İncelemeler

Dua Etmeye Başlayın, Vaiz Hepimizi Kurtarmaya Geldi – Preacher 1. ve 2. Bölüm İncelemesi

Bölüm 2 – “See”

Yukarıdaki paragraf deryasından sağ çıkmayı başardıysanız, sizleri bu yana alayım. Tıpkı ilk bölümde olduğu gibi ikinci bölüm de alakasız gibi gözüken bir sahneyle, 1881’in Amerikası’yla başlıyor. Ratwater kasabasının biraz dışında başlayan sahne ile çoğu okur gibi ben de hangi karakter ile ilk karşılaşmamızı yaşayacağımızı tahmin edebildim. Hasta kızına ilaç bulmak için yola düşen gizemli adam, Saint of Killers’dan başkası olamaz. Saint of Killers, Cennet’e yükselişi ve bir takım kutsal güçlerin hizmetine girmeden önce, tıpkı Jesse gibi, şaibeli bir hayat sürmüş bir karakter. Öyle şeylerle karşılaşmış ki insanlığın tüm iğrençliğini ve kötülüğünü tüm açıklığıyla görebiliyor – ve bu onu en ufak bir şekilde etkilemiyor. Kafa derileri yüzülmüş Kızılderililerin asıldığı ağacın yanından geçerken gösterdiği umursamazlık, bunun en güzel örneği. Saint of Killers, çizgi romanın oldukça ileri sayılarında gördüğümüz bir karakter. Dizi ise ilk bölümde de gördüğümüz gibi tanıdık yüzlerle farklı bir yol izliyor.

preacher-he-maybe-look-like-a-cowboy-but-1005143

Çizgi romanlardan tanıdığımız ve ikinci bölüm ile diziye girişini yapan bir diğer karakter ise Odin Quincannon oldu. Fare suratlı küçük Odin, ileride Jesse’nin en büyük düşmanlarından biri olacak. Eğer ikinci bölümü izlediyseniz, Quincannon’ı gördüğümüz kısa ama bir o kadar da net sahnede karakterin kişiliğini az çok anlamışsınızdır. Sahne gerçekten de karakteri özetler nitelikte olmuş. Bununla birlikte Quincannon da tıpkı Saint of Killers gibi çizgi romana göre oldukça erken ortaya çıkmış bir isim. Çizgi romanla farklılık gösteren diğer bir nokta ise Odin Quincannon’ın hiçbir zaman Annville’e gelmemiş olması. Normald Teksas’ın bir başka küçük şehri Salvation’ı sömürmekle meşgul olan Odin ile Jesse’nin yolları, Jesse’nin Salvation şehrinin şerifi olmasıyla kesişiyor. Muhtemelen dizide Salvation olay örgüsünü direkt olarak işlemeyecekler çünkü Salvation’ın hikayesi ana hikayeyle pek de paralel değil. Quincannon’ı diziye erken getirerek zaman kazanmak istemiş olabilirler.

preacher-episode-2

Quincannon, sapkın zevklerinin yanı sıra oldukça da ırkçı bir karakter. Dizide bu yönlerini ne kadar işleyeceklerini görmek ilginç olacak.

Dizinin şuan için en çok taktir ettiğim yönlerinden biri, yapım ekibinin oyuncuları seçmede gösterdiği başarı. Jackie Earle Haley, Odin Quincannon olarak gözüktüğü birkaç dakikada bile bana karakterinin o tüyler ürpertici havasını aktarmayı başardı. Ruth Negga ve Dominic Cooper’ın da rollerini icra etmedeki başarıları aşikar. Joseph Gilgun ise şuan için dizinin yıldızı diyebilirim. Başarılı oyuncu seçimleri, başarılı karakter girişleriyle de harmanlanmış. Karakterleri ilk defa gördüğümüz sahneler hem çizgi roman okuyucularını memnun edecek derinlikte hem de seriye aşina olmayan izleyicileri dışlamayacak kadar net.

Aynı zamanda bu bölümde, iki bölümdür Genesis nereye gitse onun peşinden giden ikilinin olayını da çözüyoruz. Fiore ve DeBlanc adlı ikili çizgi roman serisinden tanıdığımız yüzler fakat onların da diziye dahil ediliş hikayeleri okuduklarımızdan farklı. Dizideki işlenişlerinin çizgi romanda farklı olması, izleyiciye sunulacak güzel bir yan hikayenin kapılarını aralamış olabilir. Ama senaristlerin dikkat etmesi gereken nokta, ellerindeki kaynağı yorumlarken çizgiyi çekebilmek.

Preacher-Fiore-DeBlanc-2

Jesse kilisede sızmış uyurken onu bulan ikilinin amacı da hepimizin tahmin ettiği gibi Genesis’i yakalamak. Seride Genesis’i izlemekle ve Dünya’ya gitmesini engellemekle yükümlü olan ikili bu görevlerinde başarısız oluyorlardı fakat Genesis’in peşine bizzat kendileri düşmüyorlardı. Dizide ise önce bir müzik kutusu ve DeBlanc’ın billur sesi eşliğinde Genesis’i Jesse’nin içinden çıkarmaya çalışıyorlar. Bu da işe yaramayınca Fiore diğer planlarına, Jesse’yi bir elektrikli testereyle yararak Genesis’i çıkartmaya yöneliyor. Neyse ki bu çok düşünülmüş ince plan hiçbir zaman gerçekleşmiyor, çünkü Cassidy tam zamanında olaya müdahale ediyor ve ikiliyi Jesse’de kullanmayı planladıkları elektrikli testereyle parçalayarak bir ağacın altına gömüyor.

preacher-cassidy-to-the-rescue

İkinci bölüm ilk bölüme kıyasla bir hayli durgun ve ileriki bölümlerde göreceklerimizin temellerini atar nitelikte. Jesse’nin gücünün farkına varışına ve yaptığı denemeleri izliyoruz. Bunun yanında dizinin yaratmak istediği atmosfer de yavaş yavaş oturuyor.

preacher-season-1-preair-101-jesse-dominic-cooper-800x600

Dizinin gidişatına ve şuan için hikayeye dahil olan karakterlere baktığımızda, serinin tartışma yaratan birçok konusu çok yakında işlenmeye başlanacak gibi gözüküyor. Komedi ve korku arasındaki dengeyi şuan için güzel yakalayan Preacher, Tanrı’nın insanların yaşamındaki rolü, Tanrı’nın gerçekten de iyi bir varlık mı olduğu gibi oldukça ciddi konuları ele alırken umarım bocalamaz. Şimdilik dizide diğer çizgi roman uyarlamalarından alışkın olduğumuz aksiyonun yarısını görmüş durumdayız. Ama bunu kötü bir durgunluk olarak yorumlamıyorum. Televizyonda nadir gördüğümüz konuları ele alacak olan bir seri olan Preacher temelini sağlam atmazsa dizinin sonu büyük bir facia olabilir.

Preacher’ın ilk iki bölümünü ele aldığım bu bir hayli uzun inceleme yazısının sonuna kadar gelebildiyseniz sizlere hem tebriklerimi hem de teşekkürlerimi sunarım. Üçüncü bölüm incelemesinin kısa ve öz olması için şimdiden dua etmeye başlayın!

Önceki sayfa 1 2 3

Bir Yorum

  1. açıkçası preacher çizgi roman külliyatına hakim değilim, kendileri ile dizi neticesinde tanışıyorum. dizi çok şukela olmak ile beraber, muhtemelen çizgi roman okuyucuların cevabını bildiği bir çok soru işareti yaratıyor külliyata yeni başlayanlar için.. bu soruların cevapların vermeyi eğer çok geciktirirlerse, bu merak izleyiciyi yoracaktır diye düşünüyorum… o noktada dengeyi iyi kurarlar umarım.

    oyunculuklar gerçekten harika, dominic cooper’ın graham norton show’da kendi ingiliz aksanını duyduğumda şoke oldum açıkçası… insan’ın izlerken adamın aslında british olacağı aklına bile gelmiyor.

    diziden ümitliyim, umarım iyi devam eder, yalnız acilen olaylara girip tempoyu biraz yükseltmeleri lazım…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu