediğimiz gibi sömürüyoruz;  izle, üstünlük kur ve sömür, fakat düşünme. İki bilimsel karakterden biri Wu, eski doktorumuz artık Dr. Frankenstein temasına oturtulmuş durumda (kendisiyle yeterince empati kurdum). Bir miktar dünyanın bazı kısımlarının bilime bakışını yansıtıyor; artık uzmanlara ve görüşlere ihtiyacımız yok, eril güç yeterli (asker karakterler ve filmde ki muhtemel paralı askerler ve güzel bir film dokundurması;  avcı beyaz adam), kalan bilim adamları ise zaten ruhlarını paraya satmış kişiler. Diğer bilim insanı ise  paleo-veterinerimiz, ki kendisi  filmde hayranı olduğum karakter, ama ona da kimsenin önemsemediği, sosyal yeteneği sıfıra yakın durumda olan  ve bu sebepler dolayısıyla agresif bir yapıya sahip karakter verilmiş.

Sonuç

Sonuç aynı film endüstrisinin pek çok filmi gibi bir noktaya erişiyor; önce tanımıyorduk savaştık, ardından bizi dövdüler, sonra çıkarlarımıza daha nasıl hizmet ederler yoluna gittik, en sonunda istemeden aramıza karıştılar, artık onlarla yaşamayı öğrenmeliyiz. Ek olarak dönem klasikleri gibi, eski güzel her şeyi öldürmekteler, muhtemelen yakında ölen karakterlerin gençlik maceralarını da izleriz.

bu dinozordaki kod E.coli ye ait. E.Coli diyip geçmeyin, nice vampirler yapıldı E.Coli ile. :)

Serinin devamı için kişisel düşüncem ise; ”Cadillac & Dinosaurs”. Yine de biz dinozor severler endişelenmesin, ”Beş Ölüm” den birisi volkanik aktiviteye yenik düşse de ”İğneleme” adası halen yerinde durmakta ve oradaki dinozorlar üreyebiliyor.

Blizzard, Yeni Bir Diablo Projesi Üzerinde Çalıştığını Doğruladı!
Jared Leto'nun Joker'i Kendi Filmine Kavuşuyor