Son Haberler
Anasayfa » Haberler » Son Haberler » Batman: The Dark Knight Rises’a Hazırlık Yapalım!

Batman: The Dark Knight Rises’a Hazırlık Yapalım!

batman-logo

Filmin çıkmasına haftalar kala Dark Knight Rises haberleri sevenleriyle buluşuyor. Trailerların yayınlanması ardından insanlar şunu farketti: Christopher Nolan’ın Batman üçlemesi bir son buluyor. Nolan, gelecek yıllarda herhangi bir Batman Re-boot’una sıcak bakmadığını açık açık söyledi. Seri filmleri içerisinde Harry Potter’dan sonra en çok para kazandıran serinin Batman olması, yapımcı firma Warner Bros’u elbette düşündürmeye sevk etti.

Ellerinde yeni bir seri projesinin olmaması, Batman’in sonlanacak olması firmayı Nolan ile yeni anlaşmalar yapmaya itti. Bu tabi ki iyi bir durum. Gelecek yıllarda Nolan’ın elinin altından bir Superman serisinin çıkabileceği de konuşulanlar arasında.

Asıl konuya dönersek eğer, Dark Knight Rises’dan önce hangi çizgi romanlar okunmalıdır ? Film öncesi, Batman’in karşısında oynayacak kötü karakterin kim olacağı konusunda bir çok spekülasyonlar dolaşıyordu. Heath Ledger’in ani ölümü elbette sevenlerini yasa boğmuştu. Joker karakterindeki performansını büyük ustalıkla halletmişti. Belki de Nolan, serinin devamı için Joker karakterininin devamlılığını düşünmekteydi. Film sonunda Joker’in öldürülmediğini biliyoruz.

batman-BaneBu konuda Seth Roger’ın Penguen’i canlandırması ya da Leonardo DiCaprio’nun Riddler’ı oynaması medyada dolanan haberler arasındaydı. Ancak beklenmedik açıklama en yetkili ağızdan, Christopher Nolan’dan geldi ve kötü karakter olarak Bane’in kullanılmasına karar verdiğini açıkladı.

Nolan’ın realistik Batman kurgusuna oldukça fantastik kurgu ögeleriyle donatılmış Bane’in nasıl yedirileceği merak konusu. 1997 yılında çekilen Batman & Robin filmi, gelmiş geçmiş en kötü Batman filmi olarak nitelendirilmekte. George Clooney, Arnold Schwarzenegger ve Uma Thurman gibi ünlü oyuncularla çekilmesine rağmen eleştirmenler tarafından yerden yere vurulmuştu. O filmde Uma Thurman’ın canlandırdığı Poison Ivy, çeşitli biyokimyasal bileşenler sayesinde aslında bir WCW dövüşçüsü olan Jeep Swenson’un oynadığı Bane karakterini bizlerle tanıştırmıştı.

Bane ilk defa 1993 yılında Vengeance of Bane adlı seri de Batman’in karşısına çıktı. Poison Ivy ile hiç bir alakası olmayan Bane, Santa Prisca’da Peña Dura (Sert Kaya) hapishanesinde ki bir suçluydu. Hayatını geçirdiği hapishane duvarları içerisinde kendisini geliştirmeyi hayat felsefesi kabul eden Bane, bir çok kitap okudu, spor salonunda vücut geliştirdi, dövüş sanatlarında uzmanlaştı.

Daha sonradan zorla Venom adı verilen bir tür ilaç ile etki altına alınarak süper-insan konumuna yükseltildi. İlacı her 12 saatte bir almassa, gücünü kaybediyor aklını kaçıracak durumlara geliyordu. İlacın yapımında parmağı olan Hugo Strange ise Batman’in bir başka düşmanı oluyor.

Burada akıllara bir soru daha geliyor. Batman ile kafayı bozmuş karakterlerden biri olan Doktor Hugo, Nolan’ın son filminde boy gösterecek mi bilmiyoruz ama Bane’in en büyük destekçilerinden biri olan Ra’s al Ghul tekrar kendini gösterebilir.

batman-comic-newKnightfall – ki birazdan kendisinden bahsedeceğiz – sonrasını anlatan Batman: Legacy, Ra’s al Ghul ve Bane işbirliğini bizlere aktarıyor. İki kötü karakter, Gotham şehrine bir tür hastalık yaymak amacıyla çalışmalara başlarlar. İlk filme de konu veren Legacy, Ra’s al Ghul’un halüsinasyonlar gösteren karışımı yüzünden Gotham’ın sonunu getirecek bir noktayı okuyucu ile paylaşmaktaydı.

Ra’s al Ghul’un ilk filmde ölmesi, Dark Knight Rises filminde onun yerine kızı Talia al Ghul’un gösterilebileceği düşüncesini ortaya atıyor. Ra’s al Ghul, Bane’in League of Assassins’e katılmasıyla birlikte kızı Talia’yı onunla evlendirmeye karar verir. Bu da Bane ve Talia arasında ki bağlantının, düşük de olsa filmde gösterilebileceği bir nokta olabilir.

Ancak filmin belkemiğini oluşturacağı düşünülen 2 çizgi roman var. Bunlardan ilki The Dark Knight Returns. 1986 yılında 4 sayı halinde çıkarılan ve daha sonra prestij baskısı da çıkarılan Batman: The Dark Knight Returns, DC Comics’in en başarılı çalışmalarından biridir. Bunda Frank Miller’ın yazarlığı ve çizerliği üstlenmesinin elbette bir katkısı vardır. DKR, 55 yaşına gelmiş ve Batman’den emekli olmuş Bruce Wayne’in Kara Şövalye olarak geri dönüşünü anlatır.

İkinci Robin, Jason Todd’un ölümünün ardından depresyona giren ve kendini başarısız olarak nitelendiren Bruce Wayne aynı zamanda Gotham şehrindeki sakinliği fırsat bilerek emekliliğe ayrılır. Filmin fragmanlarından görüldüğü üzere, Dark Knight filminden tam 8 sene sonrası Dark Knight Rises’da bize anlatılacaktır. Emniyet Müdürü James Gordon’ın da emekliliği düşünüldüğü Nolan versiyonunda Batman ortalarda yoktur ancak onu göreve geri çağıracak asıl nokta Bane olacaktır.

Frank Miller’ın Dark Knight Returns’ünde Bane’den elbette eser yok. Çünkü yayımlandığı sene olan 1986 yılından 7 sene sonraya kadar Bane, Batman ile karşılaşmayacaktır. Ana hikaye’de uzun süredir ortalarda gözükmeyen Batman’in yokluğundan fayda eden ve kendilerine The Mutants adlı bir çete Gotham şehrine zarar vermeye başlamıştır. Bu sebeple göreve geri dönen Batman bir uandan Two-Face ile uğraşacak bir yandan da işlerine çomak sokan Joker’i zaptetmeye çalışacaktır.

Nolan, Miller’ın yarattığı Dark Knight Returns serisinin ana hatlarını, üçlemenin son filminde kullanacağı aşikar. Barış dolu Gotham şehrinin bir anda huzurunun kaçması, ihtiyar kurtları göreve çağıracaktır. Tabi Joker’i oynayan Heath Ledger’ın ölmesi ve olası bir Two-Face karakterinin geri dönüşü söz konusu değil.

batman-comic-books

Bir diğer çizgi roman ise daha önceden bahsettiğimiz Knightfall. 1993 ve 1994 yılları arasında yayımlanan Knightfall serisini de Vengeance of Bane ve Sword of Azrael oluşturmakta. Nolan’ın, kanımca, Azrael’i anlatan ve Batman Ailesi için çizgi roman serilerinde önemli bir yeri olan Jean-Paul Valley’in hikayesine girmeyecektir. Çünkü bu seriler Batman’in kostümünün sıkça el değiştirdiği bir döneme denk geliyor.

Knightfall ise en sağlam yenilgilerinden birini aldığı hikayedir. Batman ile takıntılı olan Bane, onun gerçek kimliğini ortaya çıkarmak ve onu “kırmak” ile takıntılı bir hale gelmiştir. Arkham Akıl Hastanesinden kaçan Bane, Batman’i yoracak girişimlerde bulunmaya başlar. Karşısına sürekli farklı varyasyonlarda rakipler çıkarır. Sonunda Batman #497 sayılı macerada Bane, Batman’in gizli kimliğinin Bruce Wayne olduğunu anladıktan hemen sonra, Batman’in belini dizlerinin üzerinde kırar.

batman-bane-fightRehabilitasyona giren Bruce Wayne, Batman olması için adından bahsettiğimiz Jean-Paul Valley’i seçer. Ancak akli dengesi hafiften bozuk olan Valley, Batman’in prestijini düşürecek hareketlerde bulunur. Batman olarak tekrar kostüm giyen Bruce Wayne, Bane ve rakiplerine karşı dikilir ve gücünün son raddesine kadar onlarla mücadele eder.

Knightfall, çıkmazlara girilen bir macera olmasının yanı sıra Batman mitosuna oldukça fazla katkıda bulunan bir seridir. Dick Grayson ve Bruce Wayne arasında ki çelişkiye ışık tutan, Azrael’in kişiliğini paylaşan ve efsanevi bel kırma sahnesinin olduğu Knightfall’da ki tüm ögeleri ne yazık ki filmde göremeyeceğiz. Ancak tahminimiz şu yöndedir ki, Bane Batman’i en çok uğraştıran kötü karakterlerden biri olarak kendisini bu seride göstermiştir.

Bruce Wayne’i saf dışı bırakan Bane, üstüne üstlük dolaylı yoldan Batman’in prestijini düşürmeyi başarmıştır. Kendisini sıfırdan yaratan Bruce Wayne, savaşı kazanacaktır ama bir çok şeyi kaybedecektir. Knightfall bu sebepten ötürü dikkat çekicidir. Christopher Nolan, yaptığı bir açıklamada son filmi için Knightfall’ın üzerinden gideceğini de belirtmiştir.

Bane ve Batman arasındaki anlaşmazlıklara daha fazla ışık tutmak amacıyla 4 sayılık Bane of the Demon macerasını da içine alan Batman vs. Bane göz atılabilecekler listenize eklenebilir.

1988 yılında Jim Starlin tarafından yazılan, Bernie Wrightson tarafından çizilen 4 sayılık macera Batman: The Cult, Batman’in çaresizliğini anlatan bir mini seri. Deacon Blackfire adında biri ortaya çıkarak evsizleri ve ayyaşları toplayarak kendisine bir çete kurar. Batman’i ele geçiren ve beynini yıkamaya çalışan Blackfire bunda başarısız olur. Lağımlara saklanan çetesini Gotham’a yollar ve olaylar gelişir. Blackfire’in çetesi James Gordon’u öldürmeye çalışır. Etrafta isyan çıkartmaya başlarlar ve Gotham’ı kaosa sürükleyecek bir duruma getirirler. Batman oldukça çaresizdir ve yardımına ikinci Robin Jason Todd yetişir.

Nolan, Deacon Blackfire’ı kullanmasa da, evsizleri örgütleyecek bir Bane kullanabilir. Batman’i çaresizliğe düşürmek için planlar yapan Bane, Gotham’da ufak tefek olaylar çıkartmak için bu tarz piyonları Batman üzerine sürebilir.

Batman: Legacy sonrasında kendisine yer bulan Batman: Cataclysm 18 sayı ile 1998 senesinde okuyucu ile buluştu. Gotham’ı 7.6 şiddetinde sallayan deprem, şehri mahvetmiştir. Batman, yardımcılarını da yanına alarak, kaosun hüküm sürdüğü şehri kontrol altına almaya çalışmaktadır. Ancak Joker, Scarecrow, Killer Croc ve Riddler gibi düşmanları her zaman için karşısına dikilecek unsur olarak bulunacaktır.

Batman: No Man’s Land 1999 yılında, Batman: Cataclysm sonrasını anlatmak üzere piyasaya sürülmüştür. Gotham’ın deprem sonrası harabe altına gelmesi sonucu hükümet işin içinden çıkamaz bir hale gelmiştir. Bu sebepten ötürü Gotham Şehri, Sahipsiz Bölge ilan edilir. Böylece şehir bir anda çetelerin ve kötü adamların gözbebeği haline gelir. Şehrin çıkışlarının kapatılması, orada yaşayan halkı da zor durumda bırakacaktır. Her gün uğraştıkları çeteler, artık şehir içerisinde daha fazla söze sahip hale gelmişlerdir.

Batman’in ilk başlardaki yokluğundan yararlanan bir çok karakter saklandıkları delikten tekrar başlarını uzatacaktır. Kötü adamların çetelerinin savaştığı Gotham Şehri, tamir edilmek yerine daha da dibe batacak duruma gelmiştir.

Cataclysm ve No Man’s Land, fragmanda görülen Amerikan Futbolu sahasının yıkımına ışık tutacak çizgi romanlardan. Nolan, o sahneyi filmin ne kadar yayacağı halen bilinmiyor. Ancak olası bir durumda bu seriler, Nolan’a yardımcı olmuş olabilir. Nolan’ın bir röportaj sırasında No Man’s Land’den etkilendiğini söylemesi de izleyici meraklandırmıyor değil.

Batman: Hush 2002-2003 yılları arasında yayımlanmış bir seri. Ülkemizde 2004 yılında ArkaBahçe Yayıncılık tarafından Batman: Şşşş! olarak çevrilen hikaye okunması gerekenler arasında bulunuyor. Jeph Loeb tarafından yazılan ve Batman’e harika çizgiler kazandıran Jim Lee tarafından çizilen seri Batman ve Catwoman arasındaki bağlantıya ışık tutan en başarılı çalışma.

Bir çok kötü karakterin girip çıktığı yer yer Superman ve Lois Lane’de yer veren Hush’ın ana konusu Nolan’ın üçlemesini konu olacak tarzda değil. Daha çok Batman ve Catwoman arasındaki ilişki üzerinde durulabilir. Romantik duygular ile birbirlerini çıkmaza sürükleyen karakterler Nolan’ın dikkatini çekmiş olabilir. Gene de filmde gözükmese de Hush, filmden önce okunması gereken serilerden biri.

darkknight-visSon olarak Catwoman hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla Trail of the Catwoman incelenebilir. Ed Brubaker’un yazarlığını üstlendiği ve Darwyn Cooke’un çizdiği seri Batman’den bağımsız olarak, Catwoman’ın aslında kim olduğunu anlatıyor. Selina Kyle’ı derinlemesine inceleyen çalışma bir çok soru işaretini cevaplayacaktır.

Batman için beslenecek bir çok hikaye varken, Nolan’ın yarattığı üçlemenin realistik olmasından ötürü nasıl bir hikaye yazdığı bilinmiyor. 27 Temmuz 2012 tarihinde Türkiye Sinemalarına girdiğinde bunu hepimiz öğreneceğiz. Ancak değinmek istediğim bir kaç nokta vuruşu var.

Oyuncu bilgileri içerisinde Liam Neeson’un bulunması bir flashback çalışmasından çok tekrar ortaya çıkabilir mi sorularını akıllara getiriyor. Ancak o tren kazasından kurtulabilen bir Ra’s al Ghul ihtimali vermiyorum. Bu düşünce şunu ortaya çıkarıyor olabilir: Gotham Şehri’ni yıkmaya çalışan Ra’s al Ghul ve ekibi önceden Bane ile irtibate geçmiş olabilir. Ancak filmde de dikkati çeken Bane karakterinin hapishane çıkışlı bir karakter olması onun oradan kendi çabalarıyla mı çıktığının kanıtı yoksa işin içinde başka güçlerin mi olduğuyla ilgili.

Bir diğer dikkati çeken durum ise Nolan’ın vazgeçilmezleri arasında olan Joseph Gordon-Levitt’ın son filmde yer alacağının duyurulması. John Blake karakterini canlandıracak Joseph’in, Nolan üçlemesinin son parçasında ne gibi etkisi olacağı merak konusu. John Blake, DC evreninde Captain Comet olarak bilinen Adam Blake’in babası.

Tabi Nolan’ın Captain Comet gibi bir karakterle işi yok. John Blake karakteri, James Gordon’un altında çalışan bir polis memuru olarak karşımıza çıkacak. Bu durumda benim düşüncem J. Blake, Batman’in belinin kırılmasının ardından kostümü giyecek kişi olabilir. Tabi düşük bir ihtimal ama bir diğer düşünceye göre Robin olacağı.

Nolan’ın Inception ekibinden bir diğer oyun Tom Hardy, Bane karakterini canlandırcak kişi. Bane’in fiziki yapısı bir yana, karakterin düşünme tarzını en iyi biçimde beyaz perdeye yansıtacağını umuyorum. İşte size son bir söz:

Batman, yüzünü gizleyen, adaletin peşinde koşan ve doğruyu söyleyen bir karakter. Bu yüzden ağızı açık. Bane, kendi adalet sistemi olan, diktatör yapıya sahip yalan söyleyen bir karakter. Bu yüzden ağzı kapalı. İmgeler savaşını dikkatle izlemenizi tavsiye ediyorum. Nolan bunu en iyi biçimde yansıtacaktır. Üçlemenin sonu geldiğinde tüm Batman severler memnun olacak ve bir dördüncüsünün gelmesini istemeyeceklerdir. Bunu baştan söylüyorum, demedi demeyin.

Gözden kaçıranlar için hatırlatma:

The Dark Knight Returns
Knightfall
Vengeance of Bane
Batman vs. Bane
Bane of the Demon
Batman: The Cult
Batman: No Man’s Land
Batman: Cataclysm
Batman: Hush
Trail of the Catwoman

Bursa Rol Yapma Oyunları Tanıtım Günü Ardından
Marvel Yenileniyor!