Anasayfa » FRPNET Edebiyat » Bilimkurgunun Dev İsmi Stanislaw Lem Yeniden Karşımızda!

Bilimkurgunun Dev İsmi Stanislaw Lem Yeniden Karşımızda!

stanislaw-lem-aden-solaris-banner

Polonyalı yazar Stanislaw Lem, şüphesiz ki bilimkurgu edebiyatının en önemli isimlerinden birisi.

Ursula K. Le Guin ve Philip K. Dick gibi diğer önemli isimlerle birlikte bilimkurgu türünün edebiyat türleri arasında “ciddiye alınmasını sağlayan” yazarların arasında yer alan Stanislaw Lem’in kitapları 40’tan fazla dile çevrildi ve milyonlarca sattı. Şimdi bu kitaplardan “Aden” ve “Solaris” yeni baskıları ile tekrar karşımızda!

Solaris, şüphesiz ki Stanislaw Lem’in en önemli eserlerinin başında geliyor. İletişim ne olduğunun ironik bir şekilde anlatıldığı “Solaris” eseri, 1972 yılında ünlü Rus yönetmen Andrey Tarkovski, 2002 yılında da yine başarılı yönetmen Steven Soderbergh imzasıyla beyazperdeye taşındı. Eserde, Dünya’ya yakın bir gezegen olan Solaris ile etkileşime girilmesi sonucunda ortaya çıkan olaylar anlatılıyor.

Aden eseri ise, Lem’in diğer eserleri gibi felsefe, evrensellik, keşifler ve tabii ki teknoloji içermesinin yanında diğer eserlerden farklı olarak politikayı da kurgunun içerisine dahil ediyor. Bir gezegene zorunlu iniş yapan ekibin başından geçenler ele alınıyor.

Bu iki eser, İletişim Yayınları etiketiyle yeni baskılara kavuştular.

Aden – Stanislaw Lem

Bilimkurgunun önemli ismi, Solaris’in yazarı Stanislaw Lem’den teknolojiye ve iletişime dair felsefi sorularla dolu fantastik bir roman…

Kaptan, Mühendis, Fizikçi, Kimyager, Doktor ve Sibernetikçi olmak üzere altı kişilik bir mürettebattan oluşan uzay gemisi, Aden isimli ayak basılmadık bir gezegene düşer. Dünya’ya hiç benzemeyen bu gezegende yaşadıkları korkuya rağmen hayatta kalabilme mücadelesi veren mürettebat, bir yandan uzay gemilerini tamir etmeye çalışırken, diğer yandan bulundukları gezegeni keşfe çıkarlar. Uzun süre ölüm izlerinden başka bir şeye rastlayamayan ekip, sonunda bir fabrika bulur. Ancak bu fabrika terk edilmiş olmasına rağmen kendi kendine çalışmaya devam etmektedir. Uzay gemilerine döndüklerindeyse, önceden tanımadıkları bir yaratıkla karşılaşır. İkicanlı denen bu yaratıklarla nasıl iletişim kurabileceklerdir? İkicanlılar nasıl bir politik düzenle yönetilmektedir? Peki onları bu ölüm gezegeninden kurtarmak iyilik midir yoksa kötülük mü?

“Lem’in çağdaşlarının pek azı, şiirsel ifade ve kelime oyunu kurmada onun yanına yaklaşabilirler.”
– Kurt Vonnegut

Yazar: Stanislaw Lem
Çeviri: Olgun Baydemir
Sayfa: 264 sayfa

Kitabın ön okumasına buradan ulaşabilirsiniz.

Solaris – Stanislaw Lem

20. yüzyıl bilimkurgu edebiyatının başyapıtlarından sayılan Solaris, insanlığın bilimle ve başka gezegenlerle ilişkisini ele alıyor. Kris Kelvin, Solaris’in yüzeyindeki okyanus üzerinde araştırma yapmak ve evreni anlamak üzere bu gezegene gelir. Çalışmalarına başlayınca, bastırılmış anılarla yüklendiği acılı bir deneyim yaşamaya başlar. Bir süre sonra, yalnız olmadığını, diğer araştırmacıların da benzer şeyler yaşadığını görür. Okyanusun, kimsenin kaynağını ve sebebini bilmediği bu anıları yaratan canlı bir organizma olduğu fark edilince, bilim insanları araştırmalarının odağını değiştirerek kendi içlerine yönelirler…

Solaris, Freud’dan Jung’a uzanan süreçte farklı psikanalitik kuramları üstü örtülü bir biçimde tartışırken, insanoğlunun başka dünyalara dair duyduğu merakı ve bilimsel-teknolojik hırsını sorguluyor.

“Stanislaw Lem, günümüzün en inanılmaz zekâsına sahip, bilge ve komik yazarıdır.”
– Anthony Burgess

Yazar: Stanislaw Lem
Çeviri: Murat Aközer
Sayfa: 236 sayfa

Kitabın ön okumasına buradan ulaşabilirsiniz.

Stanislaw Lem Kimdir?

stanislaw-lem12 Eylül 1921’de Lvov, Polonya’da (bugün Ukrayna), varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. On iki yaşındayken babasının hediye ettiği daktiloyla yazmaya başladı. 1940’ta Lvov Üniversitesi’nde tıp okumaya başladı ancak ertesi yıl Sovyet orduları Polonya’yı işgal edince eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Bu dönemde otomobil tamirciliği ve kaynakçılık yaptı. Yahudi kökenleri nedeniyle, İkinci Dünya Savaşı yıllarını sahte bir kimlikle geçirdi. 1945’te ailesiyle birlikte Sovyetler’e bağlı Ukrayna sınırları dahilindeki Krakov’a yerleşti ve babasının ısrarı üzerine burada tıp eğitimine devam etti. Askerî doktorluk sınavında kendi kararıyla soruları eksik cevaplayarak başarısız oldu. Ailesi tüm mal varlığını savaş sebebiyle kaybetti. Lem bir yandan üniversitede dersler vermeye, diğer yandan kendisini üne kavuşturacak eserlerini kaleme almaya başladı. 1946’dan itibaren çeşitli dergilerde şiir ve kısa öyküleri yayımlanmaya başlandı. İlk romanı Czlowiek z Marsa (Marslı Adam) 1946 yılında Nowy Świat Przygód (Yeni Dünya Maceraları) dergisinde tefrika olarak yayımlandı. İlk bilimkurgu romanı olan Astronauci (Astronot) 1951’de yayımlandı. 1953’te tıp öğrencisi olan Barbara Lesniak’la evlendi. Bunu izleyen yaklaşık yirmi yıl boyunca aralarında Aden, Gelecek Bilim Kongresi, Solaris, Soruşturma, Dünya’da Barış ve Fiyasko’nun da bulunduğu çok sayıda roman yazdı. Sovyet rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle bunların bazılarını yurtdışında yayımlamak zorunda kaldı. Ede-biyatın yanı sıra bilim felsefesi, sibernetik, bilimsel spekülasyon ve edebiyat eleştirisi alanlarında da çalışmalar yaptı. Birçok üniversiteden fahri doktora unvanı aldı ve eserleri ulusal ve uluslararası ödüllere layık görüldü. 27 Mart 2006’da Krakov’da kalp rahatsızlığı sonucu hayatını kaybetti.

Şimdiden herkese iyi okumalar, iyi yolculuklar…

Constantine'den Üzücü Haber Geldi!
Pillars of Eternity Seyahatnamesi - Gezdik, Dolaştık, İnceledik ve Yazdık!