İncelemeler

Star Wars’u İzledik, Güç’ün Uyanışına Tanık Olduk!

star-wars-the-force-awakens-banner

Star Wars: The Force Awakens sonunda vizyona giriş yaptı. Biz de, Frpnet ekibinden birkaç şanslı izleyici olarak Kanyon’da düzenlenen gala gecesinde ilk izleyenler arasına katıldık. Bakalım yeni Star Wars macerası nasıl başladı? [DİKKAT! SPOILER İÇERİR!]

Açıkçası bu yazının başına oturduğumda detaylı bir inceleme yapmaya hazırlanmıştım. Ama sonra bunun oldukça gereksiz olduğunu karar verdim. Filmi önüne boyuna detaylı bir eleştiri bombardımanına tutmak daha keyifli olacak. O zaman kemerlerinizi sıkı bağlayın çünkü ışık hızında yolculuğa başlıyoruz.

İlgili Makaleler

Şimdi baştan uyarmak isterim. Filmdeki sahneleri detaylı bir şekilde ele almak istiyorum. Bu yüzden ister istemez birçok Spoiler verebilirim. Hem küçük, hem de büyük Spoiler bilgilerinden uzak durmanız gerekiyorsa, yazımızı burada bırakıp filmi izledikten sonra gelmenizi rica ediyoruz. Ha yok, ben filmi izledim ya da bana Spoiler koymaz diyorsanız aşağıdaki paragraftan itibaren çayınızı, kahvenizi yudumlayarak bize katılabilirsiniz.

star-wars-force-awakens-gorsel-002

Açıkçası J.J. Abrams’ın beklentilerimi karşıladığını belirtmek isterim. Bu durum beni bir hayli şaşırttı. Ama beklentilerimin üstüne çıkmayı da başaramadı. Önümüze konulan film adeta A New Hope’un ana hikayesini alıp, hem yaşlı nesile hem de yeni nesile “Star Wars nedir?” sorusunu cevaplıyor. Bunu yaparken de, yeni üçlemedeki hatalardan arınmış ama yine de yeni hatalara imza atmış bir film çıkıyor. Nasıl mı?

Film çekimlerindeki en büyük detaylardan, en ufağına kadar gerçek parçalar ve mekanlar kullanılmış. Elbette yine görsel efektlerden vazgeçmemişler. Kimse bir Nolan değil! Ama bu görsel efektler kimsenin gözünü yormuyor. Tam tersine gerçekten de doyurucu efektlerle karşımıza çıkıyor. Arkada dolaşan yaratıklar, karakterlerin yanından geçen robotlar birebir gerçek modeller. Bu durum insanı filmin içine daha çabuk çekiyor ve karakterlerin yanına yerleştiriyor.

Lucas’ın ilk üçleme ile yaptığı o eskimiş, kirlenmiş ve bozulmuş çevre yapısı The Force Awakens’de korunmuş. Yeni üçlemede her şey pırıl pırıldı. Eh insan kendine sormadan edemiyor, bu eski teknoloji nasıl gelişmeyi başaramamış. Abrams, zamanında Lucas’ın yaptığı gibi Sergio Leone’un Spaghetti Western türündeki filmlerinde kullandığı çevre detaylarını muntazam biçimde gözler önüne sermiş. Aferin sana Abrams, ama yine de o üzerine yapışan Jar Jar lakabından biraz zor kurtulacaksın. Bu konuya da sonra geleceğim.

Filmin ilk yarısı gerçekten de büyüleyiciydi. Açılış sahnelerinde kullanılan çekimler, Stormtrooperların ufak köyü baskını sırasında yaşatılan o gerçekçi savaş hissiyatı Abrams’ın aksiyon konusunda ne kadar uzman olduğunu gösteriyor. Daha filmin ilk 10 dakikasında “Vay canına” dememe sebep olan bir sahne var. Askerler köyü basmışlardır, etrafta lazer ışınları şuursuzca gezinirken, bir askerin ölümüne şahit oluyoruz.

star-wars-force-awakens-gorsel-005

Tam da bu sırada sonradan Finn ismini alacak olan FN-2187, silah arkadaşını kollarının arasına alır. Ölmekte olan asker FN-2187’nin kaskına dokunur ve kanlı parmaklarıyla bir iz bırakır. Sorarım sana ey izleyici, böylesine ilginç bir sahneyi hangi Star Wars yapımında gördün. Bak film bile demiyorum. Star Wars yapımı diyorum! Bu durum daha filmin başından FN-2187’nin diğer askerlerden ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Bu yüzden İlk Düzen’deki yerini sorgulamaya başlıyor.

Finn böylece ilk ısındığımız karakterlerden biri haline geliyor. Ama zaman zaman boş diyaloglara girmesi, karakterden uzaklaşmamıza sebep oluyor. Gel gör ki, John Boyega’nın oyunculuğu da beni bir o kadar büyüledi. Hele Rey’i oynayan Daisy Ridley ile aralarındaki kimya müthişti. Film vizyona girmeden önce Ridley için şüphelerim vardı. Filmi izledikten sonra yapılan oyuncu seçiminin ne kadar başarılı olduğuna karar verdim.

Tüm olaya böyle baktığımızda hızlı ve akışkan bir ilk yarı ile karşı karşıyayız. Ama ekibin bir araya gelmesi de biraz havada kalmış gibi gözüküyor. Karşılaştırma yapmanın yeri ve zamanı değil ama hiç bir Star Wars filmi A New Hope’daki gibi gerçekçi bir ekip toplama hissini bize verememişti. Her bir karakterin diğerine ihtiyacı vardı. Bu da o grubu bir arada tutuyordu. Abrams bunu yapmaya çalışsa da, tüm ekibi bir araya toplayan iki şey var: BB-8 ve ceket.

star-wars-force-awakens-gorsel-003

Filmi izleyenler hemen bağlantıyı kuracaktır zaten. Öte yandan Finn’in sürekli olarak Rey’in elini tutup bir yerlere koşturması da, ufak ama güzel bir detaydı. Şimdilik arkadaşça bir flörtleşmeye şahit olsak da, serinin aşk hikayesinin ne olacağını da çok iyi öğrenmiş olduk. Tüm film boyunca anlık tutkuyla birbirlerine salyalı öpücükler vermemiş olmaları da yüreğime biraz su serpti. Aralarında gelişmesi olası romantik hikayenin altyapısını da böylece çok iyi izledik.

Yine de altyapı verilmeden sorularımızı cevaplayan ve bir o kadar yeni soruyla karşımıza çıkan karakterler de yok değildi hani. Filmin kötü karakteri Kylo Ren’i halen nereye koyacağıma emin değilim. O siyah maskesinin ardındaki karizmatik karakter, film ilerledikçe ergen bir tavır almaya başladı. Keşke o kask hiç çıkmasaydı diyorum. Maskenin büyüsünü bir sonraki filme saklamış olsalardı.

Kylo’nun kim olduğu, geçmişle alakalı olacağını hepimiz biliyorduk. Han Solo ve Leia’nın tek çocuğu olarak karşımıza çıkıyor. Luke’un öğrencisi olmasına karşın, karanlık tarafın büyüsüne kapılıp yitmiş bir gençlik. Han ve Kylo arasındaki hikayeyi bu kadar çabuk sonlandırmasalardı ya da filmdeki birçok gereksiz sahneyi çıkarıp, geçmişlerine de bakabileceğimiz bir pencere açsalardı. O son sahnelerde daha duygusal anlar yaşayacağımıza eminim.

Kylo Ren bu açıdan bakıldığında, maskesini çıkartmasına rağmen halen gizemli bir karakter. Filmin yapım sürecinde sır gibi saklanan Supreme Leader Snoke’un anlattığına göre Kylo, Ren Şövalyeleri adı verilen bir birliğin en güçlü üyesi. Zaten Rey’in Güç Görüsü içerisinde karanlık bir havada, siyah kalabalığın önünde durduğunu gördüğümüz Kylo’nun, bu kardeşliğin önderi olduğunu anlıyoruz. Ama yine de o kadar çok soru var ki?

Ren Şövalyeleri nedir? Sith eğitimi aldıkları belli ama hiçbiri Sith değil. Güçle baya bir içli dışlılar. Hatta Kylo lazer ışınlarını durdurmaktan tutun da, insanların zihinlerine girmeye kadar yeni birçok Güç öğretisi taşıyor. O yeni ışın kılıcını gördüğümde bunun arkasında güzel bir hikaye olduğuna inanmıştım. Filmde yanlardan fışkıran kısa ışınların da, kullanılabilirliğini filmde görüyoruz. Bunun ötesinde Ren Şövalyeleri’nin, Orta-Çağ’daki Haçlı Seferleri sırasında kurulan birçok kardeşliğe benzediğini söylemeliyim. En azından uzaktan bakıldığında öyle gözüküyor, çünkü hiç bir detay bizimle paylaşılmadı. Umuyorum, ilerleyen filmlerde Snoke’un Sith öğretisine nereden ulaştığı ve Ren Şövalyeleri’nin ne olduğuna daha fazla değinilebilir.

Ana karakterleri şöyle bir ele aldığımızda. İyi tarafın kahramanlarından Rey’in oldukça başarılı bir çizgiyle aramıza katıldığını söylemem gerek. Ama Finn ve Kylo’nun havada kalan yanları var. Özellikle Kylo Ren’e daha fazla vakit ayırmalıydılar diye düşünüyorum. Millenium Falcon’un Han Solo ve Chewie tarafından bulunduğu sırada, o gemide yaşananların filmin hikayesine hiçbir katkısı yoktu. Biraz heyecanlandık sadece, o kadar.

star-wars-force-awakens-gorsel-006

Madem Falcon dedik, Han ve Chewie’den bahsettik. Filmin asıl ilgi gören kısmına da değinmeden geçmeyelim. Daha film vizyona girmeden önce savunduğum şey şuydu: Bu film, yeni nesil ve yaşlı nesil arasında bir bağlantı filmi olacak. Eski nesil oyuncuların filme katılmasının en büyük sebebi de buydu. Ellerindeki meşaleyi yeni nesle devir etme törenine şahitlik ettik. Abrams bunu yaparken, eski neslin geek damarına basacak güzel detayları da bize sunmayı unutmamış.

Hepsini tek tek anlatmanın pek anlamı yok. Ama Han Solo’nun, Captain Phazma’yı yakalamalarının ardından yaptığı “Çöp Öğütücüsü” göndermesiyle beni yakaladılar. Ayrıca İlk Düzen’in inşa ettiği Starkiller isimli devasa silahıyla, Luke’un tasarım aşamasındaki soy ismine güzel bir gönderme yapmışlar. İşte bunlar hep benim hoşuma giden ve suratıma şapşal bir gülümseme yerleştiren detaylar oldu.

Yine de bu eski, yeni harmanı sırasında hoşuma gitmeyen ve alakasız bulduğum durumlar vardı. The Force Awakens, eline ışın kılıcı alanın Jedi kesildiği bir film olmuş. Yahu arkadaş, daha filmin başında Jedilık falan kimse inanmıyor, efsane sanıyordu. Rey de, Finn de ışın kılıcını aldığı gibi Stance durumuna geçip kendilerini korumayı ve hatta beklenmedik ani saldırılar yapmayı başarıyorlar. Filmin “Awakens” kısmı da, biraz yersiz geldi.

Sen Jakku diye bir gezegende yıllarca yağmacılık yaparak hayatta kal, bugüne kadar Güç diye bir şey duymamış ol! Sonra kalk yıllarca Jedi eğitimi alıp, sonrasında karanlık tarafa geçmiş Kylo Ren’in güçlerine kafa tut. Yahu ne zamandır, Güç bu kadar çabuk öğrenilir oldu. Rey’in güçlerinin farkına varması pek bir hızlı oluyor. Ama o kapıdaki muhafız ile yaptığı Mind Trick sahnesi her ne kadar “ucuz” bir sahne olsa da, beni güldürmeyi başardı. Abrams bu noktada dengeyi pek sağlayamamış.

Star Wars: The Force Awakens Ph: Film Frame ©Lucasfilm 2015

Şimdi bunların hepsini bir araya getirelim ve genel bakışa değinelim. Abrams, Star Wars serisine dengeyi getirecek kişiydi. Bunu biraz sakar bir biçimde başardığını itiraf etmem gerek. Bazı ufak detaylar, gereksiz diyalog ve sahneler bulunsa da, tüylerimi diken diken edip duygulanmama sebep olan anlar da yok değildi hani. Yukarıda da bahsettiğim gibi beklentilerimi karşılayan bir film izledim. Ama Abrams bana bir sürpriz yapıp bunun üzerine çıkamadı.

Örneğin, Kylo ve Han arasındaki son konuşmaya bakalım. Kylo’nun içinde aydınlık tarafın olduğuna inanan bir anne-baba var. Kendisi de filmin bir bölümünde aydınlık tarafa çekildiğimi hissediyorum diyor. Keşke o sahnede, Kylo da yaptığının farkına varsaydı ve geri dönseydi diye düşündüm. Tamam belki çok klasik bir sahne olacaktı. Hatta çok çabuk gelişmiş olacaktı ama sürpriz yapacaksan, böyle sürpriz yapmanı isterdim Abrams. Kylo hala ergenliğin ateşiyle yanarken, bir baba eliyle kendisini o bataklıktan kurtarsaydı…

Elbette “keşke” ile başlayan çok fazla sahneye örnek verilebilir. Luke ile filmin sonunda karşılaştık. Keşke ağzından bir iki cümle bir şey çıkaydı da, birbirlerine boş boş bakışmalarını izlemeseydik. Ama ne yalan söyleyeyim aradan 30 yıl geçmiş olmasına, Mark Hamill’in saçının başının ağarlaşmış olmasına rağmen tek bir sahneyle, mimikleriyle yeniden Luke olmayı başarmış. Üstüne bir şey eklemesine gerek kalmadan, o yaşlı Luke Skywalker’ı dünya gözüyle gördük ya, ölsem de gam yemem.

star-wars-force-awakens-gorsel-001

Sonuca bağlıyorum. Tamam! Fazla uzattık. Zaten yazının bu kısmına kadar dayandıysanız, iki arada bir derede kaldığımın farkına varmış olmalısınız. The Force Awakens, kötü bir film olmamış. Aksine gerçekten de güzel bir Star Wars filmi olmuş. Öyle, “Star Wars evreninde geçen başka bir film” gibi yaftalamalara ya da tren enkazı gibi yorumlamalar cidden çok ağır. Yani ne bekliyordunuz ki, diye sormam gerekiyor! Filmde Disney markası olmasına karşın, en azından baştan sona bir çocuk filmi izlemedik. Gündüz gözüyle TIE-Fighter ve X-Wing kapışması izledik daha ne istiyorsunuz sevgili izleyici?

Abrams’ın yeni serisinin başlangıcına baktığımızda, iyi bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Daha iyisi olabilir miydi, emin değilim. The Force Awakens ile başlayan macera, yeni üçlemenin kapısını bizlere aralarken, yeni sorularla başbaşa bırakıyor. Abrams’ın güce denge getirmesi için diğer filmlerde daha fazla uğraşması gerekecek. Şundan eminim ki, bu film hakkında yapılacak olumsuz yorumlardan da ders çıkarıp, diğerlerinde yapmayacaktır. Yahu, ben de ne çok savundum Abrams’ı arkadaş!

Siz yine de, başkalarının ne söylediğine bakmayın. Daha kötü bir film ile karşılaşma ihtimalimiz varken, bize yapılabilecek olanın en iyisini sunmuşlar. İzlemeden ya da üzerine saatlerce sürecek geek muhabbetleri yapılmadan The Force Awakens’in değerinin farkına varamayacağız. O zamana kadar Güç Sizinle Olsun. Daima…

FRPNET Ekibi Neler Düşünüyor?

Ece Yılmaz

Açık konuşmak gerekirse, film tam anlamıyla Disney’den bekleyeceğimiz bir Star Wars filmi olmuş. Filmi izlerken eğlendim mi? Evet. Peki, film Star Wars denilince aklımda oluşan görüntüye uyuyor mu? Hayır. Abrams’ın eskiyle yeniyi harmanlamaya çalıştığı açık. Tabii bunu ne kadar başarılı yaptığını tartışabiliriz. Rey, Finn, Kylo Ren gibi yeni karakterlerle hepimiz için yeri ayrı olan tanıdık yüzleri bir arada kullanarak geçmiş ve gelecek arasında bir köprü kurmak istemiş. Eskilerle yenileri bir arada görmek film boyunca beni mutlu etti çünkü bu benim gözümde Star Wars efsanesinin nihayet üstündeki tozu silkeleyip yeni nesli kucaklaması demekti. Fakat filmden çıktığımda yeni nesilden aklımda kalan şeyler ise oldukça yüzeyseldi. Finn gerçekten komik, Rey gerçekten sevimli ve Kylo da gerçekten “kötü” bir karakterdi. Tamam ama komiklik, sevimlilik ve kötülük dışında olayları neydi derseniz, bu üç özelliğe yeni alt başlıklar eklemek dışında bir şey yapamam sanırım. Han Solo, Chewie, Leia gibi karakterlerin yanında onları görmek, bu yüzeyselliğin altını iyice çizmiş. Yeni yüzler film boyunca izleyiciyi eğlendiriyor, buna şüphe yok ama bana kalırsa karakterden ziyade birer tip olmuşlar. Özellikle de konu Kylo Ren olunca bu yüzeysellik iyice gözüme battı. Neden özellikle Kylo Ren? Abrams karakter için önümüze öyle bir potansiyel koyuyor ki, bu karakterin ilerleyen dakikalarda dallanıp budaklanacağını, karmaşa ve iç çekişmeleriyle bizi de bir o yana bir bu yana vurmasını bekliyoruz. Ne yazık ki hevesimiz kursağımızda kalıyor. Bunun yanında, yeni nesle yol açmak için feda edilen şeyler de açıkçası bana gereksiz geldi. Daha ziyade, yapılmak istenen şeylerin işlenişi, Star Wars’un bugüne kadar inşa ettiği yapıya oldukça tersti.

Dikkatimi çeken diğer bir şey de sonlara doğru düşen tempo ve bazı olayların aceleye getirilişi oldu. Spoiler vermeden açıklamam gerekirse, “Ama yani nasıl?” diye kaldığım yerler ve cevapsız kalan sorular birden fazlaydı. Tabii ki bunu, Force Awakens’ın yeni bir üçlemenin ilk filmi olmasına ve bazı cevapların serinin devamına bırakılmasına verebiliriz. Bunları bir kenara bırakırsak, film kötü bir film miydi? Kesinlikle hayır. Film beklentilerimizi karşılıyor, onları aşmıyor ama Star Wars hayranlarına, eve döndüklerini hissettirmeyi başarıyor. Yer yer kahkahalar atacaksınız ve emin olun ki gözyaşlarınızı tutamayacağınız yerler de olacak. Yeni nesil kahramanlarımız galaksiye imzalarını nasıl atacaklar, hep birlikte bekleyip göreceğiz.

kylo-ren

Kayra Keri Küpçü

Filmin böyle olmasını bekliyordum. Tam bir devir teslim töreni gibi, geleceğe ışık tutan geçmişe saygı duyan bir film olmuş. Lakin söylemem gerekiyor ki biraz arada kalmış. Eski karakterleri görerek mutlu olurken bir yandan yenilere ısınmaya çalışıyoruz. Benim için bu biraz zor oldu. Finn’i zaman zaman çok sevdim, zaman zaman gereksiz buldum; Rey’in bazı tavırları çok sevimliydi ama bazı yerlerde uyuz oldum. Kylo Ren ise bambaşka bir alem, spoiler vermeden ne desem bilemedim ama sevmediğimi söyleyebilirim. O maske çıkmayaydı iyiydi. Filmde havada kalan bazı şeyler gördük ancak bu filmin de bir üçlemenin ilk filmi olduğunu düşününce diğer filmlere merakım arttı. Genele bakınca öyle hızlı giden bir akış vardı ki bir orada bir burada bazen koptuğum yerler de oldu. Diyaloglar da bazen sıkıcı ve gereksiz bir hal aldı. Hızlı başlayan film sona doğru yavaşlamaya başladı.

Burada kötü şeylerden bahsetmem filmi beğenmediğim anlamına gelmesin, geri kalan her şey çok iyiydi. Eski dostları görmek, arada sırada karşımıza çıkan sürprizlerle karşılaşmak kah ağlattı kah güldürdü. George Lucas’ın dediğine katılıyorum, “Hayranların beğeneceği bir film olmuş!”. Epik bir film diyemeyeceğim ama ayaklarımı uzatıp tekrar izleyeceğim kesin! Önümüzdeki filmler, bu filmdeki bazı yerleri daha da anlamlı kılacak gibi görünüyor. Güç sizinle olsun!

Volkan Tezkan

Biz ihtiyarları sevinçten uçuran yeni gençlerin damarlarına Güç’ü zerkedecek bir film olmuş, ağzım kulaklarımda mutluluk içinde izledim filmi. Yıllardır görmediğim eski bir dostuma kavuşmuş gibi sevinip sarıldım sahnelere, Dark Side’ın geldiği nokta hakkında bir kaç eleştirim var fakat spoiler vermeden söyleyebileceğim tek şey, Hollywood dünyanın gidişatını insanlara farklı bir dille yansıtmayı gizli görev edindiğinden şu çağda dünyada yaşananların Amerikan bakış açısıyla yansıtılması noktasında kullanılması sezinleniyor.

Not : Jar Jar yok seviniyoruz, java yok üzüldük (Utiniii)

Feyzullah Kubilay Kartal

Diğer yazar arkadaşlara göre ben nispeten daha iyimser olmama ve neredeyse kilit “spoiler”‘ları bilmeme rağmen, filmden fazlası ile zevk aldım. Beğendiğim ve beğenmediğim şeyler SPOILER’a kaçacağından dolayı çok kısa kesmem gerekirse, istediğim kılıç dövüşlerini ve gemi savşlarını gördüm ve hepsi istediğim gibiydi. Konu gidişatı 4. filmle aynı olması kimilerine göre eksi, kimilerine göre artı olabilir ama bana kötü gelmedi.

Prequel serilerde en çok nefret ettiğim, çok kıvrımlı gemiler, geçmişte geçmesine ramğen orjinal üçlemeye kıyasla yüksek teknoloji her türlü cihaz ve mimari gibi şeylerin orjinal üçlemeye göre sırıtması idi. Şunu diyebilirim ki bu filmde her şey orjinal üçlemenin bi tık yukarısında olduğundan falzası ile yakışır bir ilerleme olmuş.

Karakterleri sevdim her ne kadar FINN temiz kalpli- saf- cesur ve 7/24 dumur şekilde olması biraz falza geyik olsa da, geçmişi tam bir muallak olan hurdacı (tongue ifade simgesi ) REY ile çok güzel çok güzel bir ikili olmuşlar. BB-8 zaten daha ilk sahnede sevimliliği ile bizi sevdirmesini bildi ve bir “comic relief” olmaması ile benden tam not aldı diyebilirm. yeni karakterlerden POE’yu keşke daha fazla tanıyabilsek daha çok mutlu olacaktım orası kesin. KAYLO REN olayına hiç girmeyelim hem falzası ile SPOILER kısmına girer hem de konu itibari ile zayıf bir karakter olup olmadığı tartışma çıkartır. Yeni bir DARTH VADER beklemeyin baştan belirteyim. HUX o kadar değil belki ama PHASMA biraz havada mı kalmış ne?

Peki eskiler? Hiçbiri sırıtmıyor ve yeteri kadar ekranda gözüküyor (HAN SOLO’yu fazla fazla görüyoruz hemde). Yeni karakterle ile aralarında etkileşim de gayet güzel.Sağa sola iliştirilmiş easter egg vari meteryaller ve sahneler de beni fazlası ile tatmin etti.

Aynı zamanda film sanki “biz yaşlandık gençler sıra sizde. yeni destanı siz devam ettireceksiniz” gibi bir havası var.

Nasıl bitirsem bilemiyorum ama, 2015 te düzgün bir “STAR WARS” filmi izledim diyebilirim.

Siz de spoiler vermeden yazının aşağısındaki yorumlarda görüşlerinizi bildirebilirsiniz.

İlginizi Çekebilir  Star Wars: The Phantom Menace'daki Dövüş Sahnesi Deşifre Oldu

İlgili Makaleler

7 Yorum

  1. Okuduğum bazı yorumlarda filme gerçekten büyük haksızlık ediliyordu, sizlerin genel olarak beğenmiş olmasına çok sevindim. Ben de sizin de bahsettiğiniz bazı kusurlarına rağmen hem eski hayranları mutlu edecek hem de yeni hayranların ilgisini çekecek bir film olduğunu düşünüyorum. Bir de bir ekleme yapayım, Abrams’ın diğer filmler üzerinde daha çok uğraşıp hatalarını tekrarlamayacağını söylemişsiniz ama yanlış bilmiyorsam sonraki iki filmin yönetmeni o olmayacak. Episode XIII için Rian Johnson ile, Episode IX için de Colin Trevorrow ile anlaşılmış olması lazım.

  2. Evet bende filmden müthiş zevk aldım yarın da ikinci kez izlemek için gideceğim. Filmden sonra pekçok yorum okudum ve eksikliklerin farkına varıp üzüldüm ama görüşüm değişmedi. Devam filmlerinin yönetmenleri farklı olsa bile hikayeyi daha da genişleteceklerini ümit ediyorum. İyi kullanılırsa inanılmaz bir potansiyel barındırıyor. Film
    beklentimi karşıladı üstüne fazla birşey koyamadı ama çok iyi bir başrol karakteri olan Rey’i bize kazandırmış oldu. Kısaca özetlemek gerekirse; film bittiğinde tüm salon alkışladık..

  3. Rey dark side a katılmazsa beni üzer abi :) rey vs kaylo ren savaşını bide tam tersi taraflarda izlemek mütiş olur

  4. Büyük bir star wars fanı olarak filmi beğenmeyen bir tek benim sanırım. Değerlendirmeleriniz iyi hoşta disney konusunda daha çarpıcı eleştirel yorumlar beklerdim. Eski filmlerde klişeleşmiş her filmde olması gereken ama bu filmde olmayan eksiklikler var diğer bölümlerde bunlar giderilirmi sanmıyorum. Eksik bulduğum ve saçma bulduğum başlıca kısımlar:

    1.Bilge bir jedi ustası (hadi kurgu gereği jedileri sona attın eskilerden savaş,güç hakkında tecrübeli biri) ana karakterlerimize bilge ve özlü sözleriyle yön verebilirdi.( usta yodayı özlüyoruz:(( )

    2.Han soloyla karşılaşması sonda da öldürmeleri bize pek bir şey kazandırmadı lucas şu serinin ilk filminde oynatayım da sonra şutlayayım vefa borcum kalmasın diye düşünüyordu sanırım.

    3.Koskoca darth sidiousun darth vaderın zar zor yıktığı cumhuriyeti sen 5dkda filmde yıkıyosun ölüm yıldızı imparotorluk zamanında güçlüyken yapılmış ama bu filmde ölüm yıldızının 10 katı büyüklükte dağılmış imparatorluk tarafından yapılıyor kurgusu çok eksik ve tutarlı değil. beni açıkcası tatmin etmedi.

    4. Kaçınız bu eksikliği ciddi hisseti bilmiyorum ama klonlar,droidler, büyük filolar hikayede yer bulamasa da direnişle ilk düzen arasında yada cumhuriyet yok olmadan var olan filoları direnişe kaydırıp topluca ilk düzene saldırıp büyük bi uzay savaşı olabilirdi sonuçta hepimiz bi galaksi savaş şöleni izlemeye gidiyoruz. Kısa süreli toplasan 2dk doldurmaz 10-15 tane direniş x-wing 20-25 tane tie fighter kapıştırması beni yine tatmin etmedi. Star Wars Revenge of the Sith girişi gibi olmasada ona yakın bi sahne beklerdim.

    ve daha niceleri…

    Genel olarak hayal kırıklığına uğradım. Başta disneye neden eleştirilmiyor demiştim işte nedeni bunlar eskisi gibi maketlerle çekilmiyor bu film teknolojik imkanlar okadar geliştiki görsel şölen sergilenebilirdi derdi bütçemi sen bikere disneysin 1 yılda 10film çıkarma 1 film çıkar korkun hasılatmı seri ilk çıktığında oluşan kitleden binlerce kat artmış global bir kitlesi oluşmuş bir seriyi satın aldın hasılat korkusu ne. Ya bu halde olması disneyin baskısı filme şekil vermesi sonucu yada lucas harbi yaşlandı hafiften sıyırmaya başladı. Umarım bu seri diğer filmlerde ciddi derecede toparlanır bir şekle sokulur.
    Bu filmi ciddi anlamda beğenip övenler müthiş olmuş diyenler gerçekten seriye bağlımısınız yoksa star wars animelerini fazlamı kaçırdınız.

  5. Rey’in ışın kılıcını kapar kapmaz, Kylo-ren’in güçlerine kafa tutması bana da çok saçma geldi.

  6. Star Wars’un ilk üçlemesi çocukluğumun filmleridir. Belki bu yüzden sonradan çekilen hiç bir SW filmi (sonuncusu da dahil) beni yeterince tatmin etmemiştir. Ancak ben bir Star Wars hayranı olarak bu filmde kesin bir düş kırıklığı yaşadım. Sinemadan çıkarken ilk düşündüğüm şey, bu filmde tarih tekerrürden ibaret değil resmen copy+paste’den ibaret dedim. İlk üçlemenin konusu resmen oyuncular değiştirilerek yeniden önümüze getirilmiş. Daha büyük bir death star mı yapmayın gözünüzü seveyim. Bütün orjinal hikayeleri Lucas anlattı bitirdi de Abrams’a kalmadı mı yani? Bu filmden sonra Lucas’ın çektiği 2.üçlemeyi kafamda yeniden değerlendirdim ve bu üçlemede beğenmediğim tek şeyin oyuncu seçimi olduğunu fark ettim. Onun dışında hikaye, kurgu gayet başarılıydı. İster dark side ister light side olsun hepsi jedi gibi jedi’ydı. Maske takmış bir ergen bende hiçbir duygu uyandırmadı ve daha eğitim almamış başka bir ergen jedi adayının ortalıkta her türlü numarayı yapması da son derece komik geldi. Luke Skywalker bile Yoda’dan eğitim alırken bu işte zaman harcadı. Seyirciye “boş verin bu detayları zaten hikayenin devamı gelecek sizi bir an evvel gelişme bölümüne geçirelim” demek ise bu film için yapılan büyük reklam çerçevesinin içini doldurmuyor maalesef (dağ fare doğurdu kısaca). İkinci üçlemenin aksiyon sahneleri de kesinlikle bu filmden daha iyiydi. Stormtrooper’lar aynı ilk üçlemedeki gibi attıklarını vurmaktan aciz. Hadi o zaman 70’lerdeydik teknoloji, efekt bir yere kadardı ama 2015 bitiyor yahu hala mı bu adamların nişan alması bu kadar berbat. Üstelik bu beceriksizlik savaş gemilerine de yansımış. Koskoca gezegende yerleşmiş yüzlerce imparatorluk savaş gemisini 15-20 tane asi indiriyor. İlk üçlemede belki insanlar buna hayran kalmıştır ama sanırım şu modern zamanda seyirci profili de bu olmadık abartılı kahramanlık sahnelerini yemeyecek kadar gelişmiştir. Sonuçta ben SW hayranı biri olarak bir daha Lucas hakkında konuşurken iki kez düşünmeye karar verdim çünkü kendisi 6 filmde de en azından bir hikayeyi ele alarak onu sonuca ulaştırmayı başarmış.
    Ayrıca Abrams’ın Lost başarısızlığını ve Once Upon A Time’daki dalgalı performansı göz önüne alırsak devam filmlerinde de acı çekmesi ve çektirmesi muhtemel (girift akrabalık bağlantılarını saymıyorum bile).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu