Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Dil Unutsa Yazı Unutmaz – Anlatış İncelemesi

Dil Unutsa Yazı Unutmaz – Anlatış İncelemesi

İlk defa dilimize çevirilen Anlatış’ın arka kapağında, kitabın yazarı Ursula K. Le Guin‘den bilimkurgu türünün “kraliçesi” olarak bahsediliyor. Bu kadar büyük ve iddialı sıfatları kullanmaktan kaçınsam da Le Guin’in bir yazar olarak ustalığını tartışacak değilim – ki kendisi şahsi olarak en sevdiğim yazarlardan biridir. Bu yüzden Anlatış’ı okumadan geçmem de okuyup hakkında bir şeyler yazmamam da pek mümkün değildi.

Locus Ödülü sahibi Anlatış, Karanlığın Sol Eli ve Mülksüzler gibi sembolleşmiş Le Guin kitaplarının da bir parçası olduğu Hainli Dönügüsü’nün son kitabı olmasının yanı sıra yazarın da kaleme aldığı son bilim kurgu kitabı. Bu nedenle Le Guin’in okurları için belli bir manevi değere de sahip. Kitap, çoğu Le Guin kitabı gibi dil, din, cinsiyet, ötekileştirilmek ve iletişim gibi konu başlıklarını inceliyor. Anlatış bu konu başlıklarını, başka birçok Le Guin kitabında da karşılaşabileceğimiz gibi Taocu bir denge anlayışı çerçevesinde ele alıyor.

Kitabın Konusu

2003 yılında yayımlanan Anlatış, geçmişe dair tüm kayıtların silindiği, vatandaşlarının her hareketinin devlet tarafından izlendiği, bir zamanlar muazzam bir kültürel zenginliğe sahip olan Aka gezegeninde geçiyor. Edebiyat ve tarih alanlarına oldukça ilgili olan Yerküreli Sutty’nin, resmi bir Gözlemci olarak Aka’ya gelmesi ve gezegenin unutulmuş dini Anlatış’a olan inançlarını hala sürdüren bir grubu keşfetmesiyle macerası başlıyor.

Sutty’nin yolcuğu sırasında despot rejimler altında değerlerin nasıl yok olduğunu, gücü elinde tutan kişilerce tarihin nasıl silinip baştan yazılabileceğini görüyoruz. Yazar, genellikle ele aldığı konulardan biri olan despot rejimlerde yaşamak ve bu rejimlerin baskıcılığının doğurduğu sonuçları anlatırken; gerek yönetim birimlerinde, gerekse dini inanç sistemlerinde “dengenin” yok olmasının nelere sebep olabileceğini de gözler önüne seriyor.

“Anlatış” Derdini Nasıl Anlatıyor?

Başarılı ve edebi niteliği yüksek bir bilim kurgu romanı yazmanın en zor yanlarından biri bana sorarsanız hikayeyi, zorlama görünmeyen fakat somut ve inanabilir alegoriler ile süslemektir. Ursula Le Guin’in bu konuda başarısız olduğunu ise henüz görmedim. Şüphesiz ki bunda, bir yazarın kızı olmasının da etkisi büyüktür. Fakat Le Guin’in anlatımdaki şahsi ustalığını, ebeveynlerinin yeteneklerine bağlamak büyük bir haksızlık olur. Le Guin, Anlatış’ta da modern dünyamız ve kendi dünyaları arasındaki paralelleri ustalıkla çiziyor. Hikaye boyunca Çin’in, Tibet işgaline yapılan atıflar ve günümüz toplumundaki cinsiyet, din ve kültür karmaşalarının ele alındığı alt metinler, okuyucuyu zorlamadan, hikayenin içine serpiştirilerek anlatılıyor ve okuyucuya metni hazmetmesi için olanak sağlıyor.

Anlatış ile yazarın bir diğer kitabı olan Karanlığın Sol Eli arasında birçok benzerlik gözlemlemek mümkün. Anlatış’ta da ana konu, ana kahramanımız Sutty’nin kişisel yolculuğu değil – daha ziyade, Sutty’nin gözlemlemek için gönderildiği gezegenin hikayesi. Ve benzerlikleri gözlemlemek mümkün olsa da ne yazık ki anlatım, Karanlığın Sol Eli ya da Mülksüzler ya da Sürgün Gezegeni kitaplarından alışkın olduğumuz güçlü Le Guin anlatımından uzak.

Böyle bir yorumda bulunmamın sebebi ise tasvirlerin yetersizliği. Aka hakkında gerek yazarın tasvirlerini gerekse Sutty’nin düşüncelerini okurken hissetmemiz, gözümüzde canlanması gereken o distopya görüntüsüne bir türlü tam olarak ulaşamıyoruz. Bununla birlikte Le Guin, kendi Amerikasını yeniden keşfediyor diyebiliriz. Kitabı okurken ister istemez daha önce birçok defa hem de çok daha başarılı bir üslupla anlattığı başka bir hikayeyi yeniden anlatıyormuş hissine kapıldım. Alışkın olduğumuz motifler ve portreler sık sık karşımıza çıkıyor, klişe olmanın kıyısından dönüyor. Bu tekdüzelikten ne yazık ki karakterler de etkileniyor. Ne yazık ki kitabın ana karakterleri de dahil olmak üzere, çoğu karakter iki boyutlu olmanın ötesine geçemiyor.

Okumaya Değer Mi?

Tabii ki. Buraya kadar kitapla ilgili pek çok olumsuz nitelik saymış olabilirim fakat bunun temel nedeni, kitabın bir Ursula K. Le Guin kitabı olması. Yazarın, okurlarını alıştırdığı çıta o kadar yüksek ki birbiri ardına gelmiş muazzam kitapların ardından beklentiler ister istemez yüksek oluyor. Anlatış kötü bir kitap değil. Ursula K. Le Guin’in istese de kötü bir kitap yazabileceğine inanmıyorum. Fakat her sayfasında başınızı döndüren, hız kesmeden devam eden bir hikaye arıyorsanız Anlatış, sizin kitabınız değil. Anlatış, Hainli Döngüsü içerisinde bir dinlenme noktası diyebiliriz. Hikaye, okurlar için edebi bir meditasyon gibi. İçinde yaşadığımız dünyanın sorunlarına dikkat çekiyor fakat bunu, kullanılış şekline göre herhangi bir sanat eserini rezil ya da vezir edebilecek “mesaj verme kaygısı” ile yapmıyor. Anlatış sadece anlatıyor – tanıklık ettiğiniz olaylardan çıkaracağınız “mesajı” ise size bırakıyor.

Kemal Baran Özbek’in başarılı çevirisi ile ilk kez Türkçe okuduğumuz Anlatış, İthaki Yayınları etiketi ile raflardaki yerini çoktan aldı bile. Bilim ile geleneğin çatışması, yasaklar ve ötekileştirme ile şekillenmiş Aka gezegeninin hikayesine vakıf olmak istiyorsanız Anlatış sizleri bekliyor.

Stranger Things'in İkinci Sezon Bölüm İsimleri Belli Oldu
Guinness World Records Gamer's Edition Kitabıyla Oyun Dünyasının Rekorları