Anasayfa » FRPNET Edebiyat » Fatih Danacı’dan Dolunay Öyküleri

Fatih Danacı’dan Dolunay Öyküleri

Fatih Danacı‘nın karanlık zihinleri, gerilim yüklü olayları ve fantastik hadiseleri bir araya getiren korku hikayelerini bir araya getirdiği “Dolunay Öyküleri” kitabı çıktı.

Kitapta Fatih Danacı‘nın “Yaşam, Ölüm ve Sonrası Üzerine Bir Mesele”, “Siyah Kanat”, “Her Şeyi Zamana Bırak!”, “Akluofobi”, “Durakta Yaşanan Aşk”, “Duvarların Ötesinden Gelenler”, “Yaşam Bağı”, “Bir Kalemle Yazılan Son Sayfalar”, “Kedili Ev”, “Olasılıkların Ruhu”, “Kelimeler” ve “Açlık” başlıklı 12 hikayesinin yanı sıra Giovanni Scognamillo‘nun “Cinayet Var” adlı öyküsü de yer alıyor.

Kitabın arka kapağında bulunan metin şöyle:

Korkmak, muhakkak bir ihtiyaçtır; aksi takdirde eğlence parklarında bulunan korku tünellerine neden ihtiyaç duyulsun ki? Edebiyatın da korku tüneli korku ve gerilim öyküleridir. Bu türde açılan labirentlerden biri de elinizde tuttuğunuz bu kitap. Dolunay Öyküleri’nde karanlık zihinleri, gerilim yüklü olayları ve fantastik hadiseleri bulacaksınız. Kimi zaman hastalıklı bir zihnin içinde dolaşacak, kimi zaman yaşam ve ölüm kavramını sorgulayacaksınız. Her bir dolunay için bir öykü diyen Fatih Danacı’nın hayal dünyasından çıkmış 12 öykü ile tanışacaksınız. Ama unutmamak gerek, bazen 12 dolunaydan fazlası gerçekleşir ve Mavi Ay olarak adlandırılan on üçüncü bir dolunay daha gözükür. Böylesine nadir doğa olayı için kitabın özel konuğu olmalıdır ve bu isim de korku türünün üstadı Giovanni Scognamillo’dan başkası olamaz. Türün meraklılarına keyifli okumalar.

ÖNSÖZ

Hangi durumlarda “Yazar” unvanına erişilir, bu meseleyi hep merak etmişimdir. Nihayetinde verilen bir diploması yoktur, ya da var ise haberdar değilim. Bu yüzden kendimi “Yazan” olarak adlandırmayı doğru bulmuşumdur. Kitaplar yazılabilir, hatta bastırılabilir; makaleler kaleme alınıp yayınlatılabilir. Ancak tüm bunlar yazar olmak için yeterli midir?

Yazarlık daha kutsal bir mertebedir. Sorumluluk üstlenmeyi gerektirir. Öyle ki toplumun ya da yazan kişinin rahatsızlık duyduğu sorunları şahsına münhasır bir üslup ile anlatmasıdır bazen. Şiirler, öyküler, küçürek öyküler, romanlar bu yolda kullanılan, ancak doğru kullanıp kullanılmadığından emin olunamayan yollar ve araçlardır. İşte kendimi de bu yolun yolcusu olarak kabul etmiş ve “Yazan” sıfatını kendime yakıştırmışımdır hep. Niyetim ilk kez “Yazar” olmaktır. Buna karar verecek ise kitabın okurlarıdır.

Kitapta yer alan öyküler, yazmaya başladığım 2005 yılından itibaren çeşitli mecralarda yayımlanan fantastik ve korku türündeki öykülerimin revize edilmiş halidir. Toplam on iki öyküyü kitaba dâhil etmeye karar verdim. Çünkü kitabın adı “Dolunay Öyküleri”ydi. Kitap ismi için geçmiş zaman kalıbını kullanıyorum, nitekim adı yıllar önce rahmetli dostum ve hocam Giovanni Scognamillo tarafından koyulmuştu. Öykülerimi yazar yazmaz ona gönderir, o da harfi harfine okuyarak eleştirilerini sıralardı. Evi aslında bir okuldu, sohbetlerimiz ise derslerimiz. Yalnızca benim için değil, bu durum pek çok hevesli ve usta yazarlar için de geçerliydi. Yazdıklarımı bir kitapta toplamam gerektiğinden bahsederdi hep. Niyeti beni heveslendirmekti muhtemelen, öykülerimin edebî yönünün güçlü olmasından kaynaklanmadığına eminim.

Kitabın adı dolunay ile alakalıysa, ve bir yılda on iki dolunay yaşanıyorsa kitapta da ederince öykü olmalı. Her dolunayda okunması için güzel bir vesile kanımca. Ancak aynı ay içerisinde iki kez dolunayın gerçekleştiği de olur, böyle durumlarda “Mavi Ay” denilen on üçüncü dolunay gözükür. Ender bir durumdur, tıpkı bazı hayatlar, bazı insanlar gibi…

Kitaptaki öykü sayısını bir arttırmak istediğimde Alessandra Scognamillo’yı aradım. On üçüncü öykü olarak Gio’nun eski öykülerinden birine yer vermek istiyordum. Teklifimi ilettiğimde tereddütsüz kabul etti. “Açlık” adlı öykümde, Gio’nun “Dehşet Öyküleri” kitabındaki “Cinayet Var” isimli öyküsüne atıfta bulunuyordum ve öykümün tamamlayanı olması ümidiyle seçimimi bu yönde yaptım.

Peki, karanlık öyküler kimlere ithaf edilir?

Olsa olsa, tıpkı bir dolunay gibi karanlığı aydınlatan aileme ve dostlarıma…

Fatih Danacı Kimdir?

İstanbul’da doğan Fatih Danacı, eğitim ve öğrenimini aynı şehirde tamamladı. Uçak mühendisliği alanında eğitim alıp 2004 yılında mezun olduktan sonra sinema ve edebiyat merakı aktif bir uğraşa dönüştü.

İlginizi Çekebilir  Stanislaw Lem'in Yenilmez Kitabı İthaki Bilimkurgu Klasikleri'nde

2006 yılından itibaren çeşitli kültür sanat, sinema ve edebiyat dergilerinde yazılar kaleme aldı. “Korkunun Canavarları” adlı ilk kitabı 2011 yılında Kalkedon Yayınları tarafından basıldı. Aynı yıl Giovanni Scognamillo ve Aylin Ünal ile birlikte hazırladığı “Vampir Manifestoları” Laika Yayıncılık’tan çıktı, farklı yıllarda yayımlanan kolektif kitap çalışmalarında yer aldı. Nisan 2017 itibariyle kurucu ekip arasında olduğu “Alacakaranlık” dergisini çıkarmaya başladı. Son kitabı “Türk Yıldızları: Bir Yıldızın Doğuşu” Bilgi Yayınevi etiketiyle yayımlandı. İlgi duyduğu alanlarda poster, kitap ve efemera koleksiyonu bulunan Fatih Danacı; eşi, oğlu ve dört kedisiyle birlikte Ankara’da yaşamaktadır.

Dolunayın ürkütücü hikayelerinin bulunduğu 128 sayfalık kitap Bilge Karınca Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı.