Tobe Hooper ismi ve 80’ler B-movie estetiği yan yana geldiğinde insan ister istemez heyecanlanıyor. Üstüne bir de 1953 yapımı nefis, tekinsiz Soğuk Savaş klasiği Invaders from Mars’ın yeniden çevrimi olunca, ortaya harika bir iş çıkacağını umuyorsunuz. Ancak karşımızda ne Hooper’ın The Texas Chain Saw Massacre veya Poltergeist’taki rahatsız edici atmosfer kurma becerisi var ne de orijinal filmin efsanevi psikolojik gerilimi.
Kısacası, 1986 yapımı Invaders from Mars, potansiyelini tamamen harcamış gürültülü bir düş kırıklığı.

Çocukluk Kabusundan Askeri Gövde Gösterisine
Orijinal filmin en büyük gücü, küçük bir çocuğun gözünden anlatılan çaresiz paranoyaydı. Babanızın, annenizin ya da öğretmeninizin ensesindeki garip izi gördüğünüzde hissettiğiniz “en yakınlarıma bile güvenemem” hissi, gerçek bir psikolojik gerilim yaratıyordu.
1986 versiyonu ise bu klostrofobik ve tekinsiz atmosferi çok hızlı bir şekilde çöpe atıyor. Film, uzaylı işgalinin yarattığı gizemli ve tekinsiz havayı korumak yerine bir noktadan sonra tamamen kontrolden çıkıyor. İkinci yarıda kendinizi uzaylı korkusu izlerken değil; tünellere doluşan, önüne gelene ateş eden, patlamalar eşliğinde şov yapan Amerikan Marine birliklerini izlerken buluyorsunuz. Bize vaat edilen psikolojik gerilim, yerini tamamen “American Idiot” tarzı yüzeysel, gürültülü bir 80’ler Amerikan askeri aksiyonuna bırakıyor.
Stan Winston ve Kukla Şovu
Filmin prodüksiyon tarafında Stan Winston ve ekibinin elinden çıkan pratik efektler ile yaratık tasarımları var. Dönemin şartlarına ve B-movie standartlarına göre bu tasarımlara “eğlenceli” diyebiliriz; özellikle devasa beyin şeklindeki “Supreme Intelligence” görsel olarak nostaljik bir tat sunuyor.
Ancak sorun şu ki, bu yaratıklar filmin korku veya tekinsizlik unsurunu beslemek yerine tamamen bir kukla şovuna dönüşüyor. Sahne temposu ve aksiyon odaklı reji, efektlerin yaratabileceği o potansiyel atmosferik etkiyi de baltalıyor. Yaratıklar korkutmak yerine neredeyse komik kaçıyor.
Tobe Hooper Nerede?
Filmin en büyük hayal kırıklıklarından biri de Tobe Hooper’ın yönetmenlik kimliği. Cannon Films çatısı altında çekilen bu dönem işlerinde Hooper, stüdyo baskısı ve dönemin B-movie çılgınlığı arasında kendi imzasını tamamen kaybetmiş gibi. Sahnelerin ritminde, karakterlerin motivasyonlarında veya genel anlatıda Hooper’a dair özgün hiçbir dokunuş hissedilmiyor. Kendi üslubunu filme yediremeyince de ortaya son derece kişiliksiz bir reji çıkıyor.

Son Söz
Invaders from Mars (1986), orijinal klasiğin o nefis paranoyasını alıp patlamalarla, tünel çatışmalarıyla ve gürültülü bir Amerikan kahramanlığıyla harcayan bir yapım olmuş. Nostalji niyetine veya 80’ler pratik efekt merakı için göz atılabilir belki ama sinematik ve anlatısal açıdan sınıfta kalan, uzaylı işgalini sıradan bir aksiyon filmine kurban eden unutulabilir bir iş.





