Anasayfa » İncelemeler » Hobbit: Beş Ordunun Savaşı – Sinemadaydık, Şimdi Buradayız!

Hobbit: Beş Ordunun Savaşı – Sinemadaydık, Şimdi Buradayız!

hobbit-bes-ordular-savasi

Hobbit: Beş Ordunun Savaşı filmini izledim. Kötüydü, çok kötüydü, böyle film mi olur, leşşş, çekilmeseydi keşke… diye başlamayacağım.

Yüzlerce firmanın davetlisi olarak ön gösterime giden, Yüzüklerin Efendisi bilgisi Ömür Gedik’ten öteye geçemeyen, (neden Ömür Gedik olduğunu anlamak için buraya buyrun; kendisine yazdığım cevabı da buradan okuyun) gördüğü her şeyi eleştirerek kendisini bilge sayan ve eleştirmeyi popüler gören site ve blog yazarlarının filmle ilgili bol spoiler içeren yazıları maalesef yukarıdaki sıfatlardan daha öteye gidemiyor. O yüzden farklı bir bakış açısı sunmak istedim.

Pek çok firma, Hobbit: Beş Ordunun Savaşı için ön gösterim yaptılar ve moda bloggerlarından tutun da salonları doldurmak için pek çok kişiyi bu gösterimlere çağırdılar. Tabii ki bu kişiler de daha film vizyona girmeden bol bol spoiler içeren yazıları okuyucuların gözüne soktular; spoiler vermekle kalmadılar bir de filmi yerin dibine soktular.

hobbit-bes-ordu

Bu yazılara ben de maruz kalan biri olarak bugün filme tabii ki önyargılar ile gittim. Birinci ve ikinci filmi çok beğenmeyen biri olarak bu filmden de çok ümitli değildim. Üstüne bir de o kadar kötüleme okuyunca hevesim iyice kırılmıştı.

Bundan sonrası Hobbit’in birinci ve ikinci filmi hakkında spoiler içerebilir, üçüncü film hakkında spoiler içermez. (Film daha yeni girdi vizyona, spoiler verip zevkinizi .iç etmeyeyim)

Hobbit: Beş Ordunun Savaşı filmine giderken kafamda tek bir şey oluşturdum: Bu filmi kitaptan bağımsız olarak ele alacağım ve ilk iki filmin devamı olarak izleyeceğim! Türkiye’deki her Hobbit kitabına ve Tolkien’in ülkemizde yayınlanmış her kitabına sahip birisi olarak filmin kitaplardan ne kadar uzak olduğunu biliyordum ve geçtiğimiz iki sene bunlara sinir olmaktan saçlarımı beyazlatmıştım.

hobbit-resim

Peter Jackson’ın yaptığı değişiklikleri 2001 yılından beri biliyoruz aslında. Yüzüklerin Efendisi filminde Frodo’yu Ayrıkvadi’ye götüren Glorfindel (koskoca Elf Beyi Glorfindel) filmden çıkarılmış, yerine güzeller güzeli (Hollywood’un olmazsa olmazı) Arwen gelmişti. (Gözlerimizi alamamıştık, o ayrı). Legolas’ın fizik kurallarını hiçe sayan hareketlerine zaten o zamandan aşinayız. Yüzüklerin Efendisi filmlerinde 3 ciltlik kitabı 3 filme çekmek için bazı sahneler filmden çıkarılmıştı (Tom Bombadil’in kulakları oynasın) ama bu sefer tek kitabı üç kitaba çıkartma gibi bir kaygı vardı. Önceden çıkarmıştık şimdi ekleyelim o zaman demişler haliyle.

Hikayede esamesi okunmayan Legolas gelmiş, Tauriel diye bir ablamız (Hollywood’un olmazsa olmazı) ortaya çıkmış, kitapta sadece 3 yerde Ölümbüyücüsü diye geçen Sauron, filmin önemli bireyi haline gelmiş, kitapta yine birkaç yerde geçen Azog‘un filmde coşması, Elf ve cüce aşkı (hrrrr..!!), Saruman’ın ve Galadriel’in olayın içinde çok olması ve daha pek çok şey, kitabı okuyanları rahatsız etti. Belki de sadece bu nedenden dolayı ilk iki filmi sevemedim.

hobbit-thorin

İlk iki filmi sevemememde birkaç neden daha var. Öncelikle Hobbit bir çocuk hikayesidir ve eğlencelidir. İlk iki film ise epik bir hikaye gibi hazırlanmış ama çocuksuluktan da uzaklaşmamıştı ve arada kalmıştı. Mesela fıçılarla ork öldürmek, goblinleri merdivene sıralayıp aşağı atmak gibi. Bunun yanında bir de sahnelerdeki karmaşa vardı. Hele bir de 3D gözlükle izlemenin zorluğu eklenince bazı sahneler anlaşılmıyordu bile. Kim o Goblin Kralı sahnesini unutabilir ki… diyeceğim ama o sahnelerde neyin ne olduğunu anlayamayıp uyuyan çok kişi biliyorum.

Şimdi gelelim üçüncü filme. Korkmayın, yukarıda söylediğimiz gibi; spoiler vermeyeceğiz.

map-the-hobbit-an-unexpected-journey-35354904-1920-1080

Hobbit: Beş Ordunun Savaşı filmi çocuksuluktan ve komediden uzak epik bir film olmuş. Çekimlerdeki karmaşa kaybolmuş; her sahne, 3D gözlüğe rağmen net bir şekilde anlaşılır hale gelmiş. Açık ve net bir şekilde aksiyon filmi olmuş. Yüzüklerin Efendisi: İki Kule filmindeki Miğfer Dibi Savaşı sahnesini hiçbirimizin unutmadığını bilen Peter Jackson, 12 yıl sonra benzer bir keyfi bizlere sunmuş.

Dedim ya, bu filmi kitapla bağdaştırmadan, önceki iki filmin devamı olarak izleyeceğim diye kafama koymuştum ve o şekilde izledim. Filmi gerçekten beğendim. İlk iki filmin gittiği macerayı sonuca bağlayan bir film olmuş. Üstüne üstlük ilk iki filmden çok daha iyi bir film olmuş. Filmde güzel sürprizler var, ayrıca Peter Jackson’ın bu üçlemeyi Yüzüklerin Efendisi serisine bağlama çabaları da ortaya güzel şeyler çıkarmış.

Üstelik cüce sever birisi olarak -yanlış hatırlamıyorsam- ilk kez cüceleri toplu halde bir savaşta görme imkanım oldu. Çok güzeldi…

tauriel_legolas_in_the_hobbit_2-2400x1350

Siz ne benim dediklerime ne de başkalarının dediklerine bakın. Filme gidin, kendi kararınızı verin.

Yine de benim cevap aradığım bir soru var: Bunca münasebetten sonra Legolas nasıl olur da Elrond Divanı’nda Gloin’i tanımaz yahu??? :) Bir de o kuş gelip Bard’a fısıldamadı ya…

Filmi izleyip merak edenlere şunu da söyleyeyim; Evet, o ışıklı şişe, Yüzüklerin Efendisi filmindeki küçük dostumuzun taşıdığı şişe… :)

Siz filmlerden sonra kitabı da mutlaka okuyun. İyi seyirler.