Deadpool & Wolverine filmini anlatalım biraz. Deadpool bahane, 2017’den beri Wolverine olarak göremediğimiz Hugh Jackman şahane dediğimiz bir sinema olayı…
Yaz aylarını sevme sebebim tam olarak da bu; içi dolu veya boş, pek çok ”hızlı” film vizyona giriyor ve içimdeki çocuğun başı gizemli bir el tarafından okşanıveriyor. Bu ay Twisters ile başlayan hız treninde yeni turun adı Deadpool & Wolverine. Ryan Reynolds’ın personasını taşıdığı Deadpool karakteri bir kez daha dördüncü duvarı yıkıyor ve bu yazın en büyük hiti olmaya aday bir şekilde beyazperdeyi işgal ediyor. Başarıyı garantilemek adına akıllıca bir hamle yapılıyor Marvel tarafında ve başrole fan favorisi Wolverine de dahil ediliyor. Bizim açımızdan sorun yok, en son Logan’da Wolverine olarak gördüğümüz ve sert finaliyle karaktere artık nokta koyduğunun sinyallerini veren Hugh Jackman bir kez daha sahnede!
80’ler Bromance Aksiyonlarına Selam Olsun…
Aksiyon sinemasını ekip ruhuna sahip kahramanların işgal ettiği o güzelim 80’li yılları her sinema aşığı ayrı bir yere koyar. Cehennem Silahı, Tango & Cash ve 48 Saat gibi filmler başrol koltuğunu en az iki ana karaktere vermekten çekinmezlerdi. Düşünün; o dönemde Jean Claude ve Van Damme birlikte sayısız film çekti. Ne olduysa 90’larda oldu ve aksiyon tek karaktere sıkıştırıldı, doğduğunda kulağına ”Kurşun değmesin anneeem” denmiş gibi ölümsüz karakterler ortaya çıktı. Deadpool & Wolverine asla yaşlanmayan ama nedense eskisi kadar sık kullanılmayan bu formüle sırtını yaslıyor; çizgi alemin en popüler karakterlerinden ikisini buluşturuyor. Bu oldukça mantıklı bir fikir ve özellikle senarist için harika bir oyun alanı açıyor. Daha doğrusu açması lazım ama son dönem Marvel tembelliği burada da kendini göstermeyi başarıyor.

Çoklu evrenler fikrini sayısız kez kullanan Marvel, Deadpool tarafından makaraya alınsa bile gene kullanıyor ve ”yorgun” bir öyküyle karşılaşıyoruz. Sayısız Deadpool, onlarca alternatifi olan Logan gibi hikayelere doyduk açıkçası ama yaratıcılık tatile çıkmış olacak ki hala bu tema kullanılıyor. Kabul, konumuz komedi ise bu iki karakterin farklı versiyonları ile karşılaşmak komik anlar yaratıyor ama o kadar. Saman alevinden hallice bu anların etkisi geçince elimizde sıradan hikaye kalıyor.
Film hızlı bir giriş yapıyor, komedi ile kanı güzelce ekrana taşıyor ancak hikaye gerçekten start aldığında yukarıda bahsettiğim sorun anında baş gösteriyor. Elimizde sağlam bir öykü yok, üstelik her şey çok hızlı anlatılıyor. Avrasya Koşusu’nu 2 saat 2 dakikada depar atarak tamamlamaya çalışan emekli SAT komandosu gibi Deadpool & Wolverine. Bu hızlı tempo, öyküdeki gelişmelerin de olgunlaşmadan atlanmasına sebep oluyor.
Asıl problem ise son dönemdeki tüm süper kahraman filmlerinin ortak kanseri; ortada gerçekten kötü, tüyleri diken diken eden bir kötü yok. Her gözünü deviren kötü olsaydı korkudan sokağa çıkamazdık. Bu sorunun nasıl aşılamadığını hala anlayabilmiş değilim. Filmimiz de bu sorunu iliklerine kadar yaşıyor, ”Bu mu kötü? Birazdan defterini dürerler.” rahatlığıyla perdeye bakıyorsunuz. Kendi kötüsüne bile değer vermiyor film, gereksiz hızlı temposu yüzünden karakterin altını gram doldurmuyor ve derdine, meselesine, öfkesine dair sağlam notlar edinmiyoruz.
İkili Kimyası Burada Kurtarıcı
Ryan Reynolds ve Hugh Jackman ikilisinin kimyası filmin jet yakıtı gibi adeta. Jackman’ı zaten rolde özlemişiz ama biraz farklı bir versiyonla karşılaşacağınızı söylemeliyim. Ryan kardeş ise bildiğimiz gibi; kendi komik tarzını Deadpool ile harika bir şekilde birleştiriyor. Maskenin altındaki sesi ve beden diliyle bile komedi fitilini her sahnede tekrar ateşliyor, asla sıkılmıyorsunuz. İki karakterin hikayeye yedirilen inişli çıkışlı ilişkisi sıradan ancak durmak bilmeyen sataşmalar ve göndermeler durumu kurtarıyor. Kim bilir kaçıncı evrenin Logan’ı başına gelenleri hızlıca kabul ediyor ancak Deadpool’un ahlak yoksunu ergen karakterini hazmetmesi epey uzun sürüyor. 80’ler aksiyon-komedilerindeki kimya tam olarak bu işte.

Filmin artılarına gelirsek, yaz sineması kavramının içini ölümüne dolduracak şekilde aksiyon ve komediyle karşılaşacaksınız. Aksiyon ayağı epey kanlı, Disney ve Marvel’ın ilk R derecelendirmesine sahip filmi bu! Kafalar, kollar havada uçuyor, bıçakların, kılıçların girmediği delik yok filmde. Bu sahnelere Deadpool imzalı mizah da girince şiddete güler hale geliyorsunuz.
Komedi tarafı bıçak sırtı; ergen mizahı diyebileceğimiz bir komedi bu. Kimine itici ve basit gelecektir şüphesiz ancak genel olarak güldürüyor, dördüncü duvarın yıkıldığı bölümlerde de eşsiz göndermeler mevcut. Açıkçası güldüğüm çoğu espriyi 5 saniye sonra düşündüğümde kendimi 10 yaşımda gibi hissettim ancak utanmak yerine bu zaman yolculuğundan gayet keyif aldım. Sinemada Ingmar Bergman filmi izlemediğimin farkında olarak oturdum o koltuğa. Arsızca gülmek, toplumun ittirdiği ciddiyetten edepsizce uzaklaşmak en doğal hakkım! Karanlıkta bana bu alanı açan Deadpool & Wolverine’in elini bu gece rüyamda sıkacağım.
Kırmızı Bir Popo Gördüm Sandım
Bir de kırmızı popo mevzusu var. Poposuyla bu kadar barışık bir karakteri Emmanuelle serisinden beri görmemiştim. Bir sahnede 5 saniyede 6 şaplak atılıyor, siz anlayın artık! Neyse ki Hugh Jackman’ın yaşına ve karakterine hürmet edilmiş de bu güney şaplağı krizine sokulmamış. Şükür dedirten şey şu; iyi ki şaplak üzerinden bir reklam yapılıp viral bir krize dönüştürülmemiş durum. Düşünsenize; TikTok’ta, Instagram’da herkesin Deadpool’a dönüşüp şaplaklandığını izleyebilirdik. Gerçi fena fikir de değilmiş yahu.

Deadpool & Wolverine’in aynı anda hem artı, hem de eksi olmayı başardığı bir durum da söz konusu. Filmde sayısız gönderme, Marvel Sinematik Evreni’ne ait kişi, bilgi ve mekan ile karşılaşacaksınız. Bilgiyle dolu Marvel sinefilleri için harika bir durum bu ancak az biraz evrene uzak olanlar için anlam ifade etmeyecek çok detay var. Bu kadar fan servisi bir senaryo yazmak ne kadar mantıklı, tartışılır. Bir de eski filmlerden derlenen bir cameo çılgınlığına sahip film. İşin bu tarafı belki de filmin en güzel kısmı. Burada isim isim yazıp keyfinizi kaçırmayacağım, özellikle 2-3 karakter ”Neler oluyor?!” dedirtecek.
Deadpool & Wolverine bir sinema şaheseri değil, Marvel’ın freni patlak kamyon gibi aşağı gidişini en iyi niyetli düşünce ile ”yavaşlatabilecek” bir film. Ergen komedisi hala eğlenceli, çok ama çok sıkı iki çizgi roman karakterine başrolleri paylaştırma fikri de oldukça şık ancak tembel senaryosu ve olmayan kötü karakteri ile ortalamayı güç bela geçiyor. Bana göre serinin en kötü filmi Deadpool & Wolverine ancak onu sinemada izlememeniz gerektiği, eğlenmeyeceğiniz gibi anlamları da benden çıkartmayın lütfen. Tam bir yaz aksiyonu olan Deadpool & Wolverine zevkten delirtmiyor ancak eğlenceli bir 2 saat 2 dakika sunuyor.






