İncelemeler

Yok, Benden Dedektif Olmaz – Shadows of Doubt İncelemesi

Geçen hafta erken erişime açılan Shadows of Doubt‘ı oynayıp inceledik. Oyun gerçekten de davaları oyuncuya çözdürmek ve onu açık dünyada serbest bırakmak konusunda harikalar yaratıyor.

Shadows of Doubt, erken erişime açılmış bağımsız bir oyun. Üstelik tek bir geliştiricinin elinden çıkmış: Cole Jefferies. Ve bu adam oyununun tanıtımında çok iddialı konuşmuştu. Hayallerimizin dedektiflik oyununu açık dünya özgürlüğünde vereceğini söylemişti bizlere. Hatta cyberpunk temalı bir şehirde noir bir hikaye diye ballandıra ballandıra anlatmıştı.

Yalan değilmiş, Jefferies gerçekten de sözünü verdiği her şeyi oyununa eklemeyi başarmış. Tabii ki geliştirmeye açık yerler var. Fakat bu haliyle bile etkileyici bir oyun. Gelin değerlendirelim.

İlgili Makaleler

Fragmanı aşağıda.

YouTube player

İlk Bakış

Oyunu açıp oynamaya başladığımız ilk 10-15 dakikalık süreç biraz sönük geçiyor. Ana menü ve müzik bizi hoş karşılasa da oyunun grafiklerine ve kontrollerine alışmak biraz vakit alıyor.

Hikaye ağırlıklı oyunları ve ilginç karakterleri seven biri olarak benim ilk denediğim şey şehirdeki insanlarla konuşmak oldu. Zira Jefferies şehirdeki herkesle konuşabileceğimizi ve hepsinin bizden bağımsız, kendi hayatlarını yaşayacaklarını söylemişti. Benim insanlarla konuşmalarım beni pek de memnun etmedi. Çünkü insanlar genelde sorularıma yanıt vermediler. Benimle konuşmayı kabul edenler ise çoğu zaman birebir aynı cümleyi kurdu. Kısacası oyunun insanlarla konuşma kısmı beni hiç tatmin etmedi ve oyunun başarısız olmasını bekliyordum.

Ta ki…

İpuçları!

Ta ki dava dosyamı açıncaya kadar. İşte oyun tam da orada oyuncuya istediğini veriyor. Bu nasıl bir oyun olmuş biliyor musunuz? Diyelim ki bir cinayeti araştırmanız için biri sizi özel dedektif olarak tuttu. Cinayet mahalline gidiyorsunuz.

Cinayetin nerede işlendiği, yani adres bir ipucu olabilir. Değil mi?

Kurbanın nasıl öldüğü tabii ki bir ipucu.

Peki ya ölmeden önce yediği son yemeğin hamburger olması? Hadi ipucu diyelim.

Ya hamburgeri nerede yediği? İpucu olabilir mi? Evet…

Hamburgeri ona kimin servis ettiği? Bunu da öğrenebiliriz.

Hamburgeri pişiren aşçının eşi kimmiş? Öğrenmek mümkün olur mu? Pekala.

Hatta aşçının evine gidelim. Ve aşçı telefonda en son kiminle konuşmuş ona bakalım. Ne dersiniz?

İşte tüm bunları yapabiliyoruz. Kurban kafası kesilerek öldürülmüş olsa bile. Yani hamburgerin konuyla alakası olmasa bile biz günlerce o hamburgerin peşinde araştırma yapıp ipuçları toplamaya devam edebiliyoruz. Çoğu zaman topladığımız bilgilerin davayla hiçbir ilgisi olmuyor. Yani ne ipucu onlar, ne de kanıt. Yalnızca sizin kötü bir dedektif olduğunuzu gösteren utanç tablosu.

Hamburgercinin sahibinin kişisel bilgisayarını hack’leyip mail’lerini okuduktan sonra satış kayıtlarını inceliyorum.

Tablo Demişken!

Bulduğumuz ipuçlarını veya kanıtları bir tablo üzerine yerleştirip aralarına ipler çekiyoruz. Yeri gelince kendi notlarımızı küçük kağıtlara yazıp onları da tabloya ekliyoruz. Ta ki bu çılgınlık bir sonuç verene kadar.

Davayı istediğimiz anda kapatma özgürlüğüne sahibiz. Sonuçta kimse bizim başarılı bir dedektif olduğumuzu söylemedi. Dosyayı kapatırken bir form doldurmamız gerekiyor. Katil kim, cinayet silahı nerede, cinayeti işlediğine dair kanıt var mı? Bu sorulardan yalnızca birine yanıt vermek yeterli: Katil kim? İsterseniz kurbanın ismini yazın, dosya yine kapanır. Dedim ya, kimse bizim başarılı bir dedektif olduğumuzu söylemedi.

Fakat tabii ki asıl olması gereken, o yarattığımız tablodan kanıtları bir bir seçerek bu formu doldurmak. Zira tabloya asmadığımız bir kanıtı forma doldurmamıza izin vermiyor oyun.

Yıllardır Dedektiflik Oyunları Oynarım…

Dedektiflik oyunlarını severim. Davayı nasıl çözdüğümüz konusunda bizi özgür bırakacak bir oyunun hayalini de yıllardır kurarım.

Shadows of Doubt, şu ana kadar oynadığım en özgür dedektiflik oyunu oldu.

Sherlock Holmes oyunlarında genelde iş pek oyuncuya kalmaz. Karakter zaten çakmıştır davayı, bizim tıklanacak tüm yerlere tıklayıp konuşulacak tüm karakterlerle konuşmamız gerekir. Murdered: Soul Suspect ise tam tersiydi. Biz oyuncu olarak çakıyorduk davayı, dünyadan haberi olmayan karakterimiz olan biteni anlasın diye sağa sola tıklamamız gerekiyordu.

Disco Elysium‘a hastayım, biliyorsunuz. O da bizi davayı nasıl çözeceğimiz konusunda çok özgür bırakıyor. Cesedi incelemeden oyunu bitirmek bile mümkün. Fakat o oyunda derdimiz ipuçlarını bir araya getirerek katili bulmak olmuyordu. Oyunu güzel yapan da dedektiflik yanı değildi zaten.

Gamedec çok umutlandırmıştı şu ipuçlarını takip etme sistemi konusunda. Yepyeni bir mekanik tasarladık diyorlardı. Birçok açıdan güzel bir oyun olsa da yine beklediğimiz özgürlüğü bulamamıştık.

The Darkside Detective mi dersiniz, Gibbous mı, yoksa “bu kasabada neler olmuş?” tarzı gizem oyunları mı… Çok oyun oynadık, denedik. Birçoğuna da bayıldık, her fırsatta öneriyoruz. Fakat hiçbirinde Shadows of Doubt’taki kadar özgür hissetmedik.

Kısacası Shadows of Doubt tüm bunların yapamadığı bir şeyi başarıyor. Oyun karakterimize değil, bize dedektiflik yaptırıyor. Dolayısıyla biz oyuncu olarak başarılı bir dedektif değilsek, davalar çözülmüyor. Zira bu şehirde her yere tıklayabiliyor ve herkesi sorgulayabiliyoruz. Öyle dört şık arasından seçip doğru sonuca varmak falan yok! Kolaya kaçamazsınız. Bu oyun doğru düzgün bir dedektiflik simülasyonu.

Ben Özgürüm, Sadece Özgürüm

Shadows of Doubt’ın oyuncuyu ne kadar özgür bıraktığına bir örnek daha verelim. Mesela bir karakterin parmak izini almak istiyorsunuz diyelim. Reddetti varsayalım.

Kenarda duran deterjan paketini tutup, karakterin kafasına fırlatıp, sonra yumruklaya yumruklaya karakteri bayıltıp ardından parmak izini alabilirsiniz.

Ya da uyumasını bekleyin ve evine gizlice girip kapı kollarından parmak izini alın.

Veya sabah gidin, karakter iş yerine giderken onu takip edin. Sonra iş yerinde dokunduğu bir eşyadan parmak izini alın.

Bu gibi seçenekleri oyuncuya sunan tek oyun Shadows of Doubt olmayabilir. Fakat bu parmak izini kurbanla hiç alakası olmayan kişilerden bile alma özgürlüğünü bu oyun veriyor. Yani belki parmak izini almak istediğiniz adam kurbanın oturduğu daireye bakan, karşı binanın en üst katındaki adamdı. Ve tek suçu da o dairede oturuyor olmaktı. Siz parmak izini istiyorsanız, alırsınız. Bu kadar!

Sonuç Olarak

Shadows of Doubt, ipucu olabilecek bilgi yığınıyla dolu açık dünyalı bir oyunda oynayabildiğimiz bir dedektiflik oyunu. Aldığımız görevleri istersek iş ilanlarından bulabiliriz. Bazen müşteri gelip direkt bizimle konuşabilir. Fakat istersek kafamıza göre dava hayal ederek de dosya oluşturabiliyoruz. Şehirde dolaşıp bir ceset bulmaya çalışın. Dosya kendiliğinden dolmaya başlar. Nereye gideceğimizi, kimi sorgulayacağımızı ve neyin ipucu olabileceğine de kimse karışmıyor. Bu açılardan ilgi çekici bir oyun.

Ben oyunun ciddi bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Tabii ki erken erişimde olduğunu da göz önünde bulundurmak gerek. Fakat şimdiden %90 oranında olumlu yorum toplamayı başardı. Tavsiyem, oyunu alıp Steam’in izin verdiği deneme süresi olan 2-2,5 saat boyunca oynamanız. Bence dedektiflik mevzusu size ilgi çekici geliyorsa oyunu beğeneceksiniz.

Boş vaktimde karın doyurmak için iki üç fotoğraf çekerim, ne olacak?

Oyunun Steam sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu İçeriğe Oy Verin

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Log In

Forgot password?

Forgot password?

Enter your account data and we will send you a link to reset your password.

Your password reset link appears to be invalid or expired.

Log in

Privacy Policy

Add to Collection

No Collections

Here you'll find all collections you've created before.