Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Artemis Zalim Bir Sevgili – Artemis İncelemesi

Artemis Zalim Bir Sevgili – Artemis İncelemesi

Andy Weir‘ın ilk romanı Marslı, 2014 senesinde basıldığında bilimkurgu edebiyatında beklenenin ötesinde bir etki yarattı. Kitap basıldığı sene hem Goodreads okurları tarafından yılın en iyi bilimkurgu romanı seçildi hem de New York Times Bestseller listesine girdi. 2015 yılında ise yönetmenliğini Ridley Scott’ın üstlendiği film uyarlaması beyaz perdede izleyici ile buluştu.

Marslı, NASA görevi sırasında bir kaza sonucu Mars’ta mahsur kalan Mark Watney‘nin yaşam mücadelesini konu alıyordu. Watney’nin Mars’ta geçirdiği günlerini, hemen hemen her gün yeni bir kayıt yaptığı videolu günlüğünden takip ediyorduk. İşin içine günlük kaydı girince kitabın dili -haliyle- samimi ve akıcı oluyordu. Marslı samimi diline rağmen Mars yüzeyinde hayatta kalmayı da içeren pek çok teknik bilgiyi de okuyucuya aktarıyordu. Aynı teknik dil, Artemis romanında da karşımıza çıkıyor yani Andy Weir‘ın ilk romanını okuyanlar Artemis’i okurken de aynı anlatım tarzıyla karşılaşacak. Marslı’nın güzel yanlarından biriyse kimi yerlerde Douglas Adams anlatımına benzer izler görmekti. Artemis için aynı şeyi söyleyemiyorum. Weir, ikinci romanında da samimi bir dil kullanmayı tercih etmiş ancak bu samimiyeti bol miktarda küfür kullanımı üzerine kurmuş. Mizah dolu ve kimi zaman küfürlü bir dili Marslı’da da görmüştük fakat Artemis’in dili güldürmek yerine çoğu zaman göz devirmenize neden oluyor. Üstelik Artemis’in anlatım tarzını ünlü bilimkurgu yazarlarının diliyle değil ancak Andy Weir’ın diğer çalışmaları ile kıyaslayabiliriz.

Ne Seninle Ne Sensiz

Isaac Asimov’a göre bilimkurgu edebiyatına yön veren üç büyük yazardan biri olan Robert A. Heinlein, Ay Zalim Bir Sevgili romanında yalnızca mahkûmların ve sürgünlerin gönderildiği Ay’daki ceza kolonisini anlatıyordu. Bu roman ayrılıkçı hareketin insanların geleceğini değiştirmesini amaçlayan devrimin bir öyküsüydü. Andy Weir, Ay’da geçen bir macerayı anlattığı ikinci romanı Artemis’te, Robert A. Heinlein’a küçük bir saygı duruşu gerçekleştirmeyi ihmal etmiyor.

Ay’daki ilk ve tek şehir olan Artemis, hakikaten de zalim bir sevgili. Artemis’e gelmek epey bir masraflı. Artemis’te yaşamak da bir o kadar zor ve pahalı. Zengin turistler ve milyarderlerin şehri olan Artemis’te -elbette ki- işçi sınıfına da yer var ancak kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar ne zengin kesimin ne de işçi sınıfının neden Artemis’te yaşadığına dair mantıklı bir açıklama bulamadım. Artemis’teki yaşam milyarderler için bile güzel değil. Gerçek bir mutfağa sahip olabilmeniz için evinizde yangına dayanıklı bir odanın bulunması gerekiyor. Artemis’te hiçbir tütün ürününü kullanamazsınız zira Ay üzerindeki bir yangın riski göze alınabilecek boyutta değil. Yine de Artemis halkı “Ne seninle ne de sensiz” diyerek kaçak yollardan şehre pek çok yasak ürünü sokup buradaki hayatlarına devam ediyor. Artemis, Ay’daki tek şehir olma özelliği ve sahip olduğu tarihi ile yalnızca zengin turistler için güzel bir yer olabilir.

Şehir “kabarcık” adı verilen beş büyük küreden oluşuyor. Bu kürelerin bir kısmı –fakir insanlar için olan bölümü- yeraltında bir kısmı ise yerüstünde bulunuyor. Bu beş kabarcığın ismi ise Neil Armstrong, Buzz Aldrin, Pete Conrad, Alan L. Bean ve Alan Shepard gibi Ay’a ayak basan ünlü astronotlardan geliyor. Bu beş kabarcığın birbirine tüplerle bağlanmasıyla ortaya Ay’daki tek şehir olan Artemis çıkıyor. Evler, oteller, marketler, okullar ve bir şehirde olabilecek her şey bu kabarcıkların içinde bulunuyor. Dolayısıyla şehrin nüfusu da kabarcıkların kapasitesine uymak zorunda. Bu da herkesin birbirini tanıdığı, bir şehirden çok bir kasaba havası yaratıyor. 

Ava Giden Avlanır

Esas kızımız Jasmine “Jazz” Bashara, 6 yaşından beri Artemis’te yaşayan Suudi Arabistan kökenli genç bir kadın. Conrad Kabarcığı’nın on beş kat yeraltındaki Aşağı Conrad 15’te, içeri sürünerek girdiği ve tabut adı verilen bir dairede yaşıyor. En azından orta sınıfa ait bir birey değilseniz ancak tabut denilen ve içinde yalnızca bir yatak bulunan dairelerde yaşayabilirsiniz. Kendinize ait bir banyonuz, kendinize ait bir oturma alanınız ve tabi ki kendinize ait bir mutfağınız olamaz. Jazz çok zeki biri olmasına rağmen verdiği yanlış kararlar sonucunda bu sefil hayatı yaşıyor. Bu hayatından kurtulabilmek için de tıkır tıkır işleyen bir planla kusursuz bir suç işlemesi gerekiyor. Tabi ki, evdeki hesap çarşıya uymuyor. Yakalamacalar ve kovalamacalar ile kahramanımızın yolculuğu devam ediyor.

Andy Weir, ilk romanının başarısını bir kez daha yaşayabilmek adına aynı formülle yeni bir roman daha yazmış. Zeki bir astronota karşılık (Mark Watney botanik uzmanı olduğu için arkadaşları tarafından gerçek bir bilim insanı olarak görülmüyordu tıpkı Jazz’in potansiyelini keşfedememesi gibi) doğru düzgün bir mesleği olmayan zeki bir kadın var. Jazz her gün patates yemiyor ancak yosundan yapılan Gunk adı verilen tatsız bir besinle besleniyor. En berbat durumda bile tıpkı Mark Watney gibi mizah yeteneğini koruyor. Belki Jazz dünyanın en ünlü insanı değil ancak Artemis’in en ünlü kadını olmayı başarıyor. Mark Watney, Mars’ta kendini ve arkadaşlarını kurtarmanın planlarını yaparken Jazz ise iki bin nüfuslu Artemis şehrini kurtarmanın peşinde koşuyor. Sonuç olarak Marslı başarılı bir romanken Artemis onun taklidi olmanın ötesine geçemiyor. Her iki roman da mutlu sonla bitiyor fakat onca olaydan sonra Artemis’in bu denli mutlu sonla bitmesi bir hayli zorlama duruyor. 

Baş kahramanın Suudi Arabistan kökenli olması ve kitapta Macarlar, Vietnamlılar ve Kanadalılar gibi pek çok farklı kökenden insanlar görmemiz romanın güzel yanlarından biriydi. Böylece Weir, alışkın olduğumuz Amerikan tiplemesini kırmayı başarıyor. Artık Weir’ın yazım tarzını az çok biliyoruz. Bir şeyi yazmadan önce detaylı araştırmalar yapmayı ve kurguyla gerçeği birbirine en yakın noktada tutmayı seven bir yazar. Ve bu tarzını Artemis’te de Ay üzerindeki yaşam, farklı ırklar ve farklı dinler üzerine yaptığı araştırmalarında görüyoruz. Ayrıca kitabın her yeni bölümünün Jazz’in farklı yaşlarda yazdığı mektuplarla başlaması da Weir’ın karaktere derinlik katmasını sağlıyor. Artemis okunmayacak kadar kötü bir roman değildi fakat Marslı’daki tadı bulabileceğinizi sanmıyorum. 

Marslı romanını dilimize kazandıran Emre Aygün, Artemis romanının da çevirisini üstleniyor. İthaki Yayınları etiketiyle çıkan ve Goodreads okurları tarafından 2017 Yılının En İyi Bilimkurgu Romanı seçilen Artemis romanını tüm kitapçılarda bulabilirsiniz. 

Ghostbusters World Oyunu Mobil Cihazlara Geliyor
Michael B. Jordan'lı Fahrenheit 451'den Bol Alevli Tanıtım