Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Çorak Topraklarda Zor Bir Arayış – Fallout 4 İncelemesi

Çorak Topraklarda Zor Bir Arayış – Fallout 4 İncelemesi

fallout-banner

Çorak toprakların tozlu ve bir o kadar radyasyonlu kokusunu içimize işleyen Fallout 4, piyasaya çıkalı birkaç hafta oldu.

Aral Game‘den oyunumuz hemen gelmesine rağmen Ben ancak bu diyarın etkisinden kalkıp da inceleme yazıma oturabildim.

Garvey’in yamuk şapkasına bir türlü alışamamıştım. Ama itiraf etmeliyim, şapkası bu cesur adama fazladan bir karizma katıyordu. Castle’ın uzun duvarlarının önünde diğer Minuteman askerleri ile toplanmıştık. Saldırıyı nasıl yapacaklarını tartışıyorlardı ve tüm yüzler bana dönmüştü. Kahrolası, şapka! Konuyu çok fazla dinleyememiştim. Castle’ın Minuteman tarihi için büyük bir önemi vardı ve bu askerler bana güveniyordu.

Önce kara bulutların toplandığı radyasyon atığı toplu gökyüzüne baktım. Sonra uzun duvarların bir bölümünün yıkık olduğunu fark ettim. Garvey’e dönüp “Kıskaç harekatı yapacağız. Onları kıstırıp, işlerini bitireceğiz. O mahlukatlar, kendilerine neyin vurduğunu anlamayacak” dedim. Sino-Amerika Savaşları sırasında, 108. Piyade Alayı, 2. Tugay’da görev aldığım için birçok savaş taktiğini halen hatırlıyordum. Yüzyıllar öncesinin savaş taktikleri, binlerce yıllık insanlık tarihinin kalıntılarıydı. Bu saldırı onların işini bitirecekti.

Yağmurun altında 2 kola bölünüp, surlara yaklaştık. Savaşı ben başlatacaktım. Surların yıkık kısmına tırmanıp, içeriye baktım. İçeride hiçbir şey gözükmüyordu. Yaşam belirtisi yoktu. Etrafa serpiştirilmiş kayalar dışında hiçbir şey yoktu. Bekleyişim surun öte tarafındaki askerleri meraklandırmış olacak ki, yavaş adımlarla içeriye girmişlerdi. Beklenmedik saldırı işte o zaman oldu. Kıskaçların arasına sıkışmış olan bizdik. Kaya sandığımız şeyler aslında, radyasyonun etkisi ile aşırı gelişmiş dev yengeçlerdi.

Savaş başlamıştı. Savaş, savaş asla değişmez…

Ah güzelim çorak topraklar. Bizi o kadar çok beklettin ki, bu süreç içerisinde Fallout 2’yi bitirip, New Vegas’ın büyülü topraklarına geçiş yapmıştım. Bir yandan da o gazla, sitenin Fallout kısmına yeni eklemeler yapıyordum. Bethesda’nın yayınladığı video ile ne kadar heyecanlandığımı anlatamam. Geçtiğimiz yıllarda atlattığımız asparagas haberler ile çok yorulmuştuk. Ama bu sefer gerçekti. Fallout geri dönüyordu!

Sözü fazla uzatmayalım. 10 Kasım tarihinde Fallout 4’ü indirip, bilgisayara kurdum. Bir yandan da telefonla sevgili dostum Kayra ile birbirimize hızlıca geri dönüşler yapıyorduk. “Power Armor zırhını aldın mı?” soruma, “Ya ben oraya çıkmayı unuttum, don-atlet sokağa dalıp Deathclaw ile karşılaştım” demesi beni bir hayli güldürmüştü. Öyle ya da böyle oyunun piyasaya çıkışından 2 haftadan fazla oldu. Artık Kayra ile konuşmalarımızda “Oğlum, yazmayacak mısın inceleme artık?” serzenişlerine dönüşmüştü.

Akşam Yemeğine 200 Yıl Gecikmek

fallout-4-inceleme-gorsel-003

Fallout 4, Boston’ın çorak topraklarında geçmekte. Yani Fallout 3’e konu olan Washington’ın kuzeyinde yer alıyor. Böylece daha önceden hatırlayacağımız birçok hikaye, Boston’da yenilenmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor. Super Mutantlar, Brotherhood of Steel ve küçük insanların bu büyük dünyada hayatta kalmaya çalışma amacı değişmemişti. Sonuçta savaş denilen şey, Fallout dünyasında değişmiyordu.

Bu oyunda ilk defa Great War’ın nasıl başladığına şahit oluyoruz. Ailemiz ile birlikte Vault 111’in devasa kapısından geçip, 200 yıl boyunca uyutuluyoruz. Uyandığımız dünya bir hayli değişmiş olarak karşımıza çıkıyor. Nükleer bombanın etkisi tüm dünyayı en ince detayına kadar değiştirmiş. Ufak mahallemizde geriye pek bir şey kalmamış. Ama eski ve yeni dostların yardımı ile kaybolan çocuğumuzu bulmak için yollara koyuluyoruz.

Aslında burada da Fallout 3’e güzel bir geri gönderme var. Lone Wanderer ile Vault 101’den çıkıp babamızı arıyorduk. Şimdi ise bir baba (ya da anne) olarak kundaktaki oğlumuzun akıbetini araştırıyoruz. Bu noktada bir saniye soluklanıp düşünmemiz gerekiyor. Hikaye ne kadar iyi?

Açıkçası, o ürkütücü dünyaya adım attığımda ana senaryodan çok yan görevlere kitlendiğimi görünce aklıma şu soru geldi: “Oğlumu aramıyor muydum ben ya?”. Şimdi bir düşünün. 200 yıl boyunca uyutuluyorsunuz, oğlunuz gözünüzün önünde kaçırılıyor ve hiçbir şey yapamıyorsunuz. Adımınızı attığınız dünya baştan aşağı değişmiş. Ama siz onu aramak yerine, metro istasyonlarındaki Ghoulları öldürüyor, Diamond City’nin duvarını boyuyor ya da kendine güveni olmayan bir DJ’ye güven aşılamaya çalışıyorsunuz. Ve bunların ana senaryoya maalesef hiç bir etkisi yok.

fallout-4-inceleme-gorsel-008

Bu açıdan bakıldığında ana senaryonun belli bir çerçeveye sıkıştığını itiraf etmem gerekiyor. Şöyle bir gerçek var. Ana senaryoda ilerledikçe, daha fazla öge oyuna etki etmeye başlıyor. Bu güzel bir detay. Ama gel gör ki, oyun başlarken “Oğlunu bulmalısın!” görevini arka plana itip, yan görevlere dalmak senaryoda boşlukların açılmasına sebebiyet veriyor. İçeriği bol tutmaya çalışırken, ana senaryonun üzerinde durmayı mı unuttular, orasını çözemedim.

Oyunda çok fazla zengin karakter var. Oradan biraz işi kurtarıyor diyebilirim. Bu konuda verilecek ilk örnek Dogmeat olur. Fallout 1 ve 2’deki Dogmeat’in kanından gelen Alman Kurdu ile oyunun sonuna kadar gidebilirsiniz. Gerçek bir köpekten modelleyerek almış olmaları, karakteri daha gerçekçi yapıyor. Ama yeni yoldaşlarla tanıştıkça, onların daha gerçekçi olduğunu görüyorsunuz. Dogmeat ile yaptığınız yolculuklarda kendinizi yenilmez hissediyorsunuz. Yanınıza alacağınız bir insan yoldaşın etkisi ise daha farklı.

Karakterle olan konuşmaları oldukça detaylı hazırlanmış. NPC’ler ile konuşurken, kendi fikirlerini de ortaya atıyorlar. Böylece daha önce Fallout oyunlarında görmediğimiz bir diyalog şekli ortaya çıkıyor. Sadece tek bir karaktere odaklanıp onunla konuşmak yerine, birkaç kişi ile aynı anda ve yoldaşınızın da fikrini alarak konuşmak daha güzel olmuş. Sinema sahnesi gibi hazırlanmış konuşma ekranı da pek bir lezzetli. Ama gel gör ki, RPG unsuru bir hayli az.

Konuşuyorum Ama Derdimi Anlatamıyorum

fallout-4-inceleme-gorsel-007

Fallout 4 geliştirilirken oyunun hayranları olarak istediğimiz, önceki oyunların RPG unsurlarının üzerine daha fazlasının eklenmesiydi. New Vegas’ta, Obsidian Entertainment’in etkisi ile RPG unsurlarının ne denli eğlenceli ve bol seçenekli olabileceğini görmüştük. Ama Bethesda nedense, önceki başarılarından ders almayı unutmuş gözüküyor. Sadece 4 farklı seçenek ile diyalogları sürdürüyorsunuz.

Bunlardan biri her zaman için “Sarcasm” seçeneği oluyor, ki bana göre oldukça işlevsiz bir seçenek. Diğeri konuşmayı ilerletecek seçenek olurken, diğerleri de o anki diyaloğu geliştirecek sorular oluyor. 2 tane soru sorup, doğru cevabı verdiğinizde tüm muhabbet bir anda bitiyor. E arkadaş naptınız siz? 4 tane seçenek ile RPG oyunu mu inşa edilir? İnsan ister istemez karşılaştırma yapmaya başlıyor.

Telltale Games’in yaptığı dizi-oyunlarında da 4’er seçenek oluyordu. Verdiğiniz seçeneğe göre diyaloglar değişiyordu. O zaman böyle bir şey yapsaydınız! Bak ben bu işi hiç beğenmedim. Güzel bir giriş yapıp, sığ RPG ögeleri ile kandıramadınız beni sevgili Bethesda!

Buna sebebiyet veren en önemli etken, Skill sisteminin tamamen ortadan kaldırılması. Önceki Fallout oyunlarını takip edenler bilir. Seviye aldıkça, belli kriterlere göre Skill puanı kazanır ve yüzdelik birim üzerinden bu özelliklerimizi geliştirirdik. Bu özellikler de oyunun her anına etki ederdi. Ama şimdi öyle bir etki yok. SPECIAL sisteminin altına yedirilmiş, sade bir Perk yelpazesi ile oyunun değişkenliği korunmaya çalışılsa da, cılız bir değişimden başka bir şey olmamış.

Karakterimizin geçmişine baktığımızda, yukarıdaki ufak hikayede de yazdığım gibi Çin-ABD çatışması sırasında cephede görev almış bir asker. Eğer erkek karakter yaratırsanız bu geçerli. Kadın karakter yaratırsanız hukuk mezunu oluyorsunuz. Biz konuşmamıza erkek karakter üzerinden gidelim. Asker geçmişi olan biri olduğu için envaiçeşit silah kullanma yeteneğine sahip. Bu da demek oluyor ki, Guns ve Energy Weapons Skillerine gerek kalmıyor. Ama diğer yetileri nereden kazanıyor? Perk ile karakterin üzerine odaklanmaları yetersiz bir karar olmuş.

fallout-4-inceleme-gorsel-006

Karakterimi geliştirirken neye yöneleceğime karar vermeyi geçtim, SPECIAL puanlarımın etkilerini hissedemiyorum. Tüm Fallout oyunlarında öncelikle seçtiğim Skill, Speech olmuştur. Yüzdeliğiniz ne kadar yüksekse, karşınızdakini kandırma ya da ikna etme diyaloglarınız o kadar başarılı oluyordu. 4 seçenekli RPG’de, sarı-kolay, turuncu-orta, kırmızı-zor dereceleriyle diyalogları nasıl sürdürmem gerektiğine karar veremiyorum. Yani 7 puanla kırmızı konuşmaları ne kadar başarılı yapabilirim. Bu kadar basit bir RPG arayüzünde, bu kadar uzun süre düşünmeme sebebiyet vermeleri de bir başka karmaşa bence.

RPG oyunlarındaki en önemli unsurun, diyalog olduğunu unutmamak gerekiyor. Ne kadar çok konuşma yaparsanız, kendinizi o kadar kolay kaptırırsınız. Beni yanlış anlamayın, her konuşmada onlarca seçenek olmasından bahsetmiyorum. Sadece 4 tane seçeneğin, RPG unsurunu tamamen ortadan kaldırdığının üzerine basıyorum. Bu açıdan bakıldığında, Fallout 4 RPG ögeleriyle bezeli sağlam bir FPS oyunu olmuş.

Hemen hızlıca Fallout 4’ün aksiyon kısmına da değinmek istiyorum. Benim açımdan, beklenmedik derecede hızlı bir dövüş sistemi geliştirilmiş. Eski oyunlardaki çatışmalar daha tutuktu. Tabii Bethesda’nın yaptıklarından bahsediyorum. Fallout 4’te girdiğiniz her çatışmadan zevk alıyorsunuz. Yaratıklara vurduğunuzu hissediyorsunuz. VATS sistemini geliştirip, biriktirdiğiniz kritik vuruş (Crit) puanını harcama imkanı da güzel bir detay olmuş.

Her yaratığın farklı dayanıklılık özelliklerinin olması da, bu çatışmaları daha zevkli kılıyor. İnsanlarla ve Ghoullarla çatışırken uzuvlarına nişan almayı deneyin. Onlardan daha çabuk kurtulduğunuzu göreceksiniz. Deathclaw ile mi karşılaştınız? Hiç sorun değil! Gövde bölgesini mermi manyağı yapın. Sırtları kabuklu olan Mirelurklar’da ise yüzlerine ateş etmeye çalışın. Bu farklılıkların daha etkin bir biçimde oyuna eklenmesi, her bir çatışmayı daha eğlenceli kılıyor.

Öte yandan Guns Skill başlığının ortadan kaldırılmış olması, oyunun RPG sistemini öldüren bir başka neden. Bu tarz oyunlarda, oyuncunun yeteneğine değil, oynadığınız karakterin yeteneği önemlidir. Eğer usta bir FPS oyuncusu iseniz rahatlıkla düşmanları alt edebilirsiniz. Serinin eski oyunlarında olduğu gibi oyunun başlarında nişan alma ya da hedeflediğiniz yeri ıskalama gibi olaylar tamamen kaldırılmış.

Ama hoşuma giden kısım ise akıcı çatışmaların yanı sıra, düşmanların zorlayıcı olması. Rakipleriniz biten cephanesini yenilerken, karpuz gibi ortada beklemiyor. Siper alıp görüş alanınızdan çıkıyor. Siz saklandıysanız yerinizi tespit etmek için el bombası ya da molotof kokteyli atıyorlar. Yani oyunun normal zorluk derecesinde bile, akıllı düşmanlarınız var.

Bir de tabi Legendary Creatures başlığı altında toplanmış, zorlayıcı yaratıklar var. Eğer düşman isminin yanında yıldız işareti görürseniz onu mutlaka öldürün. Üzerinden işinize yarayacak, Legendary sınıf bir eşya düşecektir. Bazıları işe yaramaz gibi gözükse de, NPC’lere yüksek meblağlara satabilirsiniz.

Birisinin Çöpü, Diğerinin Hazinesidir

fallout-4-inceleme-gorsel-009

Ne yazık ki, Legendary sınıfındaki eşyalar üzerinde oynama yapamıyorsunuz. Bu da bizi yeni başlığımıza, yani Craft sistemine götürüyor. Oyunun en çok beğendiğim kısmı, Craft olabilir. Çeşitlilik gerçekten de olağanüstü! Silahlar ve zırhlar üzerinde yapacağınız oynamalar ile kendinize has, ekipmanlar geliştirebilirsiniz. Önümüzdeki yıl piyasaya sürülecek DLC’ler ile bu seçeneklerin daha fazla artacağı da aşikar.

Silahlarla, Craft sistemine giriş yapalım. Fallout dünyasının en sevdiğim yanlarından biri de, farklı silah seçenekleri sunuyor olması. Tam-otomatik tüfeklerden tutun da, Lazer tabancalarına ve hatta Nükleer Başlıklı Mini Füzeler atan silahlara kadar birçok seçenek mevcut. Craft sistemi ile bu silahların üzerinde dilediğiniz gibi oynama fırsatına sahipsiniz.

Diyelim ki, kısa namlulu yarı-otomatik bir tüfek buldunuz. Kalibre boyutunu değiştirebilir, namlusunu uzatabilir, kavrama kulbunu kısaltabilirsiniz. Her bir parça ile birlikte silahınız da değişikliğe uğruyor. Daha iyi nişan alma fırsatı sağlamak için namlu ve kavrama kulbu üzerine oynayabilirsiniz ya da daha fazla hasar vermesi için gövdesi üzerinde değişikliğe gidebilirsiniz. Bunları yapmak için elbette başka silahlardan toplayacağınız parçalara ihtiyacınız var.

Düşmanlarınızdan topladığınız silahların bir kısmını Craft işine ayırmak, mantıklı bir karar olacaktır. Önceki oyunlarda sadece birkaç mod değişikliği yaparken, Fallout 4 sayesinde bir altı-patları uzun namlulu keskin nişancı tüfeğine dönüştürebiliyorsunuz. Açıkçası oyunda en fazla vakit harcadığım nokta silahların üzerinde modifikasyon yapmak.

Ayrıca ufak bir anekdot düşeyim. Eğer bir silahtan memnun kalmadıysanız, onu parçalarına ayırmadan önce üzerindeki modları tek tek çıkartın. Böylece o modları başka silahlar üzerine yerleştirebilirsiniz. Çünkü silahı parçalara ayırdığınızda, bu modlar ortadan kayboluyor.

Zırhlar için de aynı şey geçerli. Yeni oyunla birlikte zırh ekipmanı üzerinde de değişikliğe gidilmiş. Yekpare zırh giymek yerine, her bir uzva farklı parçalar takabiliyorsunuz. Önceden Metal Armor ya da Leather Armor giyerek bu sorunu çözüyorduk. Şimdi kollar için farklı, gövde için farklı parçalar kullanarak kendinize ait zırhınızı oluşturabilirsiniz. Silahlarda olduğu gibi zırh ekipmanınız üzerinde modifikasyonlar yapmak da mümkün.

fallout-4-inceleme-gorsel-010

Fallout ve zırh denildiğinde akıllara elbette Power Armor geliyor. Bethesda bu sefer Power Armor işinin suyunu çıkartmış. Ama iyi bir biçimde. Power Armor’ı asıl zırhınız olarak giyemiyorsunuz. Iron Man filminde olduğu gibi çeşitli zırhlar oluşturup, ihtiyaç anında içine “giriyorsunuz”. Zaten Power Armor dediğin şey, mobil kullanım için geliştirilmiş bir tanktır. Üzerinizden çıkarmadığınız sürece yüksek dozda radyasyona direnç gösteren dayanıklı kaplaması ile neredeyse ölümsüz oluyorsunuz.

Bu sorunu ortadan kaldırmak için Power Armor’a yakıt kullanımı getirilmiş. Fusion Core olarak adlandırılan enerji çubukları ile zırhınızı çalıştırıyorsunuz. Hareket ettiğiniz sürece bu yakıttan harcıyorsunuz. Yakıtınız bittiğinde ve yedeğiniz bulunmadığında zırh kullanılmaz hale geliyor. Yenisini takana kadar, sizi orada sonsuza kadar bekliyor. Merak etmeyin kaybolması imkan dahilinde değil. Haritanızda nerede bıraktığınızı belirten bir ikon çıkıyor.

Power Armor üzerinde değişiklik yapmak için farklı bir istasyon kurmanız gerekiyor. Elinizdeki Power Armor parçalarını istasyon üzerine ekleyerek tamir ediyor ve modifiye edebiliyorsunuz. Bu ince detay da pek hoşuma gitti açıkçası. Klasik t-51b zırhından tutun da, haydutların kullandığı Power Armorlara ve Fallout 4 ile birlikte oyuna eklenen X-01 serisine kadar birçok seçeneğiniz var. Zırhların üzerine boyama da yapabiliyorsunuz.

Hal böyle olunca, benim gibi Power Armor sevdalıları kendi zırhlarını sergilemek için adeta sergiler yapmaya başladı. Yazının ilerleyen kısmında değineceğim kasabalarda, belli alanları sadece zırhları için ayıran oyuncular var. Farklı modellerde ve farklı renklerdeki Power Armorlar giymek için değil, uzaktan izlemek için tasarlanmış gibi duruyor. Ama aslında Power Armor dediğini giyersin, çatışmaya girersin. Bethesda bu noktada oyunun dinazor tayfasını nasıl tavlayacağını bulmuş.

Hepsini bir araya getirdiğimizde, Fallout 4’teki Craft sistemi bir hayli geniş. Bu sebeple sağda solda gördüğünüz her türden parçayı çantanıza atma isteğiniz oluşacak. Eskiden Wonderglue imiş, Abraxo Cleaner kutusuymuş hiç oralı olmaz, daha değerli şeyleri bulmaya çalışırdım. Craft sisteminin büyütülmesiyle, çorak toprakların neredeyse altını üstüne getirdim. Her bir parça gerçekten çok kıymetli. Sadece silahlarınız için değil, kasabanızı inşa ederken de bu parçalar işinize yarayacak.

Evim Evim Güzel Evim!

fallout-4-inceleme-gorsel-011

Geldik bir başka zaman öldürülecek konuya: Kasabalar inşa etmek. Fallout 4’ün yayınlanan ilk videolarında, kahramanımız kendine ait bir kasaba kuruyordu. Videolarda ne gördüysek, oyunda da aynısını yapabiliyoruz. Hatta daha fazlasını yapıp, işi Minecraft ayarına yükselten oyuncuları da gördük. Kasaba inşa etmek, Fallout 4’ün en fazla vakit öldüren kısmı.

Bir kasabaya sahip olma fikri, Fallout dünyası için oldukça yeni. Daha öncesinde sadece bir odaya sahip olabiliyorken, şimdi kasabaların yöneticisi oluyor, halkımızı korumaya çalışıyoruz. Fallout Shelter oynayanların hemen aşina olacağı bir sisteme sahip. Öncelikle kasabadaki nüfusa yetecek kadar yatak lazım. Barınmayı hallettik. Sonra ekin toplayıp, su kuyuları açmalıyız. Doyma ihtiyacını da hallettik. Sıra geldi güvenliğe. Hee, şimdi burada biraz sıkıntı var dostlar.

Kasabamızı dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korumak amacıyla savunma hatları kurmamız gerekiyor. Sanctuary Hills’den örnek verelim. Kasabaya uzanan minik tahta bir köprü var. Eminim birçok oyuncu, kasabaya saldırıların geleceğini öğrendiğinde bu tahta köprünün hemen başına birkaç turret ve tuzak dikti. Ama sıkıntı şurada: Siz kasabadan uzaktayken saldırıya uğradığınızda, düşmanlarınız bu yolu takip etmiyor. Anında kasabanın merkezinde peydahlanıyorlar.

Bu sebeple savunma hattını kasabaların çevresine kurmak yerine, merkezine yerleştirmek daha iyi. En azından her evin girişine bir turret ya da tuzak koymak, çatışmalarda size yardımcı olacaktır.

Ev inşa etmek, jeneratör kurup kasabaya elektrik getirmek güzel detaylar. Hepsine bir bütün olarak baktığınızda keyifli zamanlar geçirebiliyorsunuz. Ama şu an adını koyamadığım bir eksiklik var. Kasabalarda dinamik bir yaşam yok gibi gözüküyor. Halk, sabahları kalkıp ekinleri toplamaya ya da onları atadığınız standların başında durmaya gidiyor. Ama Truman Show vari bir hava içerisindeler. Herkes hep aynı şeyi yapmaya programlanmış.

fallout-4-inceleme-gorsel-001

Kasabaya ilk yerleştiğimde, benimle gelenlerin evlerin yıkık dökük kısımlarında ellerinde çekiçlerle tamirat yaptıklarını görünce bir an heyecanlanmıştım. Hayalimde, kasabaya ne kadar çok insan getirirsem, kendileri için daha fazlasını yapacaktı. Her bir adımları için onlara komut vermemem gerekecekti. Hayallerim suya düştü tabii ki. Tamiratla uğraşanlar, sadece havalı animasyondan başka bir şey değil.

Canımı sıkan bir başka konu ise kasabaların arasındaki bağlantıların yetersiz olması. Kasabaların refah içerisinde yaşaması için yapacağınız çeşitli koltuklar, ekipmanlar ya da aksesuarlar için birçok parçaya ihtiyacınız var. Bunları yukarıda da söylediğim gibi sağda solda bulduğunuz nesneler ile sağlıyorsunuz. Junk kısmında toplanan bu parçalar sadece o kasabada kullanılabiliyor. Yani kendinize merkez bir kasaba seçtiğinizde, tüm parçaları ya üzerinizden veriyorsunuz ya da daha öncesinde depoladığınız alandan çekiyorsunuz. Kasabalar arasında oluşturacağınız Brahmin Karavanları ile parçaları taşımak mümkün ama hiç de kullanışlı değil.

Tamam, kabul ediyorum. Tek bir depoya yerleştireceğim eşyaların, haritanın öteki tarafındaki kasabaya ışınlanması çok saçma olurdu. Sorunun başladığı nokta oyuncuya çok fazla kasabanın kontrolünün verilmesi. Hangisine yetişeceğimi şaşırıyorum bazen. Bu yüzden oyuna yeni başlayanlar için tavsiyem, bir süre boyunca kasaba inşa etme işlerine girmemeniz. Yoksa keyif alıcı kısmı ortadan kalkıp, sıkıcı bir hale bürünüyor. Bunların dışında bir kasabaya sahip olma fikri, dediğim gibi oldukça güzel.

Radyasyon İyi de, Çevresi Kötü

Gelelim oyunun mekaniklerine ve atmosferine. Baştan söylemeliyim, oyuna ilk giriş yaptığımda büyülenmiştim. Ama artık inceleme vaktidir dediğimde, gözüme çarpan birçok hata vardı. Bunları söyleyerek sizin de kafanızda canlandırdığınız o güzel çorak topraklar görüntüsünü yıkabilirim. Uyarmadı demeyin!

Öncelikle Boston şehri yeni Fallout için oldukça başarılı bir seçim olmuş. Başkent Washington’a yakın olması savaşın etkinlerini de gözümüze gözümüze sokuyor. Önceki oyunlardan sürekli duyduğumuz Institute-Synth (Android) ilişkisini açığa çıkaran bir hikayeye sahip olması, Fallout hikayelerine (Lore) daha fazlasını ekliyor. Ama bir o kadarını da görmezden geliyor.

Bugüne kadar anlattığı hikayeler hiç yaşanmamış gibi bir dünya düzeni yaratılmaya çalışılmış. Hikaye adına çok fazla şey anlatılsa da, eskiden alışkın olduklarımız ya hiç olmamış gibi ya da tamamen değiştirilmiş. Firma, Fallout 4 ile seriye yeni bir yön verme amacında. Anlatmaya çalıştıkları bu olsa gerek. Bu sebeple tasarımlarda birçok değişiklik yapılmış. Retro-fütüristik hava korunmaya çalışılsa da, Nuka Cola, Stealth Boy gibi nesnelerin tasarımında değişikliğe gidilmiş. Hoş ama biraz garipsiyor insan.

Çorak Toprakların atmosferi önceki oyunlara göre daha çarpıcı. Ama bunu bir şehre girene kadar hissedemiyorsunuz. Arazilerde dolaşırken manzara çok güzel gözükse de, burnumun dibindekiler hiçbir şey ifade etmiyor. Nedense o araziler bana çok boş geldi.

fallout-4-inceleme-gorsel-002

Yaratıkların yeni tasarımları da bir hayli ürkünç. Mirelurklar ile olan ilk karşılaşmamda ödüm patlamıştı. Çıkardıkları sesler ve hareketleri ile ensemden kuyruk sokumuma kadar titrediydim. Bu sebeple nükleer savaş sonrası dünyanın korkunçluğu gözler önüne rahatça seriliyor. Daha önce de üzerine parmak bastım, rakiplerimiz bir hayli güçlü. Örneğin, haritanın güney kısmına inmeden önce en azından 20 level olmayı bekleyin derim. Hem tasarım açısından korkunç, hem de güç açısından aşırıya kaçan düşmanlar bulunuyor.

Ben bunları havada karada 50 kere öldürürüm dediğimiz Ghoullar, kalabalık halde size saldırdığında son pişmanlık fayda etmeyebilir. Demedi demeyin! Stimpackler de, artık anında can doldurmaya yaramıyor. Yavaş bir şekilde can puanımız yükseliyor. Oldukça hoşuma giden yeni bir özellik ise radyasyon etkisinin daha hissedilir olması. Önceki oyunlarda, radyasyon seviyemiz 300lere çıkana kadar pek bir sıkıntı yaşamıyorduk. Şimdi ise hayati önem taşıyor.

Belli başlı yaratıklardan aldığınız hasarlar artık radyasyon yemenize sebep oluyor. Ayrıca üzerinizdeki zırhların da, radyasyona etkili olması lazım. Yoksa içi nükleer atık dolu bir varilin yanından geçerken aşırı derecede radyasyona maruz kalabilirsiniz. Peki radyasyon seviyesi artınca mı ne oluyor? Can barınızın diğer tarafından kırmızı bir çizgi yükseliyor. Adeta bir ışın kılıcı duellosu gibi yeşil can barınız ve kırmızı radyasyon barınız karşı karşıya geliyor. Radyasyon seviyesini düşürene kadar da, canınız bu kırmızı hattın üzerine çıkamıyor.

Bu yüzden Radaway tüpleri de, Stimpackler kadar önemli bir hale getirilmiş. Fiyatları çok yüksek olmasına karşın, çorak topraklardaki yıkık binaların içerisinde ya da düşmanlarınızın üzerinden bulabiliyorsunuz Kimya setleri ya da mutfak ekipmanları sayesinde de kendinize Stimpack ve Radaway etkisi gösterecek ekipmanlar yapabilirsiniz.

Nükleer Savaş sonrası denildi mi, radyasyonun etkisini göz ardı etmemek lazım. Fallout dünyasına şekil veren radyasyonun etkisi ilk defa bu kadar gerçekçi ve zorlayıcı bir şekilde karşımıza çıkıyor. Gördüğünüz her yaratığa saldırmadan önce ya da her çukura girmeden önce çantanızda kaç tane ilaç olduğuna bir kez daha göz atmak gerekiyor. Hayatta kalma güdüsü daha can alıcı bir biçimde verilmiş.

Taşı Toprağı Tarih

fallout-4-inceleme-gorsel-005

Boston, ABD tarihi için oldukça önemli bir şehir. Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında, önemli anlaşmalara ve anlara şahitlik eden Boston’ın gerçekten de taşı toprağı tarih kokuyor. Eğer biraz ABD tarihiyle ilgileniyorsanız, Freedom Trail adı verilen görev dizisi ile oldukça eğleneceksiniz. Ayrıca Minuteman birliğini diriltme şerefine nail olmak da bir hayli keyifli.

Yukarıda bahsetmem gerekirken burada dikkat çekmek istediğim konu da, Boston’a yaklaştıkça yan hikayelerin daha can alıcı olması. Ana senaryonun bağlayıcı unsurlarının olmamasından dem vurmuştum. Ama yan hikayeler de bir o kadar keyifli. Özellikle Minuteman için adam toplamak ve Brotherhood of Steel’in askeri olmak başınızı döndürebilir. Çünkü bu tarafların görevleri asla bitmeyecek şekilde dizayn edilmiş.

Bir süreden sonra görevler sıradanlaşmaya başlıyor. Git-getir, git-öldür çerçevesinden çıkamayan görevlerin size pek bir artısı yok. Eski sistemde Karma ve Reputation ile çorak topraklarda ne kadar etki bıraktığımızı görebiliyorduk. Fallout 4 ile bu etkiler ortadan kaldırılmış. Yani 100 BoS görevi yapsanız da kimse sizi Elder seçmiyor. Yapılan görevler sıradan olsa da, yan hikayelere daha fazla etki göstermesini dilerdim.

Sonuç ya da Fallout

Size büyüleyici bir hikaye sunsalar da, yığınla silahı mıncıklama imkanı verip, envaiçeşit yaratıkla kapışmanın verdiği yorgunlukla oyundaki birçok eksikliği görmezden geliyorsunuz. Açıkçası Fallout 4, beklenilen üzerine çıkmayı başaramayan bir oyun olmuş.

Ana karakterin ilk defa baştan sona seslendirilmiş olması ve yoldaşlarımızdan bazılarının size isminizle hitap etmesi hoş bir detay. O kadar seslendirmeye rağmen RPG unsurunun kısılmış olması, Fallout 4’ü can sıkıcı bir hale sokuyor.

İlk yayınlanan videolardan gördüğüm kadarıyla grafikler biraz geri kalmış gözüküyordu. Ama oyunun grafikleri sandığımdan daha iyi çıktı. Skyrim için hazırlanan grafik motorunun üzerine baya bir modül eklenmiş gibi. Binaların kaplamaları, silahların detayları oldukça kapsamlı. Öte yandan Bethesda halen ragdoll olayına çözüm götürebilmiş değil. Ayakta ölen Mutan mı dersiniz, yoksa asansöre sıkışan köpek mi dersiniz, yığınla hata bulunuyor.

fallout-4-inceleme-gorsel-004

Oyunu kötü yapan da zaten bu kadar hatanın bulunması değil. Artık bir oyunun ilk çıkış gününde onlarca, belki de yüzlerce hataya sahip olması bir sorun değil. Firmalar kısa sürede sorunu çözüyorlar. Eskisi gibi elimiz kolumuz bağlı beklemek zorunda değiliz. Fallout 4’ü beklenenden daha kötü yapan, maziyi unutup yeni bir şeyler denemeye çalışmaları ve bunda başarısız olmaları.

Her ne kadar oyunu önümüzdeki birkaç yıl boyunca hunharca oynayacak olsam da, eksiklerini de göz ardı edemeyeceğim. Gelecek DLCler ile yeni hikayeler, yeni silah ekipmanları geleceğini hepimiz biliyoruz. Ama keşke onların gelmesini beklemek yerine, oyuna daha fazla seçenek sunulsaymış. Fallout’u Fallout yapan siyasi göndermeleridir. Bunu en iyi New Vegas’ta gördük. 4 büyük tarafın birbiriyle çarpışmasında, ufak bir Kurye’yi canlandırıyorduk. Ama etkimiz tüm Mojave Çölünü etkiliyordu.

Elbette bir zamanlar Fallout’ta iyi olanlar, yozlaşarak kötü olur ya da kötüler artık yeni iyiler ironisini de New Vegas’a çok güzel yedirmişlerdi. Fallout 4’te de 4 büyük taraf bulunmasına karşın, birbirleriyle olan kopuk iletişimin yersiz olduğunu düşünmekteyim. Spoiler vermemesi açısından isim ve taraf vermekten kaçınmayı tercih ediyorum ama amaçları birbirine çok benzeyen tarafların düşman olması ve bunu tatlı dille çözemiyor oluşumuz da, elimi kolumu bağlamıştı.

Yazılı ya da sanal basında Fallout 4 için yazılan övgülerin ve verilen yüksek puanların yersiz olduğunu düşünüyorum. Gerçekten de yılın oyunu değil. Bu yıl çıkan daha başarılı oyunlar var. Eğri oturup, doğru konuşmak lazım. Fallout 4 jelatini çok güzel kaplı şekere benzese de, yenildiğinde ilk başta tatlı geliyor ama sonra damakta ekşi bir tat bırakıyor.

Oyunu Aral Game’den indirimli olarak buradan alabilirsiniz. Oyunu kutunuzu elinize alıp hemen Çorak Topraklar’a atılabilirsiniz.

FRPNET Skoru: 7/10

İbrahim Tatlıses Filminde Doctor Who Müziği
Gio Ödülleri 2014'ün Öyküleri "Düşlerin İzinde" Kitabında Toplandı