İncelemeler

İthal Mitolojilere Son! – Türk Mitolojisi Atlası İncelemesi

Bartu Bölükbaşı, Presstij‘in desteğiyle ortaya muazzam bir eser çıkarmış. Türk Mitolojisi Atlası her sayfası buram buram emek kokan, mitolojiye ilgi duysun duymasın, herkesin ilgisini çekecek bir kaynak.

Zira Türk Mitolojisi Atlası yalnızca Türk mitolojisinin yaratık ve tanrılarını tanıtmıyor. Dinler ve mitolojiler arası karşılaştırmalarıyla tarihimizi, inançlarımızı, kültürümüzü ve hatta kurgumuzu yeniden ve bir bütün olarak görmemizi sağlıyor.

Bartu Bölükbaşı bizi bir ateşin başına oturtuyor. Sonra da akıcı anlatımıyla atalarımızın nerelerde kimlerle yaşadığını, nelere inandığını ve bizim bugün nasıl yanıltıldığımızı anlatıyor. Kimi sevimli, kimi korkutucu ama tamamı ilham veren yaratıklarla dolu muazzam bir evreni çizgileriyle tasvir edip bizleri büyülüyor.

türk mitolojisi atlası

Türk Mitolojisi son yıllarda bir avuç değerli insanın çabalarıyla küllerinden doğuyor. Türk Mitolojisi Atlası da onlardan güç alarak bu yeniden doğumun önemli simgelerinden biri oldu. Zaten Atlas ilk iki baskısını raflara bile gelemeden ön siparişte tüketmişti. Yani okur kitlesi bu konuya kesinlikle ilgili.

Dolayısıyla tarihçiler ve mitoloji severler zaten kitabı çoktan aldı, tartıştı. Geçtiğimiz aylarda Bartu Bölükbaşı birçok röportaja ve programa davet aldı. Bunların tamamı tarih ve mitoloji odaklı yayınlar da değildi. Yine de sunucular bilgi sahibi ve donanımlı kişilerdi. Bu yüzden kitabın bilimsel doğruluğunu inceleyen birçok yayın zaten mevcut.

Biz ise incelememizde kitaba yeni bir yorumla yaklaşabilmek istedik. Ve tarih konusunda cahil, okulda öğretilen dışında bir şey okuyup araştırmamış, mitoloji bilgisi Age of Mythology, Thor ve Süt Kardeşler filmleriyle sınırlı birinin kitaptan keyif alıp almayacağına bakalım dedik. Bendeniz, tüm cahilliğimle atlası bir solukta okudum. Ve herkesin ilgisini çekecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.

türk mitolojisi atlası şamanlar

Türk Mitolojisi Atlası: Atatürk’ün Yolundan Giden Bir Başkaldırı

Atlasın içeriğinden önce temsil ettiği fikri tanıtmak istedim. Çünkü Bartu Bölükbaşı da anlatısının önsözünde ve ilk bölümlerinde başkaldırısını açıkça dile getiriyor. Onun sözlerini tekrar etmeyeyim. Fakat Siyasal İslam’ın temsilcilerinin 1950’lerden bu yana Türk tarihini nasıl değiştirdiğini ve bizi Müslüman bir Arap ülkesiymişiz gibi anlattığını kanıtlarıyla ortaya koyuyor yazar. Ve bu bariz yalanın bu denli yayılmış olmasına tepki gösteriyor.

O bunları anlatırken benim aklıma ilkokul ders kitaplarımız geliyor hemen. Tarih kitapları Türk’lerin bozkırda yaşayan, göçebe ve yağmacı bir toplum olduğunu söylüyor. Kitaplara göre eski Türkler Göktanrı dini dedikleri tek tanrılı bir dine tapıyorlar. Dolayısıyla İslam ile karşılaştıklarında bu dine anında uyum sağlıyorlar. Fakat tarih ders kitapları bunu iddia ederken Türk dili ve debiyatı ders kitapları başka bir şey anlatıyor. Türk destanlarında ağaç motifi, kırk sayısının önemi, periler ve hortlaklar konularını işliyoruz. Edebi metinler masal ve destanlarımızın rengarenk motiflerini anlatırken Tarih ders kitapları “yoktu öyle bir şey” diyor. Ve bizim henüz gelişmemiş çocuk algımız bu uyumsuzluğu kolayca yakalayamıyor; not kaygısıyla kendine söylenenleri ezberleyip geçiyor. Defterinde “Almanlar yenildi diye biz de yenilmiş sayıldık” cümlesinin altında “eski Türkler tek tanrılıydı ve Göktanrı’ya inanırdı” yazıyor.

hayat ağacı türk mitolojisi

Türk Mitolojisi Atlası her şeyden önce bu kabahati gözler önüne serip çürütüyor. İslamcı tarihçilerin iddiaları Orhun Yazıtları başta olmak üzere eski Türklere ait ve dair tarihsel metinlerle çürütülüyor. Bunu yaparken de Mustafa Kemal Atatürk’ün tarih üzerine çalışmalarına değiniyor. Onun da Türkleri Arap dini dışında bir kültür ve kökende buluşturmak için Türk Mitolojisi üzerine çalıştığından bahsediyor. Ve yarım kalan bu işi devam ettirme niyetini açıkça belirtiyor.

Bartu Bölükbaşı Ne Amaçlıyor?

Kültürel dezenformasyona maruz kaldığımız şu günlerde Bartu Bölükbaşı bize köklerimize sıkıca tutunabilmek için kullanabileceğimiz sağlam bir kaynak sunuyor. Zaten Türk Mitolojisi Atlası’nın kuşe kağıda baskısından kaynaklanan ağırlığı ve A4 büyüklüğündeki sayfalarıyla cildi de içeriğinin ağırlığını ve sağlamlığını okura anında hissettiriyor.

Bartu Bölükbaşı, ailesinin kütüphanesi sayesinde küçüklüğünden beri Türk tarihi ve (az sayıda) mitolojisi üzerine kaynaklar okumuş biri. Ancak o da Age of Mythology gibi oyunların şaşaası sebebiyle önce Batılı mitolojilerden ve Antik Mısır’dan etkileniyor. Zeus’un dalgalı saçlarındaki tacı, Odin’in göz bandı ve Ra’nın tasviri hepimizde olduğu gibi onun da çocukluğunu renklendiriyor. Sonra bir bakıyor ki Slav mitolojisi furyası aniden birkaç araştırmacının inisiyatifiyle güç kazanmış. Meğer tek gereken yerel anlatıları ve efsaneleri bir araya toplayıp görselleştirmekmiş. Çocukluğundan beri okuduğu Türk efsaneleri görselleri olmayan kuru metinler olsa da onu büyülemeyi başarmış. Bir de şöyle şahane görselleri olsa… Dolayısıyla alıyor eline kalemini ve başlıyor her şeyi bir araya getirmeye. Tarih, arkeoloji, felsefe, dini metinler, mitolojiler, efsaneler, edebiyat ve yakın siyaset tarihi… Hatta yer yer psikoloji ve sosyoloji! Bir sözel bilimler cümbüşünün içine dalıp tüm bu öğrendiklerini harmanlıyor ve bizlere sunuyor.

bartu bölükbaşı

Bartu Bölükbaşı bunu yaparken bilgiler arasında savrulmuyor. Hedefini hiç kaybetmiyor. Hatta akıcı anlatımından da taviz vermiyor. Okuru sözel bilimlere uzak dahi olsa onun anlattıklarını kolayca sindirebiliyor.

Üstelik Bartu Bölükbaşı’nın en güçlü olduğu alan yazımı da değil! O aslen bir çizer. Ve Atlas’ı yaratmaya başlarken amacı da mitolojimizdeki anlatıları yazıların hükümdarlığından kurtarıp görsellerle buluşturmak. Mitolojimizde bahsi geçen yaratıkları ve tanrıları resmederek bilinirliklerini arttırmak.

Atlas Türk Mitolojisi Hakkında Neler Anlatıyor?

Her şeyden önce Türklerin inancını onların yaşadıkları bölgelerdeki diğer toplumların inançlarıyla karşılaştırıyor. Böylece onlardan ne kadar etkilendiğimizi ve onları ne kadar etkilediğimizi görüyoruz. Slavlarda, Moğollarda ve Çinlilerde de bizim efsanelerin benzerlerini görme şansı buluyoruz.

türk mitolojisi atlası balık

Öte yandan mitolojimizin Aztek mitolojisi ve hatta Tolkien’ın Orta Dünya tasviri ile benzerlikler gösterdiğini de ortaya koyuyor yazar. Yani bu etkilenme ve etkileme döngüsü coğrafi yakınlık ile sınırlı değil. Hâlâ var olan büyük dinler arasından da en çok Budizm’e benzeyen bir inancı taşıdığımızı gösteriyor bizlere. Yine de Türk Mitolojisini diğer mitoloji ve inançlardan ayıran özellikleri de belirtmeden geçmiyor.

Bu karşılaştırmalı analiz kısımları bence ideal din bilgisi ders kitabının bir örneğidir. Tüm din ve inançları bir bütün olarak ve karşılaştırarak incelemek hepsinin kökenini, değişimini ve etkilerini görmek açısından bir harika.

Türk Mitolojisi Atlası karşılaştırmalı analizinden asla vazgeçmiyor. İlk sayfalarda Türk tarihinin ve dininin Arap tarihi ve dini ile gölgelenmesinden bahsediyor. Ardından büyük dinlerin ve özellikle Budizm’in dünya görüşünden bahsediyor. Sonra eski Türklerin dünya ve kozmos hakkındaki inançlarına değiniyor. Ardından Türk Mitolojisinde doğayı temsil eden / oluşturan ruhlardan bahsediyor. Sonra da bu ruhların kurduğu dünyanın içine yaratıkları ve tanrıları yerleştiriyor. Böylece Türk Mitolojisi hakkında anlatılması ve söylenmesi gereken çoğu şeyi tertemiz bir şekilde bir araya toplayıp görselleştirmiş oluyor.

türk mitolojisi atlası gök

Örnek Kısım / Anlatım

Kitabın içeriğini hep soyut bir boyutta tartıştım. Biraz da kitaptan örnek anlatılara bakalım.

Mesela Hamam İyesi diye bir varlıktan bahsediyor kitap.

(…) Hamamda insanlarla vakit geçirmeyi sever. Girişteki ayakkabıları, sabunları ve lifleri saklayarak onlara eşek şakaları yapar. Gece karanlığı çöktüğünde hamama girilmez çünkü bu süre zarfında hamam iyesi yıkanır. Kişi hamama girdiğinde önceki günden kalmış lifi ve su kaplarını kullanmamalıdır. Çünkü bunlarla yıkanan son kişi hamam iyesi olduğundan türlü türlü hastalık barındırır. Hamam iyesine en yakın mitolojik figürler Rus Banniki ve Japon Akanamesidir. (…)

syf 104
türk mitolojisi atlası şurale

Ve mesela ormanda kendine çektiği insanları gıdıklayarak öldüren Şurale‘yi anlatıyor. Şurale’lerin parmakları insanları gıdıklamaktan kopup düşermiş. Doğada bulunan belemint taşlarının da aslen onların parmakları olduğuna inanılırmış.

Mesela Türk Mitolojisi’nde de Asgard gibi diyebileceğimiz bir tanrılar diyarı varmış.

Ve yeraltı tanrısı olarak geçen Erlik, aynı zamanda sanat tanrısıymış. Başarılı sanatçıların eserlerinden keyif almak için sabırsızlanır ve onları erkenden diyarına çekermiş. Bu yüzden başarılı sanatçıların ölümü hep erken olurmuş. Ölülerin kaburgalarından kanlarını içen Erlik’in ilk vampir motiflerinden de olduğunu söylüyor yazar. Çünkü Türk mitolojisi reenkarnasyona da inandığı üzere Erlik insanların kanlarını içerek onları yeniden diriltiyor aslında. Hatta insanların içindeki kötülüğe de Erlik’in tükürükleri sebep olmuş.

türk mitolojisi atlası erlik

Kaynaklar ve Tartışmalar

Bartu Bölükbaşı kitabın her bölümünün sonunda verdiği bilgilerin kaynaklarını da sıralamış (olması gerektiği gibi). Böylece iddialarını ve anlatılarını neye temellendirdiğini görebiliyoruz. Ancak bazı yerlerde öğrendiklerine kendi yorumunu getiriyor. Tabii eğer anlattıkları kendi yorumlarıysa bunu da titizlikle belirtiyor. Mesela Erlik’in isminin hangi kökenden türediğini tartışırken “Bence Yerlik’ten gelmiş olması daha mantıklı” gibi ifadeler kullanıyor. Benzer şekilde kaynak gösterdiği bir makale ya da kitapta hak vermediği ya da katılmadığı kısımlar varsa onları da belirtiyor. Neden katılmadığını ya da farklı yorumladığını açıklıyor. Bunların hepsi zaten olması gereken şeyler diyebilirsiniz. Fakat bunları ihmal eden o kadar çok kaynak var ki…

Türk Mitolojisinden tanrı ve yaratık tasvirlerini de kendisi kurgulayıp çiziyor Bartu Bölükbaşı. Ancak bazı varlıkların görsel tasvirlerini yazılı olarak da eklemiş. Böylece başka çizerler de okurken varlıkları farklı hayal edebilirler. Mesela Obida çok tanıdık bir görsel olmuş zira Uzak Doğu mitlerinden de bildiğimiz, daha önce gördüğümüz bir yaratık. Tasviri de görselinin birebir karşılığı. Huuri Edzen çizimi Bartu Bölükbaşı’nın görsel tasviriyle bence harika olmuş.

obida türk mitolojisi atlası
Obida

Benim Aklıma Takılanlar

Atlası okurken aklıma takılan bazı şeyler olmadı değil. Örnek vermek gerekirse yukarıda anlattığım Hamam İyesi, onun lifini kullananlara hastalık bulaştırıyor. Fakat hastalıkların nasıl bulaştığı ve mikrop o dönemlerde bilinmeyen kavramlar.

Benzer şekilde Bartu Bölükbaşı, Erlik’in tüfek kullanan tek yeraltı tanrısı olduğunu söylüyor. Ancak eski Türkler dediğimizde aklımıza tüfek değil, yay geliyor. Erlik zaman içinde tüfek kullanan bir tanrıya mı dönüştü? Yoksa elindeki kılıcı bir tüfekle mi değiştirdi? Bu biraz aklıma takıldı. Fakat tabii bunların cevabı Bartu Bölükbaşı’nda da olmayabilir. Sonuçta tarih zamana direnmeyi başaran yazılı metinler, sözlü kaynakların karşılaştırmalı yorumlaması ve arkeolojik bulgulardan güç alıyor. Her sorunun cevabı eksiksiz ve kusursuz bir şekilde ortaya çıkamıyor.

Onları eksiksiz ve kusursuz hale getirmek onları anlatan kişinin kurgusuna kalıyor. Bartu Bölükbaşı da Atlas’ta kurgusal kısımları asgari düzeyde tutmuş. Onun kurgusunu merak ediyorsanız Gesar‘ları okuyabilirsiniz.

keloğlan türk mitolojisi atlası

Her Görüşten, Her Yaştan, Her Dinden, Her Dilden ve Her İlgi Alanından Okura Tavsiye Edebiliriz.

Sonuç olarak yakın siyaset tarihi, genel tarih ve mitoloji konularında bilgisiz biri olmama rağmen Türk Mitolojisi Atlası hem anlatıları hem de görselleri ile beni mest etti. Böyle bir kaynağı okuyabildiğim için kendimi çok şanslı hissettim. Bu cildin içerdiği emeğe hayran kaldım. Hatta kaynak gösterdiği metinleri yazan, o bilgileri bulup çıkaran araştırmacılara da saygı duydum. Ve çevremdeki herkesle de bunu paylaşabilmek istedim.

Kitapta muazzam bir emek var. Onca kaynağın taranması ve savrulmadan anlatılabilmiş olması çok başarılı. Anlatım kısmı zaten çok güçlü. Bu yüzden çizimlerin sayıca az olacağını sanmıştım. Zira ilk bölümlerde aynı görseli birden çok kez kullanmışlar. Ve az sayıda görsel tüm kitap boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkacak gibi bir algı yaratıyor. Ama hiç de öyle değil. Kitapta ilerledikçe neredeyse her sayfada bizi farklı çizimler karşılıyor. Bunların bir kısmı kahverengi-beyaz iken bir kısmı renklendirilmiş. Bu renklendirme bazı figürlerin arka planda kalmalarına sebep olmuş zaman zaman. Bu yüzden çizimleri, onlara vakit ayırarak detaylıca incelemenizi tavsiye ederim. Her çizimde her figür hemen göze çarpmayabiliyor.

Kısacası hazır Atlas 3. baskısı ile raflara gelmişken kaçırmayın. Kağıt krizi çok ciddi bir boyutta olduğu için bir kitabın kaç baskı yapacağını kimse öngöremiyor. Gerçi, fiyatının 500 TL civarında olması da çoğu okuru üzüyor. Ancak artan kağıt fiyatları, kitabın içeriği ve Atlas’ın baskı kalitesini göz önünde bulundurursak Türk Mitolojisi Atlası o fiyatı kesinlikle hak ediyor.

türk mitolojisi atlası kitap çizgi roman

Bu İçeriğe Oy Verin

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Çok güzel, almayı da çok isterdim ama bir kitaba da 500 (490 lira) vermek de bana abartı geldi. Daha ucuz olsaydı kesinlikle alırdım ama 500 lirayı bir kitaba vermek mi yoksa evin bir ihtiyacını karşılamak mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.