Kurt Vonnegut’un Otomatik Piyano Kitabı Yıllar Sonra Yeniden Raflarda
Alman göçmeni bir ailenin en küçük çocuğu olarak 11 Kasım 1922’de Indianapolis’te dünyaya gelen Kurt Vonnegut, ilk romanı Otomatik Piyano’nun ardından 20. yüzyılın en etkili romancılarından biri olmayı başardı.
Bilimkurgu türündeki ilk romanı olan Otomatik Piyano, büyük övgüler almasını sağladı. Otomatik Piyano için “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım” dedi. İlk romanından sonra yavaş yavaş bilimkurgu türünden uzaklaştığını söylese de her kitabında mizah ve bilimkurguyu harmanlamaya devam etti. II. Dünya Savaşı sırasında Dresden’de esir düşmesi başyapıtlarından biri olan Mezbaha No:5’i yazmasını sağladı. Eserlerinde daima savaş, ekonomik eşitsizlik ve sınıf farklılıklarını kendine has diliyle eleştiren Vonnegut, Kedi Beşiği ve Şampiyonların Kahvaltısı gibi kült romanları da yarattı.
Yıllar sonra April Yayınları tarafından yeniden basılan Otomatik Piyano’nun arka kapağı ise şöyle:
İlerleme…
Kulağa pek hoş gelen bir kavram.
Hep ileri, daima ileri! İnsanlığın gelişmesi, sınırlarını zorlaması, aşması…Peki, bedeli?
Üçüncü Dünya Savaşı sonrası: Aşırı mekanikleşmiş bir toplum. Fabrikalar, tüm üretim, her şeyin çalışması için bir avuç insan, bir avuç becerikli mühendis yeterli. Geri kalanlarsa…
Bu toplumun süper-mühendislerinden Paul Proteus, yaşadığı ‘Mekanize Amerikan Rüyası’ndan uyanarak varlığını, hayatın anlamını, toplumdaki muazzam ayrışmayı, ilerlemenin nelere mal olduğunu sorguluyor. ‘İnsan’ dünyayı yeniden kazanmak için isyan hareketine mi katılmalı yoksa görece muazzam refahın bedelini ödemeye razı mı olmalı?
Otomatik Piyano, ataları Biz, Cesur Yeni Dünya ve dört yıl büyüğü 1984 gibi akıl-ilerleme-mekanikleşme temalı bir distopya. Ama farklı. Çünkü Vonnegut’ın distopyasındaki makineler, diğer distopyaların yazarlarının muazzam hayal güçlerinden çıkmış makineler değil, kitabın yazıldığı dönemde var olan makineler.
Otomatik Piyano bizleri uzakta değil, çok yakında olan bir şeye karşı, hem de ‘İlerleme’ye laf etmenin hiç hoş karşılanmadığı 50’li yıllardan uyarıyor ve teknolojinin muazzam gelişiminin işin içine insana has hırslar girdiğinde nerelere varabileceğini gösteriyor.Otomatik Piyano, Kurt Vonnegut’ın bildik sivri dilli açık sözlülüğüyle, “Konusunu, konusu güle oynaya Biz’den araklanmış Cesur Yeni Dünya’dan güle oynaya arakladım,” dediği ilk göz ağrısı…