Anasayfa » AYBABTU » Derimizin Altına İşleyebilecek Mi? – Blacksad: Under the Skin İncelemesi

Derimizin Altına İşleyebilecek Mi? – Blacksad: Under the Skin İncelemesi

Ülkemizde de yayınlanan ve kendine has bir takipçi kitlesi olan çizgi roman Blacksad’in dijital ortamla buluştuğu Under the Skin piyasaya sürüldü.

Blacksad: Under the Skin, geçtiğimiz Nisan ayında duyurulduğundan beri 2019 yılının büyük heyecanla beklediğim indie başlıklardan biriydi. Şöyle girift, karanlığı ile insanın içini titreten bir dedektif oyununa hasrettim, ne yalan söyleyeyim. Dolayısıyla, Pendula Studios ve YS Interactive ortaklığının yapımcılığını üstlendiği ve dağıtıcılığını da Microids’in yaptığı Blacksad: Under the Skin çıktığı gibi atladım üstüne, New York’un tekinsiz ve binbir dalaverenin döndüğü arka sokaklarına daldım.

Bir de üstüne, sizler için bir inceleme yazdım.

Kimdir, Nedir Bu Blacksad

Blacksad: Under the Skin, yazar Juan Diaz Canales ve çizer Juanjo Giarnido‘nun ortak kaleminden çıkmış, modern bağımsız çizgi roman başlıkları içinde okuyucuların en sevdiklerinden biri. Yani Blacksad çizgi roman serisinden bir uyarlama var karşımızda. Hatta ciltlerin bir kısmı ülkemizde, Yapı Kredi Yayınları tarafından okuyucular ile buluşturulmuştu.

Çizgi romanlar, seriye adını vermiş başkahraman, kara kedi dedektif John Blacksad‘in maceralarını konu alıyor. Antropomorfik hayvanların, insanların yerini aldığı ve insan tarihi ile paralel bir tarihsel sürece, paralel bir yaşantıya sahip bir dünya Blacksad’in dünyası. Anlayacağınız tatlış kedilerin insanlaşması, dünyamızı bir sevimlilikler yumağına dönüştürmüş değil; Blacksad’in dünyası da bizimki kadar iyiliğin karşısında kötülüğün, doğrunun karşısında yalanın doldurduğu bir dünya.

İşte bu dünyanın New York’unda, John Blacksad’in ofisinde yapıyoruz açılışımızı. Kapımız, eşi tarafından, gizli ilişkisini açığa çıkarmak üzere tutulduğumuz bir gergedan tarafından çalınıyor ve mevzular hızla büyüyor.

Önce Övelim

Oyunun, övgüye değer taraflarından öncelikle bahsetmek istiyorum zira yazının ilerleyen kısımda bahsedeceğim sıkıntılar hiç göz ardı edilecek gibi olmasa da oyunu bir şans vermeye değer buluyorum.

Blacksad: Under the Skin’in en öne çıkan, en başarılı işlenmiş taraflar şüphesiz ki hikaye ve atmosfer. Kendimizi gerçekten de genellikle noir filmlerde gördüğümüz, baş karakter dedektifin ağzından bir sigarasının bir de karizmatik repliklerinin düşmediği, en yakınlarımıza bile temkinle yaklaşmamız gereken o puslu, siyah-gri dedektif hikayesinin içinde buluyoruz. Ortada bir cinayet var ve hiçbir yer güvenli, hiç kimse güvenilir değil. Çizgi romanlarda okuyucuya geçen hissiyat, oyunda da başarıyla yakalanmış.

Mekanların işlenişi ve sunuluşu da bence bu noktada önem taşıyan bir nokta. Under the Skin, bu noktayı da başarıyla bizlere sunuyor. Mekanların kendilerine ait hissiyatları ve birbirleri arasındaki kontrast oyuncuya geçiyor; Blacksad’in basit gibi görünen bir dosyayı çözmek uğruna nerelere sürüklendiğini göstermek adına mekanlar oldukça başarılı birer araç haline geliyor. Bunun yanı sıra girdiğimiz ortamların, açık dünya olduğu gibi iddialarda bulunan bazı AAA oyunlarında bulunduğumuz ortamlardan bile daha canlı göründüğünü belirtmeden geçemeyeceğim.

Atmosferin içerisine yerleştirilen hikaye de bir o kadar başarılı. Özellikle ortalarına geldiğimizde kazandığı ivme ile oyuncuyu iyiden iyiye içine çekiyor. Bir yandan da dozu iyi ayarlanmış dramatiklik sayesinde oyuncunun üstünde bırakılmak istenen ağır intibaya gerçekten ulaşılıyor; yeri geldiğinde ağzınız açık kalıyor, yeri geldiğinde gözleriniz doluyor. Yani sırf ağlatmak için damar damar üstüne bindirmiyor oyun

Bir yandan da lineer ilerleyen, diyalog seçeneklerinden birini seçip yolunuza devam ettiğiniz, yürüme simülasyonlarından hallice dedektif oyunlarının içinden hem dallı budaklı hikayesinin ayarı tutturulmuş karmaşıklığı, hem de hikayenin akışına yedirilmiş dedektiflik mekanikleri ile sıyrılmayı başarıyor.

Oyunda, bulduğumuz ipuçlarını not defterimize yazmaktan, bu ipuçlarını Blacksad’in zihinine dalıp uç uca eklemeye kadar birkaç küçük mekanik eklenti sayesinde inisiyatifin oyuncuya bırakılması için büyük bir çaba harcandığı ortada. Rol yapma ve Telltale oyunlarından alışkın olduğumuz “seçimlerinin sonucuna katlanma” düsturu, Under the Skin yapımcıları tarafından da benimsenmiş. Ve bu düstur, bahsettiğim mekanikler ile bir araya getirilerek hareketlerimizin sonuçlarını gözlemleme konsepti bir tık ileri taşınmış.

Örneğin, topladığınız ipuçlarını birleştirdiğinizde vardığınız sonuç illa doğru sonuç olacak diye bir kaide yok. Gördüklerinizi, duyduklarınızı yanlış yorumlamanız sizi yanlış sonuçlara götürebilir ve hatta en sonunda, dosyanın gerçek çözümüne bile ulaşamayabilirsiniz. Yani oyun, bu konuda pek elimizden tutmuyor. Blacksad, not defteri ve oyuncu üçlüsü, kafa kafaya verip doğruyu yanlıştan ayıklamak zorunda.

Oyunun elimizden tuttuğu ve dedektiflik mekanikleri ile sağladığı o bir tık ileri taşıma durumuna ters düştüğü bir nokta ise belirli durumlarda yaptığımız tercihlere katılmaması ve bizi, başa döndürerek başka bir seçim yapmaya kibarca zorlaması. Şahsen ben oyunlarda, yaptığım tercihlerin geri dönüşünü günahıyla sevabıyla görmeyi severim. Dolayısıyla bu durum, biraz tadımı kaçırdı. Ama mekaniğin “bu bir oyun ve elbette bizi, en memnun olacağımız sonucu almaya itmeli” diyen oyuncuları da tatmin edeceğini düşünmüyorum değil.

Under the Skin’in değinmek istediğim bir artısı da toplumsal meseleler üzerine yaptığı yorumları hikayeye yedirişi. Çizgi roman serisinin anlatımının da toplumsal yorumlardan hiç geri kalmadığını düşünürsek bilgisayar oyunundan da aksini beklemek pek doğru olmazdı.

Under the Skin, yine tıpkı çizgi romanlarda olduğu gibi dokunmak istediği meseleleri hikayesine homojen şekilde yedirmiş. Yapılan yorumlar, göndermeler ve verilmek istenen mesajların hiçbiri kör göze parmak usulü aktarılmamış.

Yorum yapmakta, mesaj vermekte bir sıkıntı olmadığını fakat bunların aktarılış şeklinin büyük önem taşıdığını ve ne yazık ki günümüz medyasında bir takım kaygıların boğazımızdan aşağı itildiğini düşünen biri olarak Under the Skin’in bu tutumunu, özellikle dile getirmeye değer buluyorum. Hem bu sayede, söylenenler bir kulaktan girip diğerinden çıkmak ya da alıcıda negatif bir izlenim bırakmak yerine insanı, oyun oynarken bir yandan da kafa yormaya itiyor.

Şimdi de Yerelim

Blacksad: Under the Skin’in göze batan başarısızlıkları, ne yazık ki başarılı yanları kadar ön plana çıkıyor. Oyunun ilk dakikasından itibaren dikkati çeken ilk sorun, ciddi bir optimizasyon sıkıntısı.

Bu sıkıntı kendini pek çok yerde gösteriyor. Kontrollerde tutukluk, ani fps düşüşleri, dudak-diyalog senkronsuzluğu derken üzerimize yağmaya başlıyor. Özellikle de dudak-diyalog senkronsuzluğu, oldukça başarılı olan seslendirmeyi gölgede bırakacak seviyede.

Kontrollere baktığımızda, konsol kontrollerinin ön planda tutulduğu ve PC optimizasyonunun geri planda kaldığı aşikar. Bu durumun sebep olduğu tutukluk yer yer bende, oyunu bırakma isteği bile uyandırdı. Bu tutukluğa eklenen fps düşüşleri de oyuncuya gerçekten, oyunda ilerlemeye çalışarak zaman kaybettiğini düşündürebiliyor. Parmaklar yer yer, alt+F4 ikilisini yoklamıyor değil anlayacağınız.

Sanıyorum ki sorunlara, halihazırda bir kez ertelenen çıkış tarihine yetişmek uğruna pek vakit harcanmamış. Oyunun aceleye getirildiği ortada. Ben böyle düşünmesem bile oraya buraya serpilmiş onlarca küçük ama yeri geldiğinde koca bir bölüme baştan başlamanıza sebep olan bug, bu gerçeği kanıtlar nitelikte. Yeri geliyor bulmanız gereken obje ortadan kayboluyor, yeri geliyor ortam ile etkileşime giremiyorsunuz. Bazen çevre yüklenmiyor, havada asılı kalıveriyorsunuz.

Sonuç

Yani Blacksad: Under the Skin, aceleye getirilmenin kurbanı olmuş oyunlar listesinin yeni üyelerinden biri. Eğer yapımcılar, oyunculara Blacksad’in hak ettiği deneyimi sunmak adına çıkış tarihini ikinci defa ertelemeyi göze alabilmiş ya da en başından yapım sürecini daha iyi organize etmiş olsalardı Under the Skin, yılın indie cevherlerinden biri olabilirdi.

Peki, sonuç olarak oyunu tavsiye ediyor muyum? Evet ama bir şartla – düzeltme ve tamir yamaları çıktıktan sonra. Kim o kadar bekleyecek diye düşünüyorsanız siz de bu güzel hikayenin hatrına kendinizi küçük bir sabır testine sokabilirsiniz. Blacksad: Under the Skin, kesinlikle bir şans vermeye değer fakat bunu şimdi mi yapacağınız yoksa oyunun, tamamlanmasını mı bekleyeceğiniz sizlere kalmış.