Son Haberler
Anasayfa » Hunter » Hunter the Reckoning Günceleri #1 – Gölgelere Uyanış

Hunter the Reckoning Günceleri #1 – Gölgelere Uyanış

Hunter-the-reckoningLogo

Önceleri gelen fısıltılara kulaklarımı tıkadım; onları duYmazdan geldim. Eğer onları umursamaz isem onları duymayacağımı düşündüm. Beni uyaran o hayali sesleri duymayı reddettikçe her şey daha da kötüleşmeye başladı. DevAmlı olarak izleniyorum hissi bütün bedenimi ele geçiriyordu. Dalga dalga beni saran panik vücudumu ele geçirdiğinde, arkama bakmadan, nefes nefese kalana hatta bazen kusana kadaR koşmaya devam ediyordum. Size gölgelerde gördüğüm şeylerİ tarif edemeM ama şu an biliyorum ki onlar karanlıkta saklanıyorlar, bizi izliyorlar ve bizimle oynuyorlar. Daha da kötüsü bizden besleniyorlar. Korkularımız onları daha çok büyütüyor, daha güçlü kılıyor. Biliyorum…

On_the_Edge_by_petitescargotİşin daha da kötüsünü size söylememe izin verin. Bu yaratıklar sadece Karanlığa ait değiller. Ressamlar, politikacılar, din adamları… Bazıları gözümüzün önündeler ancak biz onları görmeyi reddediyoruz. BElki de işimize geliyor, bilemiyorum. Ancak emin olduğum tek şey onların Saklanmadığı, aslında bizi yönettiKleri. Anlıyorum…

Artık İnsanların ya da insan görünümlü bu yaratıklarıN bulunduğu, sosyal hayat dediğimiz bu oyuna dahil olamıyorum ve Buna tahammül edemiyorum. KullandığIm sayısız hap, doktorların iddia ettiği gibi seratonin eksikliğimi gidermiyor. Evet, beni uyuşturuyor ve gözlerimin aÇıldığı geceyi gölgeliyor Ama bilindik paniK hissi vücudumu ele geçirdiğinde hiç bir ilaç , hiç bir olumlu düşünce bu paniğin geçmesini sağlamıyor. İnsanlardan uzaklaştığım için gece geç saatte metroya binmeyi tercih ediYorum. Ancak gece vardiyAsında olan güvenliK görevlisi çantamı kontroL etmek için yanıma yaklaştığında o tanıdık pAniğin beynimi uyuŞturmaya başladığını hissettim.  Biliyordum ki içimden bana fısıldayan sesler beni uyarMaya çalışıyorlardı. “ORADA.” Kalbimin hızlAnmaya başladığını fark ettim. Sanki artık göğsümde değil, kulaklarımda atıYordu. AlnImda ter damlalarının biriktiğini hissederkeN bir tanesi aşağıya doğru kayıp kaşlarımın arasında kayboldu. Kendi kendime “İyi şeyler düşün. Burada paniğin seni ele geçirmesine izin veremezsin. O sadece bir güvenlik görevlisi, bunu biliyorsun” diye telkinlerde bulunurken, vücudumda ki tüm tüyler diken diken oldu. O ses tekrar fısıldamaya başlamıştı: “O BİR ÖLÜ VE SENİN NE OLDUĞUNU BİLİYOR.” Kalbimin olduğu yerden başlayan bir uyuşukluk dalgasının tüm vücuduma doğru yayıldığını hissEdebiliyordum. Kollarım, ayaklarım yüzüm… Fakat zihnim ve başım da gelen bu etki altında ezildiğinde bildiğim dünyayı kaplayan perdeler ortadan kalktı. Sanki size doğum gününde verilen bir paketi etrafında ki kağıdı yırtar gibi zihnimdeki Sisleri ittim ve karşındaki gerçEk ile yüzleştim. Yüzleşiyorum…

Thank God for Mental Illnessİlk faRk ettiğim şey etrafa yayılan koku oldu. Evcil hayvanınızın ölmesinden sonra onu gömmeye kıyamadığınızda, hayvanınızın kurtlanıp karnının şişip bağırsaklarının patlaması ile ortaya yayılana benzer bir koku zihnİmi ve ruhumu yakarak geçti. Çocukken sokakta baktığım köpeğim He-man’i gömmem gerektiğini biliyordum ama yapaMamıştım. Her gün onu izlemeye gidiyordum ve çürümesine gün be gün tanıklık etmiştim… Yanıma gelen görevlinin insana benzeyen görünüşü yerle yeKsan olmuştu. Üzerinde bir zamanlar kendisine ait olduğunu tahin Ettiğim etleri liğme liğme olmuş, şık ve temiz üNiformasının içinde keyifle sağa sola sallanıyordu. Bana “HanımefenDi bakar mısınız?” dediği anda düşündüğüm en son şey dilİ ve yanakları çürümüş olan biri nasıl olup da bu kadar rahat konuşabildiğiydi. Her şey kızıla büründü . Artık dayanMaya çalıştığım panik hayatta kalmamı sağlamak için tüm vücudumu ele geçirmişti. Göremiyordum,  ancak elimde tuttuğum şeyleri hızlı bir şekİlde yukarı kaldırıp aşağı indirdiğimi biliyordum. Kontrolümü tamamen kaybetmişken misafir gibi , olan tÜm olayları kendi gözlerimden,  iZliyordum. Sıvı, sıcak, yapışkan bir şeyin  tüm yüzümü ve ellerimi kapladığına emin olana kadar kadar devam ettim… Devam ettim… DEvam ettim… Saklamam gereken hiçbiR şey yoktu. Çünkü ben tüm çıplaklığım ve yalınlığım ile o anda orada bulunuyordum. Hİlesiz ve yalansız… Hissediyordum…

Sonrasında ise eliMde tuttuğum şemsiye ile karşımdaki bu “insanımsı” yaratığı, bEynini patlatarak öldürdüğüm için plansız cinayet işleme suçundan yarGılandım. 3. sayfada bir haber bilE olamadığımı daha sonra öğrendim. Avukatım bana akıL sağlığımla ilgili bir savunMa yaparsak hapsE girmekten kurtulabileceğimi söyledi. Bende karşımdaki hakimlere neden öldürdüğümü ve neler gördüğümü söyledim. Anında adli bir vaka olarak özel bir minibüsle – kendimi hiç bu kadar özel hissetmemiştim- psikiYatri kliniğine , uzman bir doktorun gözetimine sevk edildİm. Onlara anlatmaya çalıştıkça, beni daha da çok uyuşturdular. Gözlerimi açamaz, kendime gelemez olmuştum. Ama bu sefer de uyanamadığım rüyalarda bitmeyen savaşımı sürdürüyordum. Ölmeyen düşmanlara karşı, politikacılara karşı, masum gözüken ama içinde günahlarıN büyümesine izin veren meleklere karşı bir korkum var… Korkuyorum…

Exodus_by_petitescargotZamanı takip edemiyorum, ama bir süredir hemşirenin içmem için getirdiği renkli ilaçları içmedim, sadece yutar gibi yaptım. İlaçlarla yaşayamazdım ama bu panikle de yaşamamın imkanı yoktu. Size yazdığım bu son mektupta lütfen gördüğüm şeylerin gerçek olduğuna inanın. Görüyorum…

12.11.2000

SABAH Gazetesi

…Devlete bağlı bir psikiyatri kliniğinde kilitli odasında kendini asarak intihar eden R.B.’ ile ilgili Sağlık Bakanlığı’nın açtığı soruşturma devam ediyor. İlaçlarını düzenli olarak aldığını belirten yetkililer, gerçekleşen bu intihar vakasına bir açıklık getiremiyorlar. Arkasında herhangi bir not ya da mektup bırakmayan R.B.’nin cesedi halen hastanenin morgunda muhafaza ediliyor…

Emre Canayaz
Anadolu Hikaye Anlatıcısı

NOT: Kullandığımız fotoğraflar Sebastien Tabuteaud’a aittir. Kâr amaçlı kullanılmamak koşuluyla kullanılmıştır. Sanatçının yayımladığı orijinal fotoğraflara ulaşmak için buraya tıklayın.

Star Wars Anime Olursa...
Ejderha Mızrağı Romanları ile Geçmişe Yolculuk