Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Chilling Adventures of Sabrina İncelemesi – Şeytanla Dans

Chilling Adventures of Sabrina İncelemesi – Şeytanla Dans

Netflix, geçtiğimiz sene Cadılar Bayramına özel orijinal içeriklerinden oluşan bir seçki hazırladı. The Haunting of The Hill House gibi yapımların yer aldığı seçkide 90’lı yıllarda hayatımıza giren Sabrina’nın yeni bir uyarlaması da bulunuyordu. Sabrina the Teenage Witch, 1996 yılında başlayıp 2003 yılına kadar farklı kanallarda devam etti. Benim hayal meyal hatırladığım bu versiyon ile günümüzdeki Sabrina arasında bir hayli fark bulunuyor.

90’ların Sabrina’sında komedi ögeleri önplana çıkarken Netflix orijinali Sabrina’da korku ögeleriyle birlikte politik göndermeler ağır basıyor.

Roberto Augirre-Sacasa’nın yaratıcılığını üstlendiği Sabrina aslında bir Archie çizgi roman uyarlaması. 90’lı yıllardaki Sabrina dizisinin aksine Netflix orijinali Sabrina, çizgi romana sadık kalarak ilerliyor. Yine bir Archie çizgi romanı olan ve senaryosunu Aguiree-Sacasa’nın yazdığı Riverdale dizisiyle de aynı evrende geçiyor.

Birinci sezonda, yarı cadı yarı insan olan Sabrina, 16. yaş gününde iki dünyadan birini seçmeye zorlanıyor. Ya ailesinin cadı dünyasını seçip Gizli Sanatlar Akademisi’ne okumaya gidecek ve ölümlülerle tüm bağlarını kesecek ya da arkadaşlarının insan dünyasını seçerek cadılık güçlerinden vazgeçecek. Ancak Sabrina kendisine karşı koyulan her kuralı sorgulayan bir genç kadın. Üstelik yaşı gereği her olaya isyan edeceği bir dönemden geçiyor. Dolayısıyla Sabrina ile baş etmek ve onu birtakım seçimlere mecbur bırakmak pek de kolay değil. Zaten dizimiz de Sabrina’nın başına buyruk tavırları sayesinde süregeliyor.

*Yazının geri kalanı birinci ve ikinci sezona dair sürpriz bozan detaylar içermektedir*

Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana

Dizinin ilk sezonunda Sabrina’nın cadı dünyasına adım atarken ölümlü arkadaşlarından da vazgeçmemesini ve iki farklı hayatını dengede tutma çabasını seyrettik. İlk sezon Karanlık Lord’un defterini imzalamamak için direnen Sabrina’nın defteri imzalaması ve Karanlık Lord’un bir nevi hizmetkârı haline dönüşmesiyle sonlanırken ikinci sezonda da Sabrina’nın yapmayacağını iddia ettiği her şeyi birer birer yapışını izliyoruz. İkinci sezonla birlikte Sabrina ölümlü dostlarına ve normal hayatına bir süreliğine ara vererek zamanının çoğunu Gizli Sanatlar Akademisi’nde geçirmeye başlıyor. Sezonun ilk üç bölümünde Gizli Sanatlar Akademisi ile Baxter Lisesi arasındaki paralel hikâyeleri ve aslında hem cadıların hem de insanların hayatlarının ne kadar benzer seyirde ilerlediğini görüyoruz. Sabrina, Gizli Sanatlar Akademisi’ndeki ataerkil düzenle savaşırken en yakın arkadaşlarından biri olan Theo ise Baxter Lisesi’nde trans kimliğiyle erilliğe karşı mücadele veriyor. Baxter Lisesi, Romeo ve Juliet’i sergilemek için prova yaparken Gizli Sanatlar Akademisi’nde ise kadın düşmanı Blackwood’un yeniden yazdığı Lucifer ve Lilith efsanesinin sahne almasını görüyoruz.

Sabrina’nın hayatı normal seyrinde devam ediyor gibi görünse de kısa süre içerisinde uğursuz olayların hepsi birbiri ardına gelmeye başlıyor. Bu sorunların ortaya çıkmasının altında Sabrina’nın başına buyruk tavırları yatsa da sorunlar ayyuka çıkınca her zamanki gibi dostlarından ve ailesinden yardım alarak çözüm yolları üretiyor. İkinci sezon daha iyi hikâye ile daha karanlık ve merak uyandırıcı bir seyirde devam ederken Karanlıklar Lordu olarak anılan Lucifer’ın üç bölüm gibi kısa sürede devrilmesi dizinin dengesini bozuyor. Adamotu ile yarattığı klonuyla bile bir saati aşkın bir bölüm boyunca mücadele ederken güçlerini kaybettiği halde cehennemin kralını bu kadar kısa sürede yenmesi elde ettiği zaferin havada kalmasına neden oluyor.

Şeytani Ataerkillikle Mücadele

İlk sezonda Sabrina’yı cadılık dünyasındaki ataerkil düzene isyan ederken gördük. Öyle ki cadıların tanrısı olan Karanlıklar Lordu’na bile itaat etmeyeceğini ve hiçbir erkeğin hizmetkârı olmayacağını yaklaşık bir milyon kere haykırdı. Ancak Sabrina’nın feminist isyanları asla bir sonuca bağlanamıyor. Bu feminist referanslar bir yere kadar kabul edilebilir olsa da cadılığı konu alan bir dizinin bu denli yüzeysel referanslar vermesi ve beyaz feminizm üzerinden ilerlemesi bazı noktalarda gözlerimizi devirmemize neden oluyor. Dizide, büyülü güçleri olan yaşlı ve bilge siyahi karakter klişesine de rastlıyoruz. Amerikan sinemasında sıkça gördüğümüz ve herhangi bir hikâyesi olmayan bu tipler yalnızca beyaz kahramana yardım etmek için ortaya çıkar. Roz’un ailesindeki kadınlar cadılar tarafından körlükle lanetleniyor ancak gözleri kapanan bu kadınlar farklı bir görü yetisine sahip oluyor. Roz’un büyükannesini ilk sezonun iki ya da üç bölümünde görüyoruz. Dizideki klişe rolünü tamamladıktan sonra bu rolü torununa devrederek diziden ayrılıyor. Roz’un ikinci sezondaki rolü ise görü yetisi sayesinde Sabrina’yı zamanında uyarmaktan öteye gidemiyor. Roz’un aksine Theo’nun varlığının tek nedeni Sabrina’ya yardım etmek değil. Kendisine ait bir hikâyesi ve bu hikâyesini kısmen destekleyen bir geçmişi var. Ancak Theo da kendi hikâyesinin başkahramanı olamıyor; Baxter Lisesi’ndeki mücadelesi ve elde ettiği kazanımlar Sabrina sayesinde gerçekleşiyor.

Dizideki tüm tipler ya Sabrina’nın kuyusunu kazmak için ya da Sabrina’ya bağımlı oldukları için var. Bu tiplerden ayrı olarak değerlendirebileceğimiz tek kişi Bayan Wardwell. Michelle Gomez, Bayan Wardwell kimliğinin arkasına sakladığı Lilith rolüyle gözlerimizin bayram etmesini sağlıyor. Sabrina’nın akıl hocası rolüyle karşımıza çıkan Lilith, ataerki ile olan mücadelesinde -kaba bir tabirle- tükürdüğünü yalamıyor. Zaman zaman bazı haklarından feragat etmek zorunda kalsa da ayaklarını yere sağlam basıyor ve amacına ulaşmak için mantıklı planlar yapıyor. Sabrina yalnızca Karanlıklar Lordu ile olan mücadelesinde değil, en basit konularda bile savunduğu fikirler ile ters düşmeyi başarıyor. Sabrina’yı arkadaşlarıyla birlikte insanların seks nesnesi olarak gösterilmesine şiddetle karşı çıkarken görebilirsiniz ama aynı Sabrina’yı Lupercalia şenliklerinde neşeyle koşarken de görebilirsiniz. Bu tutarsızlıklarını yaşına verip ilerleyen sezonlarda savunduğu fikirlerle ters düşmemesini temenni ediyoruz.