Son Haberler
Anasayfa » Haberler » Son Haberler » Öteki Dünyalar Edebiyatı Ardından

Öteki Dünyalar Edebiyatı Ardından

oteki-dunyalar-edebiyati

19 Kasım tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Öteki Dünyalar Edebiyatı – Fantastik Romanlar Üzerine” konulu etkinlik sona erdi.

FRPNET ekibi olarak biz de bu tür etkinlikleri desteklemek adına yerimizi aldık.

Neler oldu, neler konuşuldu sizlerle paylaşalım.

Etkinliğin 1. oturumu gazeteci ve yazar Zeki Coşkun‘un başkanlığında tam 12:30’da başladı. Zeki Coşkun, oturum açılışında genel yönleriyle fantastik edebiyata değindi. Konuşmacı olarak katılan bazı konukların mazeretleri nedeniyle oturumdaki konuşma sırası değişti. İlk sözü yazar Mehmet Coral aldı.

Mehmet Coral, etkinliğin ilk konuşmacısı olarak sözü aldı. “İsidorustan Sinan’a; Efsaneden gerçeküstüne…” isimli konuşmasına Ayasofya ve İstanbul’un ilahi yapısı ile başladı. Ayasofya’nın yapılmasındaki ilahi efsaneleri anlattıktan sonra Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camisi’ni yapmasını anlattı. Efsane olarak nitelendirilen Ayasofya’nın yapımından gerçeküstü bir yapıya sahip olan Süleymaniye Camisi ile bizi fantastik bir mimari yolculuğa sürükledi.

fantastik-edebiyatSonrasında sözü psikiyatri uzmanı ve bu konuda önemli eserler vermiş Levent Mete aldı. “Fantastik Edebiyat ve Bilinç Dışı” diye isimlendirdiği konuşmasını güzel bir sunumla süsledi. Konuşmasında genel olarak fantastiği psikanaliz ile açıkladı. Bilinçaltına dalındığında masallar, hayaller ve düşler bulunacağını vurgulayarak psikanalizin fantastik yansımasına dikkat çekti. Lewis Caroll’ın önemli eseri Alice Harikalar Diyarında kitabından örnekleyerek fantastik kurgu içindeki psikolojik göndermeleri açıkladı. Alice’in tavşan deliğinden geçip Harikalar Diyarı’na gitmesini aslında bilinçaltına bir yolculuk ile eşleştirdi. Alice’in girdiği diyarı da Alice’in çocukluğu ve bilinçaltı olarak açıkladı.

Levent Mete’nin görsellerle süslediği konuşmasının ardından mikrofonun başına usta çevirmen ve yazar Sevin Okyay geçti. “Fantastik Edebiyatta Büyücüler” konusuyla bilinçaltından bilinçüstündeki büyücüleri anlatmaya başladı. Fantastik evrenlerin büyücülerini fantastik dünyanın baş kahramanları olarak kendi güzel anlatımıyla bizlere sundu. Önce Harry Potter kitaplarından güzel örnekler ile büyücüleri anlattı. Sonrasında sevdiği büyücüler olan Merlin ve Yerdeniz Serisi’ndeki Ged karakteri ile büyücülüğe farklı bakış açısını izleyicilere aktardı. Bu konuşmanın sonunda Orta Dünya’nın güçlü büyücülerini de unutmadı.

Ardından sözü usta öykücü ve yazar Nazlı Eray aldı. “Büyülü Gerçeklik” isimli konuşması oldukça samimi ve kendi hayatından örneklerle doluydu. Konuya, 70’li yılların ilk yarısında ortaya çıkan kendi zihnimizin içine yönelen edebiyatın önemli örnekleri ile giriş yaptı. Nazlı Eray da, o dönemden sonra yazmaya başladığı eserlerde fantastikte kendi içimize dönüşü ve zihnimizin içindeki gerçekliği anlattı. Yazdığı ilk hikayeden günümüzde yazdığı fantastik gerçekliğe olan yolculuğunu anılarıyla süsledi. Kendisini “büyülü gerçeklik” yazarı olarak tanımlayarak yazdığı eserlerdeki gizemi ve büyüyü gerçeklikten sapmadan nasıl yaptığını anlattı. Eva Peron ve Joseph Stalin’in hayatlarındaki fantastik gerçekleri anlatarak sözünü noktaladı.

Burak Turan konuşmasına başladı. “Kuzgun ve Leş: Korku Üzerine…” isimli konuşmasında yazdığı kitaptan ve genel hatlarıyla korkudan bahsetti. Yazmanın zorluklarını ve kendisinin nasıl yazdığını esprili bir dille hayatından örnekler vererek aktardı. Hayatın kendisinin fantastik olduğundan ve yazılan hemen her eserin zaten bir şekilde fantastiğe dokunduğundan bahsederek sözünü noktaladı.

Hemen akabinde sözü alan yazar Aslı Tohumcu, “İstanbul’da Yaşam Fantezi’den Fantastik” isimli konuşmasında bunun sebeplerini açıkladı. Gerçek hayatın içinden çıkmış günümüz tasvirine değindi. Fantastik edebiyatın günümüzün yansıması olduğunu belirtti. Kadınların şiddet gördüğü, çocuklara tecavüz edildiği ve düşüncelerin yargılandığı bir ortamın zaten yeterince fantastik olduğunu günümüz sorunlarına dikkat çekerek anlattı. İnsan gibi yaşama hakkımızı savunamadığımız bir ortamda cehennemi yaşadığımızı savundu. Bu durumdan kurtuluş yolunun edebiyat olduğunu ve fantastik edebiyatın muhalif bir öncü olacağını belirtti. Fantastiğin önemli eserlerinde fedakarlık, yılmama, üstün çaba, dostluk ve beraberlik ile başkaldırının olabileceği ve barışın olabileceğinin gösterildiğini de sözlerine ekledi.

İlk oturum seyircilerin birkaç sorusu ile saat 14:30’da bitti. Saat 15:00’da 2. oturum başladı.

2. oturum, oturum başkanı Barış Müstecaplıoğlu‘nun konuşması ile açıldı. Fantastik türdeki bazı yanlış anlaşılmaları ve fantastiği kendinden örnekler vererek açıkladı.

Sonrasında sözü ikinci oturumun tek bayan konuğu olan araştırmacı ve yazar Gönül Yonar‘a verdi. Gönül Yonar, aynı isimli kitabı “Türk Edebiyatında Fantastiğin Kökenleri” isimli konuşması ile ilk sözü aldı. Yonar, fantastik edebiyatın kökenlerine değindi ve fantastik edebiyatın Türk edebiyatındaki yerini anlattı. Yaptığı araştırmaları da örneklemelerinde kullanarak olağandışı ve fantastiğin, gerçeklikten nasıl ayrıldığını açıkladı. Orta Asya’nın söylence edebiyatından Osmanlı’ya bu edebiyatın gelişi ve günümüzün fantastik kökeninin oluşmasını akademik bir dil ile aktardı. Doğu edebiyatındaki ve kültüründeki hazinenin günümüz fantastik edebiyatında kullanılması gerektiğine dikkat çekerek sözlerini tamamladı.

Gönül Yonar’dan sonra Orkun Uçar mikrofonu aldı. Orkun Uçar, “Türk Fantastik Edebiyatı Nasıl Olmalı?” konulu konuşmasında fantastik edebiyatın sorunları ve yazarları için ne kadar zorlu bir yol olduğunu anlattı. Genel hatlarıyla fantastik edebiyatın feodalite üzerine kurulu olduğunu, çok az eserin bunun dışında kaldığını savundu. Fantastik edebiyatı olmayan bir toplumun gelecekte var olmayacağını, bu nedenle Türk fantastik edebiyatının gelişmesi gerektiğini açıkladı.

Ardından Aşkın Güngör sözü aldı. Editör ve yazar Aşkın Güngör, “Fantastiğin Türk Edebiyatındaki Konumu ve İşlenen Türler” konulu konuşmasına masallar ile başladı. Fantastik edebiyatın masallarla benzeşmesine değinirken, bu türün yetişkin kişilerce çocuk edebiyatı olarak nitelendirilmesi konusundan yakındı. Fantastiğin aslında bir düşündürme yöntemi ve bir felsefe olduğundan bahsetti. Fantastik edebiyatın, edebiyat çevreleri tarafından kötülenmemesini, hatta saygı duyulması gerektiğini anlatırken bu türün daha üst yerlerde olması gerektiğini anlattı.

Söz fantastik kurgu çevirmeni ve yazar Yiğit Değer Bengi‘ye geldi. Yiğit, “Çeviriler ve Fantastik Edebiyatın Dili, İmgeleri” isimli konuşmasında Türk fantastik edebiyatının kökleri ve tarihinden biraz bahsettikten sonra modern Türk fantastik edebiyatına değindi. 90’lı yıllardan sonra fantastik çevirilerin yapılmasından sonraki ülkemizdeki edebi döneme ayna tuttu. Yaşar Kemal ve Murathan Mungan’dan örneklerle Türk edebiyatındaki fantastik imgeleri anlattı.

Son olarak sözü yazar Saygın Ersin aldı. “Fantastik Yaratıkların Tarihsel Serüveni” konulu konuşmasında Saygın Ersin, fantastik edebiyatta halk efsaneleri ve mitolojileri temel alarak yaratıkları açıkladı. Toplumlardaki ve kültürlerdeki ejderha, vampir ve kurtadam imgeleri üzerinde daha çok durdu. Geçmişteki mitlerden günümüzün tarihsel gerçekleri içinde bu imgeleri örnekledi. Vampir inancının tarihini günümüz romanlarına kadar tarihsel detaylarla açıkladı. Sonrasında doğu ve batı kültüründe yer alan ejderhayı ve ejderha imgesini anlattı. Kurtadamların tarihten günümüze kadar gelen efsanelerini de anlatarak konuşmasını noktaladı.

Genel olarak katılımın yoğun olması sevindiriciydi. İki oturumda da salon hemen hemen doluydu. Samimi bir ortamın olması da seyircilerin sıkılmamasını sağladı.

Fantastik edebiyat ve fantastik tür ile ilgili bu tür bir etkinliğin olması hepimizi sevindirdi tabii ki. Umarız bu tür etkinlikler azalmadan devam eder.

 

ETKİNLİK RESİMLERİ

{gallery}foto_galeri/oteki-dunyalar-edebiyati/:::0:0{/gallery}


Kiralık Kılıçlar Serisi Tamamlandı
TV'ye Uyarlanmaya Hazırlanan Stephen King Eserleri