Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Flash ve Arrow Crossover

Flash ve Arrow Crossover

flash-arrow

Flash/Arrow

Normalde sadece The Flash bölümlerini inceliyordum ama bu crossover daha fazlasını hak ediyor. Arrow’la Flash dizi evreninde birbirlerine konuk oldular ve bu iki bölümü inceleyip, üstüne her iki dizi hakkındaki -inceleme dışı- görüşlerimi ekleyeceğim. Hazırsanız, başlayalım!

“Flash vs. Arrow”

Arrow ekibi Arrow’un 7. bölümünün sonunda gördüğümüz Captain Boomerang’ı araştırmak için Central City’ye geldi ilk crossover’da. Ancak düşmanımız Flash’la Arrow’un kapışması için sonraki bölüme saklandı. Kapışmalarının sebebiyse Prism’in gözlerinden etkilenen Flash’ın aşırı öfkesi. (Prism/Rainbow Raider’ın derinleştirilememesi bölümün eksilerinden. Apar topar hücreye tıktılar. Evet Oliver, senin de bir hapishanen var!) İki süper kahramanın kavgasını izlemek çok keyifliydi. Süper hızlı meta-insan ile okçu normal insanın dövüşü güzel kurgulanmış. Cisco berabere bitti dese de Arrow’un üstün olduğunu açıkça görülüyordu. Cisco ile Diggle’ın “kim kazanır?” diyaloğu güzeldi. Zaten bölüm böyle eğlenceli diyaloglarla doluydu. İki ekip de birbirine uyum sağlayınca ortaya çok güzel materyaller çıkmış.

flash-vs-arrow

Flash’ı ilk kez gören Dig’in donup kalması, Felicity ile Barry’nin “Cool! I mean, awful.” muhabbeti, hangi kahraman daha güçlü tartışmaları, Caitlin-Felicity dostluğu, Iris’in Oliver hayranlığı, Dr. Wells’in Arrow’un gerçek kimliğini bulması, Oliver ve Barry’inin elde edemeyecekleri kızlarla aynı karede görülmesi… Hepsi harikaydı. Söylediğim gibi crossover imkanlarından sonuna kadar faydalanmışlar. Dig ile Cisco’nun başını çektiği mizah ögeleri ve Felicity-Cisco-Caitlin dinamiği iki ekibi birarada daha çok görmeliyiz dedirtti.

Flash bu bölümde fazla güçlüydü. Artık biraz eğitim alması gerekiyor, Girder’la dövüşmeden önce biraz antrenman yapmıştı, şimdi de Arrow ile çalıştı, ama yeterli görünmüyor. Şu haliyle Arrow’a karşı olduğu gibi dövüşmeye devam ederse inandırıcılığını kaybedecek. Kaslı ve hızlı olması iyi dövüşebildiği anlamına gelmiyor çünkü. Ayrıca görsel efektleri konusunda da çalışılması gerekiyor.

Aslına bakarsanız bu bölüm çok güzel değildi. Flash-Arrow crossover’ı dendiğinde daha fazlasını bekliyor insan. Ben beklentimi yüksek tutmadığım için memnun kaldım, göndermeler, espriler ve büyük kavga yeterliydi. Bununla yetinemeyenler merak etmesin, Flash’ın Starling City macerası bu bölümden çok daha iyiydi.

“The Brave and The Bold”

Geçen bölümde birbileriyle dövüşen kahramanlarımız bu sefer bir düşmana karşı birleştiler: Captain Boomerang. Her iki dizide de birçok düşman gördük bu sezon ama en güçlüsü buydu. Aslen Flash’ın düşmanı olan Boomerang’ın Arrow’da karşımıza çıkması ortak evren hissiyatı açısından önemliydi.

Arrow-Flash1

Yine aksiyon dozu yüksekti, yine Dig ile Cisco eğlendirdi. İki bölümdür Cisco’yu ve nerd hallerini çok beğeniyorum. Felicity ile beyin fırtınası yapıyor, Arrow’un ekipmanlarına hayran oluyor, tüm bu süper kahraman olaylarına bayılıyor. The Flash’ın harika karakterleri var (Iris bunlardan biri değil maalesef) ve Arrow ekibiyle birleşince daha harika oldular. Espriler ve göndermeler crossover bölümlerinde tavan yaptı. “Flash vs. Arrow” incelemesinde Star Wars göndermesini es geçmişim, bu bölümde ise Bart Allen ve Speedy başta olmak üzere bolca gönderme vardı.

Her iki dizinin de en büyük eksiği kadın karakterler. Aslında güçlü kadınlar var: Felicity, Caitlin, öncelerden Moira Queen veya Sara gibi. Ama Iris, Thea ve Laurel üçlüsü iyi işlenemiyor. Bu bölümde bu üçlü neredeyse görünmedi ve sezonun en güzel bölümlerinden birini izledik.

arrow-flash

Bölümün en iyi yaptığı şey Barry-Oliver dinamiğiydi. Özellikle Oliver üzerinden yürüyen dramada her iki dizinin, şehrin, karakterlerin farkına değinildi ve tümü de başarıyla ele alındı. The Flash’ın renkli ve canlı havası Arrow’da yok, Starling daha karanlık, daha tehlikeli ve Arrow’un sert yöntemleri var. Barry bunların farkına vardı ve bu konuda tartıştılar. Oliver’ın Barry’e içini dökmesi ve Barry’nin “sen de insanlara umut veriyorsun” demesi çok güzeldi. Aksiyonun yanına dramı başarıyla katmışlar, hem de merkeze Flash’la Arrow’u koyarak bunu başarmışlar. The Flash’ta da Arrow’da da emeği geçenleri tebrik ediyorum, çok güzel bölümler izlettikleri için.

DC’nin dizi evreni büyümeye devam ediyor bir yandan. Flash’ta Firestorm’un, Arrow’da Atom’un ayak sesleri duyuluyor. Harrison Wells’in parçacık hızlandırıcı kazasında ölenlerin adını sayışını hatırlıyor musunuz? O isimler arasında Atom’la bağlantılı kişiler vardı. Brandon Routh’un başarıyla canlandırdığı Atom bu evrende önemli bir yer edinecek gibi duruyor, iki diziyi birleştirme konusunda yardımcı olacağı kesin. Kim bilir, belki ilerde kendi dizisini de görürüz?

flash-arrow-ss

Son olarak Stephen Amell’den bahsetmek istiyorum. İlk sezonda Merlyn’le, ikinci sezonda Wilson’la mücadele eden Oliver’ın bu sezonki esas düşmanı, kendisi. Oliver, Arrow’un gerçek kimliğini öldürdüğünü, Verdant’ın altında ölümünü bekleyen biri haline geldiğini düşünüyor. Gizli kimliğinin ona yaptıkları özellikle crossover bölümdeki diğer gizli kimlikli arkadaşıyla tartışmalarıyla derinleştirildi. Tüm bu olaylar içerisinde ise Amell’in oyunculuğunu çok başarılı buldum. İlk sezonda fazla beğenmemiştim kendisini. Tamam, Arrow’un soğuk ve sert olması gerekiyordu, Amell de böyle yapıyordu ama ısınamamıştım. Ancak son iki sezonda büyük gelişme gösterdi. Arrow’un olaylar karşısında herkesten farklı durması gerektiğini, soğukkanlılığını yitirmeyen sert kişiliğini yansıtabiliyor, bakışlarıyla bile karakteri hissettiriyor. Amell, oyunculuk dışında da çok iyi biri. Sosyal medyayı etkin kullanıyor, Facebook’ta soru cevap videoları çekiyor, fan art günleri düzenliyor. Fuck Cancer oluşumuna destek veriyor. Eğer onun yakışıklı olduğu için dizide olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

DC, TV’de doğru hamlelerle ilerliyor. Flash’ın orijinini Arrow’da anlatarak Flash’ın aksiyona girmesini hızlandırdı ve dizi beklenmedik derecede popüler oldu. Arrow’dan iyi besleniyor. Şimdiye kadarki en iyi üç bölümünde Arrow’dan oyuncular vardı. Arrow’un en güzel bölümü de Flash crossover’ı oldu. Arrow, Laurel’in ekran süresinin artması, tam olarak bir ana düşman olmaması nedeniyle geçen sezonki ivmesini kaybetti ama sonraki bölümle birlikte yükselişe geçeceğine inanıyorum. Her iki dizi de, bir Agents of SHIELD olamasalar da, oldukça güzel. Aynı evrende olmaları da ayrı bir tat katıyor. Umarım böyle devam ederler.