Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Darksiders III’ü Oynadık, İnceledik, Acaba Seleflerini Gölgede Bırakabildi Mi?

Darksiders III’ü Oynadık, İnceledik, Acaba Seleflerini Gölgede Bırakabildi Mi?

Post-apokaliptik türdeki en kaliteli oyun serilerinden biri olan Darksiders, geçtiğimiz günlerde üçüncü oyununu piyasaya sürdü. Bizi tam altı yıl bekletti! Aradan geçen bu sürede de hikâyesini yeni çizgi romanlarla doldurup evreni daha da zenginleştirirken biz oyuncuları da oyalamaya çalıştı. Bakalım bu beklentinin karşılığını verebildi mi, göreceğiz.

Oyun çıkar çıkmaz Playstore üzerinden hızlıca Darksiders III’ü alıp oynamaya başladık. Nelerle karşılaştık…

Savaş zincire vuruldu. Ölüm kayıp. Nifak ise… Başka işlerle meşgul. Günahlar’la en son dördünüz birden yüzleşmiştiniz…

Oyunumuz başlıyor. Darksiders III, kronolojik olarak Darksiders I’deki olaylar vuku bulmadan onlarca yıl öncesini anlatıyor. İlk oyunumuzda “kazara” Kıyameti erken başlatan Mahşerin Dört Atlısı’nın en genci Savaş, yaptığı hata yüzünden 100 yıl kadar zincire vurulmuştu. Yaptığı hatayı düzeltmek ve tövbe etmek isteyen Savaş, serbest bırakılarak Dünya’ya gönderilmiş ve gezegenin Melekler ve İblisler arasındaki Kıyamet savaşı sırasında harap olduğunu görmüştü. Darksiders II ise Darksiders I’le eş zamanlı gerçekleşmiş ve Savaş, Dünya’yı dolaşıp nerede hata yaptığını bulmaya çalışırken ağabeyi Ölüm ise Savaş’ın günâhlarını geri çevirmenin bir yolunu aramıştı.

Macera Başlıyor!

Darksiders III, Savaş’ın Kıyamet’i başlattıktan sonra 100 yıl boyunca zincire vurulduğu zaman zarfında gerçekleşiyor aslında. Yani henüz Savaş ve Ölüm yolculuklarına başlamadı, ilk iki oyundaki hiçbir şey vuku bulmadı. Karakterimiz Fury (Öfke), Savaş ve Ölüm‘e nazaran son derece sabırsız, ağzı bozuk, kural tanımayan ve bulduğu her fırsatta diğer kardeşlerini hakir gören ve sorgulamadan yargılayan bir tip. Bu da oyunda sıkça “az konuş, çok dövüş” moduna girmesine sebep oluyor. Peki Mahşerin Dört Atlısı’nı yönlendiren Charred Council, Fury’ye ne gibi bir görev veriyor dersiniz? Savaş, Ölüm ve Nifak mevcut olmadığı için Yedi Ölümcül Günah‘ı avlama görevi bize veriliyor. Sonradan elimize geçecek olan Günah Tılsımı’yla, fiziksel formlarını yok ettiğimiz Yedi Günahın özünü toplamalı ve Konsey’e teslim etmeliyiz… Tabii edebilirsek. Günahlarımız; Hiddet, Kıskançlık, Tembellik, Açgözlülük, Gurur, İhtiras, Oburluk.

İnsanlığı kurtarmak isteyen kim? İnsanlık, trajik şekilde abartılıyor. Onlar için gelmedim… Sadece SENİN için geldim!

Vuracaksın Kırbacı…

Dövüş mekaniklerine ve yeniliklere gelirsek… İlk iki oyunun aksine bu oyundaki ana silahımız, uzak menzilli, bıçaklı bir kırbaç, doğal olarak kombolar da daha çok yaratık mekaniklerine göre düzenlenmiş. Yani yaratıkların saldırış biçimlerine göre bir hayli çeşitlendirilen kombo listesinden uygun bir kombo kullanmanız gerekiyor. Örneğin silahıyla sürekli kendini koruyan ve ne yaparsanız yapın hasar veremediğiniz bir düşmanla yüzleşirken, kırbacınızı düşmanın etrafına dolayıp onu yere düşürmeniz, böylece savunmasını kırmanız gerekiyor ya da sürekli üstünüze sıçrayarak saldıran bir düşmanla yüzleşirken havadaki düşmanı yakalayıp yere çalmanızı sağlayacak kombo da mevcut. Bu açıdan oldukça zorlayıcı olmuş, zira eski oyunlarda sürekli dodge -kaçınma- yaparak kurtulduğumuz saldırılardan bu oyunda öyle kolay kolay kurtulamıyoruz, doğru kombolar olmadan mutlaka hasar yiyorsunuz, o yüzden oyundaki düşmanları -çoğunlukla iblis çeşitlerini- çok iyi tanımalı ve saldırı mekaniklerini ezberlemeniz gerekiyor. Oyunu Normal zorlukta oynamama rağmen diğer iki oyunda ölmediğim kadar öldüğümü de eklemek istiyorum…

Normal Hâli Yetmiyormuş Gibi…

Oyunumuza yetenek puanları ve savaş sırasında kullanılabilen “shardlar” dâhil edilmiş. Diğer oyunlarda olduğu gibi iblis ve melekleri öldürdüğümüzde kazandığımız ruh puanlarını, eski “dostumuz” ruh tüccarı Vulgrim’e satıp, karşılığında Can, Kuvvet ve Mistik yeteneklerimize dağıtabileceğimiz puanlar elde ediyoruz. Kuvvet, kırbacımızla yaptığımız düz vuruşların hasarını arttırırken, Mistik ise “dodge” yapıp ardından hemen karşı saldırı yaptığımızda verdiğimiz hasarı arttırıyor. Karşı saldırıları kesinlikle küçümsemeyin zira boss dövüşlerinde karşı saldırı yapmadan kazanmanız çok zor. Karşı saldırıların efektlerinin de bir hayli güzel olduğunu da ekleyelim. Aynı zamanda diğer Atlılarımızda olduğu gibi Fury’nin “ulti” modu da var. Ulti barını (Öfke Barı)doldurduğumuzda Havoc Form‘a girip hiç hasar almadan bir süre boyunca düşmanlarımıza hasar verebiliyoruz ancak Havoc Form sadece Mistik hasar veriyor, onu da ekleyelim.

Tek tüketimlik shardlar ise bizlere uzun bir süre boyunca ekstra hasar, ekstra savunma puanı, ekstra saldırı hızı gibi bonuslar kazandırıyor. Özellikle boss dövüşlerinde bu shardların düzgün bir şekilde kullanılması çok önemli çünkü bir kez shard tükettikten sonra uzun bir süre başka bir shard tüketemiyorsunuz. Ayrıca oyunda bizi iyileştiren iki mekanik bulunuyor; biri Nephilim Repair biri de Health Shards. Nephilim Repair, yaratık öldürdükçe şarjlanan ve doğrudan Nephilim kanımızdan gelen bir şifa gücü aslında. Health Shards ise yerden topladığımız, tek kullanımlık iyileştirme kristalleri.

Havoc Form

Eski Dostlar, Efsunlu Silahlar

İlk oyunda tanıştığımız ve Maker ırkına mensup demirci Ulthane Blackhammer, bu oyunda da boy gösteriyor. Bu sefer yalnızca silahlarımızı efsunlayıp güçlendirmekle kalmıyor, bir de Dünya üzerinde kalan bir avuç insanın mutlu ve huzurlu yaşayabileceği bir yer inşa etmeye çalışıyor. Bize de özel bir ışınlayıcı tılsım verip (Bridge Stone), yolculuğumuz sırasında bulduğumuz insanları ona göndermemizi istiyor. Bu insanlar çoğunlukla iyi gizlenmiş Gizli Odalarda ve sığınaklarda bulunuyor, o yüzden haritaları didik didik etmeniz gerekebiliyor.

Silah geliştirmelerine gelirsek, iki tür geliştirme mevcut. İlki, yerden topladığımız adamantine parçalarıyla silahımızın seviyesini arttırıp kaba hasarını güçlendirmek. İkincisi ise çoğunlukla elit iblis ve meleklerden düşen Melek Artifekti ve İblis Artifektlerini kullanarak silahımızı efsunlamak. Melek Artifektlerini kullanarak silahınızı güçlendirmeye kalkarsanız, bir daha İblis Artifektlerini kullanamıyorsunuz, tam tersi de geçerli. Melek efsunları silahımızın hasarını cüzi miktarda arttırırken, can puanımızda sağlam bir artışa sebep oluyor; İblis efsunları da silahımızın hasarına güzel bir artış katarken, can puanımıza çok az bir katkı sağlıyor.

Çukurların Efendisinin Hediyeleri

Lord of the Hollows, Cehennem’den bağımsız ve yeri tam olarak bilinmeyen ayrı bir düzlem olan Hollow bölgesinin lideri. İlk Günahla olan savaşımızdan sonra bizi yanına çeken Çukurların Efendisi, bize oyunun ilerleyen bölümlerinde dört tane tılsım hediye ediyor, bunlar sırasıyla Flame Hollow, Storm Hollow, Force Hollow ve Statis Hollow. Oyundaki bazı bulmacaları çözmek, gizli odaları açmak ya da ana hedefimize giden yolu temizleyebilmemiz için bu tılsımları kullanmamız gerekiyor. Bu tılsımları aktifleştirdiğimizde, tılsımın adında da geçen element enerjisi tüm vücudumuzu kaplayıp görünüşümüzü değiştiriyor ve en önemlisi bize o elementle uyumlu ikinci bir silah kazandırıyor.

Cahilliğin suratından okunuyor. Denge için verdiğiniz bu sözde savaşın gerçek sonuçları kavrayışının ötesinde!

Merak etmeyin, bu dönüşüm kalıcı, herhangi bir dolum süresi ya da bitiş süresi yok. Yani siz değiştirene kadar o element formunda kalıyorsunuz. Element formuna girdiğimizde o elemente özgü ikinci silahı kazanırken, bir de oyun içindeki çeşitli engelleri aşmamıza yardım eden ve saldırı/savunma amaçlı iki adet ek eylem kazanıyoruz. Bunlardan biri genellikle zıplama özelliğimizi modifiye ederken, diğeri ise daha çok saldırıya ya da savunmaya özgü eylemler olarak karşımıza çıkıyor. Flame formuna girdiğimizde kendimizi bir füze gibi yerden dikey bir şekilde yukarıya doğru itip, normalde erişemeyeceğimiz yerlere erişebiliyor veya etrafımızı kaplayan alevleri yoğunlaştırıp bir süre boyunca bize yakın duran herkese alev hasarı verebiliyor, Storm formuyla gökyüzünden aşağı bir kasırga ile yavaşça süzülebiliyor ya da mevcut hava akımlarını kullanarak uçabiliyoruz.

Storm Form

İşte paradoksumuz burada başlıyor, zira aynı anda hem ana silahımız olan kırbacı hem de Hollow Tılsımı’ndan gelen ikinci silahı geliştirmek pek mantıklı gözükmüyor, çünkü silah geliştirmek için bulmamız gereken adamantine parçaları çok kolay bulunmuyor ve bunlarla hangi silahı geliştireceğinize karar vermeniz gerekiyor. Melek/İblis efsunları ise yalnızca tek bir silaha uygulanabiliyor, istediğiniz zaman silah menüsünden, Melek/İblis efsununu mevcut silahtan söküp diğer silaha takabiliyorsunuz, tabii bunun için bir miktar ruh puanı harcamanız gerekiyor.

Storm Formumuza özel yıldırım mızrağımız

Yedi Ölümcül Günah’la Yüzleşmek İçin Tövbe Et

Şaka değil, Günahlarla yüzleşmek için Fury’nin vermesi gereken ödünler var ve bu göründüğü kadar kolay değil. Özellikle oyunun başlarında yüzleştiğimiz ilk günah olan Hiddet’le savaşımızı kaybetmenizin sebebi, Fury’nin öfkesine yenik düşmesi olacak. Her bir Günah, bir öncekinden daha zorlu oluyor ve özellikle saldırı hızları ve mekanikleri o kadar çok değişiklik gösteriyor ki hiç ölmeden bir Günah’ı yenmeniz neredeyse imkânsız hâle geliyor. Bazen o kadar yavaş saldırıyorlar ki tuşlara gereğinden erken basıyor ve saldırıdan kaçamıyorsunuz. O yüzden oyunu oynarken iyi bir gözlemci olmanız çok önemli; sadece boss dövüşlerinde değil, sıradan yaratıklarla savaşırken bile incelemenizi iyi yapmanız ve yaratıkların saldırı dizilerini öğrenmeniz gerekiyor.

KISKANÇLIK: “O BENİM!”
TEMBELLİK: Daima bir seçim hakkın vardır tatlım… Ben, seçmemeyi seçiyorum. Uğraştığıma değmez.

Sonuç mu? İlk iki oyunu oynayan birisi zaten bu incelemeye gerek duymadan oyunu alıp oynayacaktır, çünkü Darksiders’ı Darksiders yapan, her şeyden önce senaryosudur ve konu dini kıyamet olunca yazılabilecek şeylerin bir limiti olmuyor. Dolayısıyla ilk iki oyunda birbirini takip edip bağlanan bir hikâye, üçüncü oyunla birlikte üçgen bir senaryo oluşturuyor ve dördüncü oyunda oynayacağımız Nifâk karakterine altyapı oluşturuyor.

En başlarda da belirttiğim üzere, seri oyunlarda genellikle yeni çıkacak oyunun, seleflerine göre daha iyi grafiklere sahip olmasını isteriz ama Darksiders ilk oyundan beri o kadar yumuşak, canlı, renkli ve buna rağmen göz yormayan bir motor kullanıyor ki yeni oyunların da aynı motoru kullanmasından başka bir beklentiniz olmuyor. O yüzden Darksiders III, grafikleriyle, efektleriyle, senaryosuyla, karakteriyle, oynanış mekanikleriyle beklediğimiz her şeyi bize sunuyor. Ayrıca nasıl ilk oyunda elimizde kalan soruları ikinci oyunla cevapladıysak, ikinci oyunda elimizde kalan pek çok soruyu üçüncü oyunla cevaplıyoruz… Doğal olarak dördüncü oyun için de yeni sorular elde ediyoruz.

Kıssadan hisse, önceki oyunları oynamadıysanız kesinlikle onlarla başlayın, ilk oyunu severseniz ikinci ve üçüncü oyunu tereddütsüz oynayacağınızı garanti ediyorum. Şimdilik bizden bu kadar, yeni oyun incelemeleri için takipte kalın!

Oyunu güvenli ve hızlı bir şekilde satın almak için hemen buraya tıklayın!

Bioware'den Büyük Bir Dragon Age Duyurusu Gelebilir
Örümcek Adam: Örümcek Evreninde Ön Gösterimine Davetiyemiz Var!