Anasayfa » AYBABTU » Yeni Drizzt Kitabı Boundless’ın Kapağı ve Kısa Bir Ön Okuması Yayınlandı

Yeni Drizzt Kitabı Boundless’ın Kapağı ve Kısa Bir Ön Okuması Yayınlandı

Yeni kitapların çevirileri devam ededursun, R.A. Salvatore her yıl yeni bir Drizzt Do’Urden kitabı çıkarmaya devam ediyor.

Bomba gibi bir kitapla yeni bir üçlemeye başlayan yazarımız, ilk kitap Timeless‘tan sonra ikinci kitabını da duyurdu. İşte karşınızda Boundless!

Gördüğünüz üzere ilk kitap kapağında gördüğümüz Drizzt’in babası Zaknafein Do’Urden’den sonra ikinci kitabımızda Jarlaxle’ı görüyoruz. 2019 Eylül ayında piyasaya sürülecek kitabın tanıtım yazısı ise şöyle,

R.A. Salvatore’dan Yeni Drizzt Romanı – Timeless

İki dünya ve iki zaman arasında bölünen Zaknafein’in tüm hayatı bir çatışma içindeydi. Bu iç karmaşası, anaerkil drow toplumunda yaşayan önemsiz bir erkek kara elf olmasıyla daha da büyümüştü. Sadece yaşayan en büyük savaşçılardan biri olma statüsü -ve tabii ki paralı asker Jarlaxle’la olan dostluğu- sayesinde aklı dengesini koruyabilmişti. En sonunda öldüğünde, arkasında miras olarak çok kıymetli oğlu Drizzt’i bıraktığını bildiği için memnundu. Tabii… Birisi, Zaknafein’in ölmesine hazır değildi. Ve şimdi, yüzyıllar sonra, tanımadığı bir dünyaya geri döndü. Oğlunun yoldaşları, drow savaşçının önceki yaşamından tanıdığı gururlu -ve yobaz- erkekler gibi değildi. Drizzt’in çevresinde cüceler, elfler ve belki de en kötüsü, insan bir eş vardı.

Bu değişmiş yeni dünyada yolunu bulmaya çalışan Zaknafein, bazı şeylerin hiç değişmediğini fark eder; iblis tehdidi ve Hane sıralamasında hanesinin konumuyla artık yetinmeyen bir drow Matron Ana’nın entrikaları. Her ne kadar kendi zamanında olmasa da Zaknafein hâlâ bir savaşçıydı. Ve hangi ön yargılarını yenmek zorunda olursa olsun, Diyarlar’ı tehdit eden karanlık selini durdurmak için vazifesini yapacağını ve Drizzt’in yanında savaşacağını biliyor.

Zaknafein ve Jarlaxle’ın Geçmişine Dair Hikaye Yayınlandı

Meşhur buçukluğumuz Regis‘le ilgili kitaptan paylaşılan kısa bir bölümü de sizler için çevirdik. Buyurun!

*****

Yenidendoğan Cüce Soyunun Yılı, Vadi Takvimi, 1488

Zavallı midillisinin yorgunca nefes alışverişini duyabiliyordu ama Regis yavaşlamayı göze alamadı. Çünkü gölgeler içindeki gölgeler çok uzakta değildi; karanlık, şekilsiz, hantalca yürüyen, kötülükle ve bitmek bilmeyen öfkeyle çarpıtılmış varlıklar.

İblisler. Ormanın her yerindeydiler.

Buçukluk, ağaçların arasında ilerledi, zavallı Gümbürgöbek’i ilerlemeye zorladı. Büyük bir taşın yanına geldi, yol güneye, bir açıklığa doğru kıvrılıyordu. Benekli midillisinin kahverengi ve beyaz postundaki ter tabakasını fark edince irkildi.

En azından artık durabilirdi ama kısa bir süre, o da sırf Sırıtan Midilliler’in liderlerinden Showithal Terdidy karşı taraftan küçük açıklığa girdiği için.

“Doregardo nerede?” diye sordu Regis, arkadaşının yanına ilerlerken.

Showithal geldiği yöne doğru başını salladı, “Orman iblis kaynıyor,” dedi. “İçinden geçemeyiz.”

“Ve hepsi aynı yöne ilerliyor.” diye ekledi Regis.

Showithal başıyla onayladı. “Doregardo, bu canavarların daha büyük bir amaç için güdüldüğüne ve Kanayan Sarmaşıklar kasabasını bildiklerine inanıyor,” diye açıkladı. “Yaratıklar geniş bir yay şeklinde ilerliyor, raporlara göre yukarıdan ve aşağıdan enine yaklaşıyorlar ve kasabaya eş zamanlı saldıracaklar.”

“Öyleyse onlardan önce oraya ulaşmalısın,” diye emretti Regis. “Hepiniz geri dönün ve sanki Kanayan Sarmaşıklar’daki tüm hayatlar sizin hızınıza bağlıymış gibi oraya at sürün ki gerçekten de öyle.”

“Çiftlikler… Köyler…”

Regis başını sağa sola salladı. “Onlara ulaşamazsın ve herhangi biriniz ulaşsa bile sadece iblisleri yeni kurbanlara götürmüş olursunuz. Çiftçiler canavarları duyacaktır. Tüm hayatları boyunca yabanda yaşadılar. Bir yere sığınacak ve saklanacaklardır. Kanayan Sarmaşıklara gitmelisiniz. Hepiniz birden.”

“Hepimiz, Örümcek Parrafin,” diye düzeltti Showithal.

Regis yine başını sağa sola salladı. “Waterdeep uyarılmak zorunda,” diye açıkladı Regis. Bu sözcükleri konuşmak onun için korkunç derecede zordu. Geri dönüp dört nala Kanayan Sarmaşıklara gitmeyi ve sevgili Donnola’sı ve kıymetli Gümbürgöbek’iyle birlikte bir vagona binip Gauntlgyrm’in güvenliğine ulaşmayı her şeyden çok istiyordu. Ama yapamazdı. Şimdi olmaz.

Bu yaşamında olmaz.

Önceki hayatında Regis bir yüktü, sevgili Salonun Yoldaşları’nın hedeflerine ulaşmalarına yardım etmekten çok, onların zaferini sık sık zorlaştırmıştı -en azından o böyle görüyordu. O uzak geçmişte Regis, kahramanların “en azıydı.” Bu sefer, bu yeniden doğuşunda Regis, bu gidişatı değiştirmeye kararlıydı. Artık bir yük olmayacaktı. Drizzt, Bruenor, Catti-brie ve Wulfgar’ın dostluklarına yakışır bir kahraman olarak yaşayacaktı.

Şimdi önündeki yol belliydi. Waterdeep’e ulaşmalıydı; büyük Harikalar Şehri, Kuzey’in Tacı, tüm Faerun’daki en itibarlı ve en güçlü şehre. Waterdeep Lordları bu iblis akınını durdurabilirdi ve Regis onlara ulaşmak zorundaydı.

“Waterdeep’e gidiyorsan, yalnız gitmeyeceksin,” diye ısrar etti Showithal, midillisini Gümbürgöbek’in yanına sürerek.

“Sırıtan Midilliler’e gidip Kanayan Sarmaşıklar’a gitmelerini söyle,” diye emretti Regis. “O görev de oldukça kritik.”

Yan taraflarındaki ağaçlıktan gelen gürültü, ikisini de o tarafa döndürdü.

İblisler.

“Git! diye emretti Regis ve Showithal’in midillisinin yan tarafına tokat atıp midilliyi sıçratarak harekete geçirdi, sonra Gümbürgöbek’i hızla döndürdü ve zıt yöndeki karanlığın içine dört nala daldı.

Ağaçların arasında ilerlerken ağır ayak sesleri onu takip etti ve tepesindeki ağaç örtüsünün üstünde uğultular duydu.

“Biliyorum dostum,” diye fısıldadı zavallı Gümbürgöbek’in kulağına. “Son bir kez daha koşarsan dinlenebileceksin.”

Regis buna inanmıyordu. Gümbürgöbek’in ona istediğini vereceğini biliyordu ama aynı zamanda bu güzel mavi gözlü midilliyi tam anlamıyla ölümüne sürekleyeceğinin de farkındaydı.

Ama başka çaresi yoktu.

Her tarafındaydılar. Üstündeydiler ve büyük bir dehşetle fark ettiği üzere altındaydılar, çünkü yan tarafındaki zemin bir anda patladı devasa kıskaçlar, ağaç köklerini rahatlıkla parçaladı ve dev bir iblis pençeleriyle topraktan çıktı. Kocaman, dört kollu bir glabrezu, uzun, koşar adımlarla Gümbürgöbek’in temposuna rahatlıkla ayak uydurdu.

Regis’in arkasında, akbabaya benzeyen bir iblis sıçradı ve yarı uçarak, yarı koşarak yakın takipte kaldı.

Gümbürgöbek, kesik kesik nefes almaya başlamıştı ve Regis bu kovalamacayı daha fazla atlatamayacağını biliyordu.

Yine de, “Hayır,” dedi inkârla, ve başını eğerek tatlı sözlerle, hatta pervasızca zavallı bineğini daha hızlı ilerlemeye zorladı ve bir ağaca çarpmamayı umdu.

*****

Showithal Terdidy, hiçbir buçukluğun, bir midilliye Doregardo’dan daha iyi binemeyeceğine tutkuyla inanıyordu ve sevgili dostu bunu ona tekrar kanıtlıyordu.

Doregardo, hiç çaba harcamadan siyah bineğini ağaç karmaşasının içinden ilerletiyordu, herhangi bir engel ya da çalı yüzünden yavaşlamıyor, ilerideki her türlü dönüşü önceden kestiriyor ve durmadan ilerlemesi için midillisine yükleniyordu; hayvanın ona itaat edeceğinden emin olduğu aşikârdı. Aynı şekilde bineğinin de ona olan güveni gibi.

Bir iblis güruhu Doregardo’yu kovalıyordu, içlerinde Showtihal’i kovalayan ama Doregardo’nun zekice kendi peşine çektiği birkaç iblis de vardı. Showithal, Doregardo’yu yakalayamayacaklarına inanıyordu.

Kimse Sırıtan Midilliler’den harika Doregardo’yu yakalayamazdı.

Bineğini başka bir ağaçlık alana doğru yokuş aşağı sürdü, iblisler hevesli bir şekilde yakın mesafesindeydiler. Ona olan güvenine rağmen Showithal nefesini tuttu ve o ağaçların şiddetli bir şekilde sallandığını ve iblislerin hırlamalarını, kükremelerini ve çığlıklarını duyduğunda yüzünü buruşturdu.

Ama Doregardo yan taraftan dört nala çıktı, o ve bineği Showithal’ın uzaktan görebildiği kadarıyla bir yara taşımıyorlardı ve yakın takiplerinde kimse yoktu. Gerçekten de ağaçlık alandaki savaş devam ediyordu.

Showithal Terdidy, çaresiz durumlarına rağmen gülümsemeyi başardı. Doregardo iblisleri birbirine düşürmüştü, iç içe geçmiş pençe, diş ve kaotik bir öfke silsilesine dönüşmüşlerdi.

İkisi kısa süre sonra tekrar küçük bir açıklıkta buluştuğunda, Doregardo’nun ikisine de biraz vakit kazandırdığı belliydi.

“Yoldaşlarımızın hepsi Kanayan Sarmaşıklar’a döndü,” dedi Doregardo ikinci komutanına. “Kimseyi kaybetmedik ama bu uzun süre böyle kalmayacak.”

“Çok fazla canavar var,” diyerek ona katıldı Showithal.

Tam o sırada, arkalarındaki çalılar şiddetle titremeye başladı ve şekilsiz bir çift iblis açıklığa atladı. Buçukluk çift çoktan uzaklamıştı ama Doregardo, Showithal’ın uzaktaki buçukluk yerleşkesine ulaşması için önden gitmesine müsaade ederken, kendisi ormandaki dansına geri dönmüştü.

Ama kanatlarını daha fazla gölge sarmıştı ve kısa süre sonra da tepelerindeki uğultuları duydular. Ve tüm çabalarına rağmen, Doregardo’nun dahiyane manevrasına rağmen, ikili ilerideki geniş bir yolda tekrar buluştuğunda, başlarının büyük bir dertte olduğunu biliyorlardı. Kısa süre sonra tekrar küçük bir açıklıkta bir araya geldiler ve şimdi kötü vaziyetlerinin ciddiyetini anlıyorlardı.

“Diğerleri başaracak,” dedi Doregardo dostuna, karamsar bir şekilde.

“Biz de başaracağız!” diye ısrar etti Showithal.

Doregardo başıyla onayladı ama ikna olmadığı belliydi. Showithal de öyle, çünkü şimdi, hareket eden gölgeler önlerinde, sağ ve sollarındaki ağaçların arasındaydı.

“Pekâlâ o zaman,” diye ifade etti Doregardo. “Hiç durma. Başını eğ ve midillinin canı pahasına dört nala koştur. Ben çirkin iblis dostlarımızı meşgul tutacağım. Örümcek ve Leydi Donnola’ya sevgilerimi iletirsin, değil mi?”

Midillisini mahmuzladı ve gitmeye yeltendi ama fazla ilerleyemedi, çünkü Showtihal dizginlerini tutmuştu, hem onu hem de midillisini engelledi.

Doregardo merakla ona baktı.

“Sadece ileride tekrar yakalanmam için beni kurtarıyor olacaksın,” diye açıkladı Showithal. “Ve bunu biliyorsun. Sadece ama sadece Doregardo, Kanayan Sarmaşıklar’a ulaşabilir.”

“Diğerleri de oraya ulaşacak,” diye ısrar etti Doregardo.

“Belki ama bu göze aldığın bir risk mi? Önceden uyarılmazlarsa kaç kişi katledilecek?”

“Öyleyse onları uyar, sana sonra katılacağım!”

“Hayır,” dedi Showithal, yumuşakça. “Sen git, tüm hızınla.”

“Sana avantaj sağlayacağım.”

Tüm hayatları boyunca dost olan, onlarca yıldır silah arkadaşı olan iki buçukluk, birbirlerine uzun uzun baktılar, dostluk ve kardeş sevgisiyle.

Ve kabullenişle.

“Git,” dedi Showithal.

Doregardo yine de başını sağa sola salladı.

“Kahramanlığımı lekeleyeceksin,” dedi Showithal.

Doregardo cevap vermeye kalktı ama söyleyebileceği hiçbir şey yoktu. İkisinin de ormandan canlı çıkacağına inanmıyordu ama içlerinden birinin şansı varsa, iyi bir avantaj verilirse tabii ki, o da kendisiydi. “Dua et de Regis… Yani Örümcek, Waterdeep’e ulaşsın,” dedi.

“Dua et de Doregardo, Kanayan Sarmaşıklar’a ulaşsın,” diye cevapladı Showithal. “Ve dua et Leydi Donnola’yı ve diğer herkesi Kral Bruenor’un kudretli kapılarının güvenliğine ulaştırsın.”

“Öyleyse seni orada göreceğim dostum,” dedi Doregardo. “Gauntlgrym’de, iblis sürüsünün gücünü kaybedeceği yerde.”

Showithal başıyla onayladı ama sesli bir cevap verecek kuvveti kendinde bulamadı. Dizginlerini hızla çekti ve sonra yanından geçerken Doregardo’nun midillisinin kıçını tokatladı.

Doregardo dört nala uzaklaştı ve Showithal Terdidy kılıcını çekti.

Gölgelerin arasında sürünen devasa şekillerle kıyaslandığında gerçekten de basit bir silah gibi gözüküyordu.

Öyle olsun.