Türkiye’nin hızla gelişen spekülatif kurgu ve yerli bilimkurgu literatürüne vizyoner bir soluk getirmeyi hedefleyen Magus Kitap, yazar Gökcan Şahin‘in kaleme aldığı ve okurları piksellerden örülü bir gerçeklik sorgulamasının içine fırlatacak olan Tüm Dünyaların Oyunu isimli yeni romanını resmi olarak okurlarla buluşturdu.
Yakın gelecek distopyalarını, retro-futuristik ögeleri ve oyun kültürünü tek bir potada eriten bu iddialı yapıt, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda teknolojinin insan bilinci üzerindeki dönüştürücü gücünü de masaya yatırıyor. Eser, özellikle siberpunk estetiğine ve nostaljik oyun konsollarına derin bir sevgi besleyen yeni nesil okur kitlesi için edebiyat raflarında kaçırılmaması gereken bir edebi durak olarak öne çıkıyor.
Yeni İstanbul Kubbeleri Altında Kayıp Bir Gerçeklik Arayışı
Romanın bizi götürdüğü macera, takvimler 2075 yılını gösterdiğinde, teknolojik olarak izole edilmiş ve fütüristik mimarinin zirvesi sayılan Yeni İstanbul Kubbeleri içerisinde başlıyor. Başkarakterimizin elinde, çocukluk yıllarından kalma, dış kasası zamana yenik düşerek yıpranmış ama büyüleyici cazibesinden ve gizeminden hiçbir şey kaybetmemiş eski bir oyun konsolu bulunmaktadır. Karakter, evinin loş köşesinde bulduğu tozlu bir kaseti bu nostaljik cihaza takıp sistemi çalıştırdığında, odanın içi nostalji, merak ve tarifi zor bir heyecan dalgasıyla kaplanır.

Konsolun üzerindeki “BAŞLAT” butonuna basılmasıyla birlikte odadaki tüm fiziksel gerçeklik aniden kırılır; etrafı saniyeler içinde eski bilgisayar sistemlerini andıran yeşil-siyah piksellerden oluşan yapay bir simülasyon ortamı kuşatır. Karakter, artık karşısında bakabileceği fiziksel bir ekran olmadığını, aksine dijital kodların ve oyunun bizzat içinde yer aldığını dehşetle fark eder. Bu sırada karanlığın içinden yankılanan “Merhaba Ennoen. Sizi çok özlemiştik,” diyen gizemli bir ses, insanlığın bildiği tüm evrensel doğruları kökünden sorgulatacak, eşi benzeri görülmemiş bir ölüm kalım mücadelesini başlatır. Dijital ve fiziksel varoluş arasındaki sınırları tamamen flulaştıran bu kurgu, okuyucuyu Tüm Dünyaların Oyunu evreninin derin felsefi labirentlerine doğru amansız bir yolculuğa çıkarıyor.
Ödüllü Mühendis ve Sıkı Bir Konsol Koleksiyoneri: Gökcan Şahin Kimdir?
Romanın arkasındaki yaratıcı beyin olan 1988 Sivas doğumlu mühendis ve yazar Gökcan Şahin, Türk bilimkurgu ve fantastik kurgu sahnesinin en üretken isimleri arasında yer alıyor. Bilimkurgu, polisiye, fantastik ve gerilim dallarında kaleme aldığı derinlikli öyküleriyle tanınan yazar, edebi kariyeri boyunca 2014 GİO Başarı Ödülü ve 2022 Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Bilimkurgu Öykü Yarışması birinciliği gibi prestijli ödüllere layık görüldü. Şahin’in bibliyografisinde, 2020 yılında yayınlanan distopik yakın gelecek polisiyesi “Suçun Altın Devri”, 2022’de yerli bir süper kahraman evreninin temellerini atan “İstanbul Tanrıları: Laplace’ın Son Şeytanı” ve 2024’te yayımlanan epik uzay operası “Enceladus Kıyameti” gibi güçlü eserler bulunuyor.
Yazarın aynı zamanda profesyonel bir mühendis olması, kurgularındaki teknolojik altyapının son derece tutarlı ve ayakları yere basan cinsten olmasını sağlıyor. Bunun yanı sıra, kendisi Türkiye’nin sayılı Nintendo Switch koleksiyonerlerinden biri olup, 200’den fazla fiziksel kartuşlu oyuna sahip bir oyun tutkunudur. Yazarlık kimliğiyle kişisel hobilerini harmanlayan Şahin, Magus Kitap etiketiyle çıkan Tüm Dünyaların Oyunu romanında kendi oyun kültürü birikimini edebi dehasıyla birleştirerek oyunseverlere benzersiz bir yazınsal şölen sunuyor.
Tüm Dünyaların Oyunu kitabının ön okumasına buradan ulaşabilirsiniz.





