Son Haberler
Anasayfa » İncelemeler » Analık Zor İş – Macrotis: A Mother’s Journey İncelemesi

Analık Zor İş – Macrotis: A Mother’s Journey İncelemesi

Tamamı Türk geliştiricilerden oluşan Proud Dinosours’un oyunu Macrotis: A Mother’s Journey sonunda çıktı. Platform ve bulmaca türünün çok iyi bir örneği olan Macrotis’i inceledik.

Macrotis ile ilk tanışmamdan bu yana ne kadar zaman geçtiğini düşünüyorum. Fevzi Özgür Nergis ile bir telefon görüşmemiz sırasında Macrotis’ten bahsetmişti. Fikir aşamasını yeni tamamlamış ve yavaştan bölüm tasarımlarına geçmişlerdi. O zamandan bu yana Macrotis şekillenip gerçeğe dönüştü. Alpha ve Beta sürecinde oyunu deneyimlemiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki bu işin arkasında epey emek var.

Bulmaca Buldun Mu Çözeceksin!

Macrotis, bir platform-bulmaca oyunu. 2.5D grafiklere sahip oyunda, çocuklarını sel yağmuruna kaptıran Bilby’i canlandırıyoruz. “Bilby de nedir yahu?” diye soracak olursanız, kendisi aslında bir keseli tavşan. İsmini de gerçek dünyadaki benzerinden alıyor. Bu nesli tükenmekte olan hayvan, Proud Dinosours tarafından oyunun baş karakteri olarak seçilmiş.

Yolculuğumuzun başlarında oyuncuyu bir dizi basit bulmaca bekliyor. Çoğu bulmaca birkaç taşı itip yol açmak üzerine kurulu. Bilby, yüzmeyi bilmediği için suya düşmemeniz gerekiyor. Suyla kaplı alanları geçmek için bazen bir kütüğü itmemiz gerekiyor; bazen de bir kaplumbağanın tepesinde zamana karşı yarışarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.

Hikaye ise yer altının daha alt katmanlarına girdikçe şekillenmeye başlıyor. Yağmurun arkasındaki sebebi ve bunu durdurmak için bir şansımız olduğunu öğreniyoruz.

Bilby, yüzeye çıkmaya çalışırken bir tür kıymetli ziyneti hareket ettiriyor. Büyük bir patlamanın ardından aslında bunun bir büyü taşı olduğunu öğreniyoruz. İşin arkasında da yağmuru dindirmeye çalışan bir büyücü var. Tam onun işine burnumuzu soktuğumuz için paparayı yiyeceğimizi düşünürken, patlamanın etkisiyle koskaca büyücüyü öldürdüğümüzü fark ediyoruz. Yalnız Bilby, ne XP kazanmıştır ya!

Bilby ve Kudretli Büyücü

Daha alt katmanlarda kendimize geldiğimizde büyücünün ruhu, bize yardımcı olacağını ama tek bir şartının olduğunu söylüyor: Yağmuru durdurmamız gerekiyor. Büyücü, tüm güçlerini Bilby’e aktararak ona yolculuğunda eşlik etmeye başlıyor. İlk başlarda Bilby’e ruhani bir trans haline geçmeyi öğretiyor. Trans halindeyken Bilby’nin bedeni sabit kalıyor ve ruhu bedeninden ayrılıyor. Taş duvarlar arasından geçip Bilby’nin yapabildiği çoğu aksiyonu yapabiliyoruz. Fakat her duvardan geçişimizde ruh Bilby’nin ilerleyebileceği çember daralıyor. Stratejinizi iyi belirlemeniz şart.

Oyunun ilerleyen kısımlarındaysa büyücünün büyü güçleri üzerinde biraz daha hakimet kurup kısa bir duvar yaratmayı öğreniyoruz.

Bu iki mekanik, bulmacaları daha da eğlenceli hale getiriyor. Oyunun temelini oluşturan itme-çekme bulmacaları daha da zorlu olmaya başlıyor. Bu noktada, oyunu 90lardaki klasik platform-bulmaca oyunlarına benzettim. Oyuncuyu zorlasa da biraz etraflıca düşününce, kolayca geçebileceğinizi görüyorsunuz. Zaten bölüm tasarımları da oyuncu dostu olarak dizayn edilmiş.

Her bir zorlu bulmacadan önce, oyuncuya yeni bir şeyler gösteriliyor. Bir sonraki adımda ise yeni öğrendiğimiz bulmaca çözümlerini birleştirip daha zorlu alanları geçmeye çalışıyoruz. Özellikle zamana karşı yarıştığımız, dinamik yapıya sahip bölümler beni fazlasıyla zorladı. Fakat keyifli olduklarını da itiraf etmem gerek.

Macrotis, bu zorlu bulmacalarına rağmen sıkı bir oynayışla 5-6 saat içerisinde bitirilebiliyor. Bu süreçte sadece bulmacalarla uğraşmıyor aynı zamanda büyücü ve Bilby arasındaki diyaloglara da şahit oluyorsunuz. Bir yerde büyücü kendi çocuklarından ve torunlarından bahsederken, Bilby’nin sonrasında yapacağı piknik hakkında konuştuklarını görüyorsunuz. Burada beni rahatsız eden tek nokta Bilby’nin seslendirmesinin biraz fazla tiz tonda olmuş olması. Daha anaç bir sesi tercih ederdim açıkçası. Büyücü ise ağırbaşlılığına yakışır bir seslendirmeye sahip.

Genel olarak Macrotis, birkaç ufak hataya sahip. Zaman zaman animasyonlarda takılmalar ya da taşların bir top gibi zıplaması durumuyla karşılaşabilirsiniz. Oldukça nadir karşınıza çıkan bu hatalar, oynama zevkini bozmuyor. Öte yandan Bilby’nin hareket animasyonlarında bazen kesintiler oluyor. Sağdan sola doğru yaptığınız ani bir harekette kesinti var. Yine de oyuncu gözüyle bakıldığında sorun teşkil etmiyor.

Sonuç

Macrotis: A Mother’s Journey, oynaması keyifli bir oyun olmuş. Bulmacaların özenle hazırlanmış olması, bu türü seven oyuncuların hoşuna gideceğinden eminim. Zorlayıcı yapısını, oyuncuyu ödüllendirecek konuşmalarla birleştiriyor. Ayrıca yer altına doğru ilerledikçe seçilen renk paletleri ve ışıklandırma gayet hoş olmuş. Özellikle üçüncü bölümün başlarında, parlayan mantarlar ve taşları görünce bir an Menzoberranzan’a doğru yola çıktığımı düşünüp korktum. Gözlerim bir-iki drow aramadı desem yalan olur.

Geneline baktığımızda Macrotis’in öyle çok kötü yanları yok. Aceleye getirilmeden üzerinde emek harcanarak yapılmış. Süresinin kısalığı belki daha fazlasını arayanlar için sorun teşkil edebilir. Fakat oyundaki başarımları toplayıp gizli büyü kitaplarını topladığınızda, oyunun arka planı hakkında daha fazla bilgi ediniyorsunuz. Bunu da gözden kaçırmayın derim.

Macrotis: A Mother’s Journey gibi yapımların ne kadar başarılı olduğunu görünce ülkemizden de daha kaliteli işler çıkabileceğini bir kez daha anlıyorum. Umarız Proud Dinosours da ismi gibi yaptıkları oyundan gurur duyuyordur. Hatta o kadar gurur duyarlar ki belki o rahmetli büyücüyü anlatacakları bir oyun bile hazırlarlar. Hazırlarsınız değil mi?

Frpnet Puanı: 7.5

Artık YönlerEksi Yönler
Keyifli BulmacalarAnimasyonlar bazen saçmalayabiliyor
Hikaye anlatımıBilby’nin seslendirmesi
Renk, ışık tercihleri çok iyi oturmuşUfak tefek buglar
Büyücü ve Bilby arasındaki diyaloglar

Oyunun video incelemesini de buradan izleyebilirsiniz: