Son Haberler
Anasayfa » Ejderha Mızrağı » Neden Raistlin?

Neden Raistlin?

dragonlancelogo

Dragonlance kitaplarının içinde en çok tercih edilenler şüphesiz Raistlin’in anlatıldığı kitaplardır. Peki milyonlarca Dragonlance hayranının aşık oldugu bu adamın ne gibi bir farklılığı vardı? Bu kısa yazımda size bunlardan bahsetmeye çalışacağım.
 
Raistlin, ikiz kardeşi Caramon’dan bir saat farkla Krynn’de doğmuş bir çocuktur. Çoğu kişi Raistlin’nin doğumunu büyük bir talihsizlik olarak değerlendirse de aslında Raistlin, Krynn’in üzerinde en çok etkisi olan karekterlerden birisidir. Öncelikle Raistlin’in geçmişini bilmek onu daha iyi anlamamızı sağlıyacaktır.

Raistlin çocukluğunda son derece çelimsiz,zayıf bir çocuktu. İkiz kardeşi Caramon onu canından çok seviyordu, gerek arkadaşlarının yanında gerekse yalnız başlarına bir ormanda yürürken, tehlikeler ile karşı karşıya olduklarında kendisinden önce Raistlin’i korumayı bir görev edinmişti.
 
Sokakta arkadaşları Raistlin ile dalga geçerken,oynadıkları oyunlara Raistlin’i almak istemedikleri zaman Caramon onlara hep kızmıştır. Caramon yönünden olay bu şekilde gelişirken Raistlin’in düşüncelerini de incelememizde fayda var.
Raistlin belki zayıf,hastalıklı vücüt yapısından belki de silah kullanamamasından ve çevresindekilerin kendisi ile dalga geçip ikizini ilah yapmalarından hep nefret etti. İşte bu yüzden Caramon’u her zaman kıskandı. Caramon’un kendisine aşırı sevgi göstermesi Raistlin için hiçbir şey ifade etmiyordu. O sadece ikizinden nefret ediyordu. Bu nefret gün geçtikçe büyüdü. Üvey ablaları Kitara, Caramon’a kılıç ile dövüşme sanatını öğretirken Raistlin onları hep öfke ile izledi. Kendisi için yapabilecek bir şeyleri olduğuna inanan Raistlin ruhunu büyüye adadı. Büyü artık onun dünyası olmuştu. Belki kendisi bile belli bir zaman içinde Krynn üzerinde büyü denince akla ilk gelecek isim olucağını hayal edemiyordu. Çocukluklarında para kazanmak için yaptığı hokkabazlık numaralarından nefret etse bile kendisini bunları yapmak zorunda hissetti.Oduncu babalarının ani ölümü, annelerinin hasta olması eve giren maddi kaynakları bir anda bitirmişti. Annesi hep uzaklara bakıyor ve hep gelecek ile igili konuşuyordu. Sanki yaşayan bir ölüydü. Raistlin annesini her zaman çok sevmişti. Annesi öldüğü zaman korkunç bir üzüntü içine girdi ama büyü sayesinde bunu da atlatmayı bildi.

İkizi kılıç ile dövüş sanatında ilerlerken o kendisini büyü sanatına verdi. Köylerinde herkes kendisi ile dalga geçse bile o yılmadı, ta ki Krynn üzerinde Yüksek Büyücülük Kulesi adına dolaşan büyücülerden biri onu keşfedene kadar. Bu büyü ustasının görevi kule için yeni öğrenciler bulmaktı. Raistlin’i gördüğü zaman zayıf vücüduna bakmaksızın onu kuleye götürmeye karar verdi. Büyücülür toplantısına katılıp bu fikrini oradakilere açınca diğer büyük büyücüler de Raistlin’de gizli bir yetenek olduğuna inanarak onu Yüce Büyücülük Kulesi’ndeki okula davet ettiler. Raistlin etkilenmişti, onurlanmıştı, korkmuştu ama geleceği için bunu yapmak zorunda olduğunu biliyordu.

Büyücülük kulesinde aldığı eğitimden sonra artık büyük sınava girmeye hazırdı. Herhalde Raistlin ile aynı dönemde eğitim
alan diğer büyücüler sınıfta hocalarının sık sık Raistlin karşısında çaresiz duruma düşmesine bazen kıskançlık, bazen de hayranlık ile bakan gözlerle izlemişlerdir. Nitekim yıllar sonra o öğrencilerden birinin anlattığı anılarından birisinde, “İnanılmaz bir olaydı, hiçbirimiz büyü ile ilgili bir şey bilmiyorduk. Raistlin deri parşömenin üzerine parlayan altın sarısı harfler ile ‘I MAGUS’ ( ben büyücüyüm ) yazdığında hepimiz şok olmustuk,” diyordu.
 
Sınıfta çoğu zaman hocanın Raistlin mi olduğu, yoksa Raistlin’in sadece bir öğrenci mi olduğu konusunda büyük tartışmalar yaşanmıştı. Öğrenciler zaman zaman Raistlin’i kıskanmış olsalar bile ona karşı saygıyla karışık bir korku duyarlar.
Bir diğer öğrenci, Raistlin için; “Sanki onun içinde her zaman büyü vardı, bilemiyorum, onun çok büyük bir büyücü olacağını biliyorduk,” diyordu.

Raistlin’in okul döneminden sonra hayatını etkiliyen en önemli olay şüphesiz Yüksek Büyücülük Kulesi’nde girmiş olduğu sınavdır. Bilindiği gibi büyücü adayları ancak bu sınavı geçebilirlerse büyücü olmaya hak kazanırlar. Bu sınavı giren her adayın geçtiği bir sınav olarak görmeyin lütfen. Bu sınava girenlerin ancak %20 ‘si sınavlarını geçerler bu da kendilerinden fedakarlık yapma şartı ile. Sınavı geçememek ölmek demektir. Bu sınav gerçekte yaşanmamakla beraber gerçek hayat kadar sahicidir. Büyücü başları öğrencinin beyninde oluşturdukları hayal dünyası ile sınavdaki davranışlarına bakarak hangi renk cübbe alacağına karar verirler.

Kısaca anlatmak gerekirse Caramon’un bütün karşı çıkmalarına rağmen sınava giren Raistlin karşılaştığı bütün düşmanların üstesinden gelmiştir. Lakin sınavın sonlarına doğru karşısına çıkan bir kara elfi yenmek istese bile bunu başaramamıştır. O sırada, bulundukları odaya ikiz kardeşi Caramon gelir. “Caramon sen burada ne arıyorsun?” demeye kalmadan Caramon birazda alaylı bir şekilde, “Dur kardeşim, başın biraz dertte gibi, ben bu kara elfin üstesinden gelirim,” demiştir. İkizinin sölediklerine gülmekle yetinen Raistlin “Bak aptal ikizim, bu kara elfler senin kılıcın ile kolay kolay ölmezler bunlar ancak büyü ile ölürler,” demiştir. Caramon ise daha fazla yorum yapmadan attığı bir ateş topu sayesinde kara elfi öldürmüştür. Bunun gerçek hayatta mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz ama dedik ya sınav işte!

Gördüğünden şok olan Raistlin, ikizinin üzerine yürümek ister ama çok zayıftır. İkizinin onu en azılı düşmanından kurtarmış olması onun için pek bir şey ifade etmiyordur. Raistlin’in hayatındaki en önemli gurur kaynağı büyüsü olmuştu. Caramon’un fiziksel özelliklerine karşın o büyüsünü kullanıyordu. Artık Caramon’unda büyü gücüne sahip olduğunu görmek onu yıkmıştı. Hayatının dönüm noktasıydı, bir karar vermek zorundaydı, ya ikizini öldürüp yoluna devam edecek ya da sınavını kaybedecekti. İşte tam bu sırada aradığı kutsal güç Krynn’ın en güçlü ve en önemli büyücülerinden biri olan Fistantantulus’tan geldi. Kimden geldiğini o zaman algılayamadığı bir ses ona, “Aradığın şey bende, ama bir karar vermen gerekiyor, büyü fedekarlık ister Raistlin, sende seçimini yap. Ya vücudunu bana ver ve ikizinden intikamını al ya da hayatın boyunca büyüye veda et,” demişti. Raistlin hiç düşünmeden Fistantantulus’un teklifini kabul etti. Ondan aldığı güç ile ikizini öldürdü ve yoluna devam etti.
Sınav bitti…

Tekrar zihninde kuleye döndüğünde, Caramon’un sınavı izlediğini anladı. Yaptığından utanç duymuyordu, ikizinden nefret etmişti. Her zaman ikizine karşı duyguları zayıf olan Caramon, “Bu olayı hiç yaşamadık Raistlin, bunu hiçbir zaman konuşmayacağız,” deme olgunluğunu göstermişti. Raistlin’e kule tarafından kırmızı cüppe uygun görüldü. Raistlin kendisini gördüğünde hiç bu kadar şaşırmamıştı! Gözlerı altın sarısı ve kum saati şeklinde idi, saçları beyaz, bembeyaz olmuştu. Sürekli öksürüyordu. Bu sınavın ondan geçmesine izin vermesi karşılığında aldığı bir bedeldi. Raistlin bu halinden nefret etse bile kabul etti. Kulenin büyük büyücülerinden birisi ona Magius’un asasını verdi.

Magius,Krynn üzerinde yaşamış en büyük büyücülerden birisidir. İlk ejderha şavaşında efsane şövalye Huma ile sırt sırta savaştığı sölenir. Asası ile yoluna devam eden Raistlin ağabeysi ile beraber para kazanmak için paralı bir orduya girdi.

Paralı askerlik yıllarında ordunun savaş büyücüsünden çok büyük ve önemli büyüler öğrendi. Hocasının yaptığı büyüleri başta çok kolay bulup içinden dalga geçen Raistlin kendisi yapması istendiğinde ve yapamadığında aslında bunların ne kadar zor olduğunu ve savaş büyüleri konusunda ne kadar tecrübesiz olduğunu anladı.

İkiz kardeşi kılıç kullanmada ileri giderken Raistlin ise büyü kullanma da oldukça ilerledi. Bu yıllardan sonra Raistlin artık tam bir kırmızı cübbeli büyücü olmuştu.

Tanis, Sturm, Altınay, Nehiryeli, Flint, Tasslehoff ve ikizi Caramon ile girdiği maceralar onun tecrübelerini arttırdığı kadar bazen uzaklardan bazense cok yakınından gelen derin ses onda garip duygular uyandırıyordu. Artık kırmızı cübbeyi bırakmasını ve gerçek rengi olan siyaha geçmesini sölüyor, gerektiği zaman da ona ihtiyaç duyduğu büyüleri veriyordu.

O ise buna direnmeyi tercih ediyordu ama çok fazla direnemeyeceğinin de farkındaydı.

Caramon hala onda nefret uyandırıyordu, peki bu kadar iyi biri olan Caramon’un hiç mi Raistlin’e karşı hatası olmadı? Gençliklerinde Raistlin’in beğendiği bir kız ile akşam gidip sevişen Caramon değil miydi? Bu olayı çoğu kişi bilmese bile Raistlin gözleri ile görmüş ve ikizinden bir kere daha nefret etmişti, tabi hoşlandığını sandığı o kızdan da. Raistlin siyah cübbeyi kabul edip giydiğinde herhalde en çok üzülen ikiz kardeşi olmuştur.

Caramon onun içinde kötülük olduğuna inanmıyordu. Öbür taraftan Raistlin daha çok büyü gücüne ihtiyaç duyduğu için bunu kabul etmişti. Artık o karanlık kraliçe için çalışan büyücülerden biriydi.

O zamanlarda Raistlin’in en büyük hedefinin karanlık kraliçeyi yok edip tanrı olmak istediğini kim bilebilirdi ki? İçinden gelen ses yavaş yavaş onun benliğini ele geçiriyordu. Raistlin bunu anlamıştı, bir şekilde müdahale etmezse tamamen ona ait olacaktı. Zaman içinde yolculuk yapması gerektiğine ve Fistantantulus’u yaşadığı zamanda öldürmesi gerektiğine inandı.

Buldukları zaman makinesi sayesinde ikizi Caramon ve minik kender Tas ile geçmişe gittiler. Hepsinin başından sayısız maceralar geçti. Kral rahip döneminde yaşamak hiç de kolay değildi.

Bilindiği gibi kral rahip halkını ve kendisini en üstün kimseler olarak görmüş ve tanrılar bu yüzden ona sırt çevirmişlerdir.
Şehirinin yok oluşunu geçmişe dönen ve bunu ona anlatmaya çalışan Caramon bile engelleyememiştir.

Raistlin bunlar yaşanırken Fistantantulus’u buldu, onla girdiği büyük savaşı kazandı, onu öldürdü. Artık vücüdu ve ruhu kendisine aitti. Bu arada Caramon ve Tas geçmişle yetinmemiş, geleceğe de gitmişlerdi. Gelecekte olacakları gördüler, Krynn’in bir çöle dönüşmüş olduğunu, üzerinde kimsenin yaşamadığını, tek tanrı Raistlin’in olduğunu ama onunda yöneticek kimseyi bulamadığını görmüşlerdi. Dünyaya döndüklerinde çok güçlü bir büyücü haline gelmiş olan Raistlin’e bunları anlatmaya calışmış olsalar bile Raistlin anlatılanları pek dinlememişti. Ne de olsa o kendisine karşı savaşması için Kitara’nın getirdiği ölümsüz hayalet Lord Soth’un da dediği gibi Krynn üzerinde yaşamış en büyük büyücüdür.İnsanları tek kelime söyleyerek öldürebilen Soth, orduları buz kütleleri haline çevirebilen Soth bile Kitara’ya “Evet, ben insanları tek kelime ile öldürürüm, buzdan kütleler yaratabilirim ama geçmişin ve şimdinin efendisine karşı hiçbirşey yapamam,” demiştir. Wayret’teki lanetlenmiş büyücülük kulesi bile, kapılarımız sonuna kadar
geçmişin ve geleceğin efendisine açıktır, diyerek Raistlin’e yol vermiştir. Kimsenin çevresine yaklaşmaya cesaret edemediği karanlık orman Raistlin’i bir efendi edası ile selamlamış, içinden geçerken lanetlenmiş ölüler ona tezaruhat yapmışlar, karanlık ağaçlar yolundan çekilmişlerdir.

Bu kadar güçlü ve saygı duyulan bir büyücü karşısında kim bir şey demeye cesaret edebilirdi ki? Efendiliğini yaptığı kulenin içinde öğrencisi olan Dalamar, hocası Raistlin Krynn’e büyü güçleri olmaksızın tekrar döndüğünde ve Raistlin’in ona “Artık bana hocam demek zorunda değilsin, zaten büyü güçlerimde şu anda yok,” dediğinde, “ben senden çok sey öğrendim ama bunu asla unutmadım Shalafim (hocam anlamına gelmektedir), o yüzden sana karşı asla saygısızlık yapamam, senin güçlerini çok iyi biliyorum,” diyerek göğsünde sürekli kanayan beş parmak izini göstermiştir. Raistlin gereksiz yere şiddet kullanmazdı bu beş parmak izini Dalamar’ın daha önceden uyarmasına rağmen kendisinden gizli büyü kitaplarını karıştırdığını anlayınca yapmıştı.

Karanlık kraliçenin yaşadığı cehenneme açılan kapı konusunda uzun süren araştırmalar yapan Raistlin en sonunda oraya girmek için kendisini iyiliğe adamış olan bir Paladin rahibesi bulması gerektiğini anladı. Zamanında o kapıyı yapanların bir kötü ruh ile iyi ruhun asla işbirliği yapamayacağını düşündüklerini, Raistlin hemen anlamıştı. Bunun için seçtiği tabiri caizse kullanıp bir kenera attığı kişi Paladine’ın kutsal rahibesi Crysania’dan başkası değildir. Raistlin’in, Crysania’yı cehenneme girmek için ikna etmesi hiç de zor olmadı.
Karanlık Kraliçe ile kendi dünyasında karşılaşmak oldukça zor oldu Raistlin için. Crysania ona sürekli yardım etmiş, şifa vermiş olsa bile bu yeterli değildi. Raistlin yılmadı savaştı, en sonunda karanlık kraliçeyi yenecek boyuta geldi, ama karanlık kraliçenin yenilgisinden sonra Krynn’i gördü, Krynn’in halini gördü, ıssız bomboş bir dünya, herkes ölmüş ve yöneticek kimse yok.
 
Raistlin kendisinden en büyük fedekarlığı bu savaşta yaptı. Kendisini dünya için feda etti ve yenilgiyi kabul etti. Bir süre karanlık kraliçenin işkencelerine maruz kalsa bile Raistlin’in yaptığını onursal olarak adlandıran iyilik tanrısı Paladine ona bir hediye verme gereği duydu. Bu sonsuza kadar sürücek olan huzurlu bir uykuydu. İşte Raistlin cehennemde geçen işkence dolu yıllarından bu şekilde kurtuldu. Cehenneme girerkenki ortağı, Raistlin’e kendisini kaptırmış olan Crysania ise Krynn’e döndüğünde artık kördü.
Raistlin şüphesiz huzurlu uykusunda bile boş durmadı. Yiğeni Palin Majere’e yardım etmek için ona sık sık mesajlar yolladı. Belki de verdiği en önemli mesaj kendi asasını ona vermektir. Palin bu asa ile kimsenin yapamadığı (asanın gerçek sahibi Magius dahil) bir büyüyü yaparak dünyayı tanrıların babası Kaos’tan kurtarmıştır.

Raistlin huzurlu uykusundan uyanıp dünyaya geldiğinde tanrıların babası Kaos, öfke ile dünyayı yerle bir ediyordu. Raistlin belkide ikinci kez dünyayı kurtarmak için harekete geçti, Palin’e yol gösterdi, Caramon ile hasret giderdi. Öğrencisi Dalamarı gördü ve onunla planlar yaptılar. Dünya kurtulduğu zaman ise iyilik tanrısı Paladine ile beraber (dünyaya Fizban şeklinde gelir) uzun bir yürüyüşe çıktılar. Söylenenlere göre tanrılar dünyayı Kaos’a verdikleri söz doğrultusunda terk etmek zorunda kalmışlardır. Kaos kendisinin Krynn’i terk etmesi için onlardan bu şartı istemiştir, önemli bir ayrıntı ise Krynn üzerindeki büyünün artık tamamen sona ermiş olmasıdır. Gökyüzünde üç değil (siyah, gümüş, kırmızı) sadece tek yeni bir ay vardır. Çünkü büyü tanrıları da Krynn’ı diğer tanrılar ile beraber terk etmişlerdir.

İkinci kez dünyaya geldiğinde Raistlin’in büyü güçlerine sahip olmadığını söylemekte yarar var. Buna rağmen herkesin ondan hala çok korktuğunu da unutmayalım. İkizi, Raistlin’e neden büyü güçlerini geride bırakıp Krynn’a geldiğini sorunca olayı şu şekilde açıklamıştı Raistlin:
“Sen artık içmiyor musun Caramon?”
“Hayır içmiyorum,” demişti Caramon.
“Neden Caramon?”
“Bilmiyorum ki Raist, bende içki alışkanlık yapıyor, bırakamayacağım bir alışkanlık, bana zarar veren bir alışkanlık,” demişti.
 
“Bende artık büyü kullanmıyorum kardeşim, anladın mı şimdi neden olduğunu,” diye sormuştu usta büyücü.

Evet arkadaşlar yazımın sonlarına gelirken Raistlin için yazılıcak çok fazla şey olduğunu sizlere tekrar hatırlamakta yarar görüyorum. Benim yukarıda yazdıklarım Raistlin ile ilgili pek fazla detaya girilmemiş çok ufak bir özettir. Olaya bu şekilde bakarsak Raistlin hakkında bilgi sahibi olabiliceğinizi düşünüyorum. Bazıları ondan çok nefret ettiler, bazıları onu her şeyden çok sevdiler, bazıları hastalıklı işe yaramaz bir adam dediler onun için, bazıları saygı duydular, ama herkes ondan çok korktu. Şüphesiz bizlerin onu çok sevmemizi sağlayan faktör onun altın sarısı gözleri veya bembeyaz saçları değildir.

Onun değişen fikirleri, olgunlaşması, karekterinde ki değişimler ve en önemlisi üzerinde taşıdığı gizem bizim onu çok sevmemizi sağlamıştır.
 
Not 1 : Raistlin’in kızı olduğunu iddia eden İrdalar’ın çocuğu Usha için hiçbir şey yazmadım, çünkü Raistlin bu olayı inkar edip, saçma bulmuştu. Bu olayı merak ediyorsanız İkinci Nesil adlı kitapta Raistlin’in Kızı adlı bölümü (sf. 285-321) ve Yaz Alevi Ejderhaları adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Not 2 : Raistlin’in çocukluk yıllarını ve Yüce Büyücülük Kulesi’nde girdiği sınavı merak edenlere Ruhdöveni adlı kitabı okumalarını tavsiye ederim. (Raistlin ile ilgili yazılmış en önemli kitap da budur.).
Not 3 : Raistlin’in ikizi Caramon ile olan maceralarını merak edenlere Silah Kardeşliği adlı kitabı okumalarını tavsiye ederim.
Not 4 : Raistlin’in katıldığı Ejderhamızrağı savaşını merak edenlere Güz Alaca Karanlığı Ejderhaları, Kış Gecesi Ejderhaları ve İlkbahar Şafağı Ejderhaları adlı kitapları yani Destanlar üçlemesini okumalarını tavsiye ederim.
Not 5 : Raistlin’in geçmişe dönüp Fistantantulus’u öldürmesini ve Karanlık Kraliçe ile olan şavaşını merak ediyorsanız, İkizlerin Zamanı, İkizlerin Şavaşı ve İkizlerin Sınavı adlı kitapları yani Efsaneler üçlemesini tavsiye ederim.
Not 6 : Raistlin’in ikinci kez Krynn’e gelişini merak ediyorsanız Yaz Alevi Ejderhaları adlı kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Not 7 : Bazı çevreler Raistlin için Krynn’in resmi olmayan 23. tanrısı deselerde bu olayın kesinliği yoktur.
Not 8 : Raistlin Krynn üzerinde hiçbir kadına aşık olmamakla beraber, ilgi duyduğu diyebiliceğimiz tek kadın Crysania’dır.

Son olarak
Sevgiler ve Saygılar
Bol okumalı günler dilerim – Shalafi

Yazan: Arda Çakır

Faerun'a Giriş ve Dünyanın Yaratılışı
Beşinci Çağın Büyü Sistemi