Son Haberler
Anasayfa » Blog » Banu Yapar » “Anne, her şeye dönüşebilen sihirli bir kurt olabilir miyim?”

“Anne, her şeye dönüşebilen sihirli bir kurt olabilir miyim?”

Büyürken annelerinden öğrendikleri dünyayı, çocuklarına anlatmaya çalışırken olgunlaşır anneler. Onlara sağlıklı ve mutlu olmanın anlamı ile gerekliliğini, yaşamı sürdürme becerilerini geliştirmeyi, hayatın temel dinamiklerini ve insanoğlunun genel geçer değerlerini öğrettikten sonraki evre çocuklarınızla “dünyayı keşfetme” dönemidir. Bilimden fantastiğe uzanan gezegenimizi tanıtmak için miniklerinize anlatmanız gereken uzay, yerküre, yaşam, doğa, insan, tarih, kültür, sanat, yaratıcılık, hayal gücü, öte diyarlar, düşlenen evrenler, gelişen teknoloji ve gelecek vardır sırada.

Size daha önce öğretilenlerin üzerine yıllar boyunca her an bir yenisini eklemeyi sürdürdüğünüz ve anlatmak için sabırsızlandığınız muazzam bir bilgi yığınının aktarımı gerçekleşecektir bu süreçte tıpkı DNA’larınızda depolanan bilgileri onlarınkine taşıdığınız gibi… Bildiklerinizi sular seller gibi aktarmaya başladığınızda siz de “öğrendiklerinizin” büyük çoğunluğunun özünü daha iyi kavramaya başladığınız minik aydınlanma anları yaşarsınız. Çünkü çocuklarınızın “neden” ve “nasıl” ile başlayıp artık daha ciddi konulara yönelen ve sağanak halinde devam eden sorularını yanıtlamak zorundasınızdır. Hayatın her bir girdisini açıklamaya çalışırken bulursunuz bir anda kendinizi…

– “O yumurta neden yenmek zorunda anne?”
– “Çünkü bir günde alman gereken kalsiyum ve protein miktarının bir bölümünü oluşturuyor. Kemik hücrelerini aç bırakma oğlum.”
ya da
– “Anne, her şeye dönüşebilen sihirli bir kurt olabilir miyim?”
– “Fiziksel olarak imkansız ama öyle olduğunu hayal edebilirsin. Kültür ve sanat tarihi senin gibi hayalleri olanların eserleri ile dolu”


ve
– “Sence Paleontolog mu olayım anne, antropolog mu?”
– “Hangisini istersen onu seç ama o meslekleri Türkiye’de yapmaya kalkarsan aç kalma riskin var.”
– “E ama sen varsın, bana yemek yaparsın”
– “Haklısın oğlum ben varım, istediğin yemeği yaparım. Seç hangisini istersen.”
veya
– “Counter Strike oynayabilir miyim anne?
– “O oyunları oynayabilecek yaşa geldiğinde oğlum?”
– “Şimdi de oynayabilirim ki neden büyümeyi bekleyeyim?” (Özgüven de tavan maşallah)
– “Bu oyunun yaş sınırlaması var. Yani sen ve burada belirtilen yaşa kadar olan tüm çocuklar, o oyunda karşılaşacağınız birçok durumla tanışmak için yeterli psikolojik dayanıklılığa henüz sahip değilsiniz demektir bu. Uzmanlar araştırmış, hangi oyunun, filmin ya da kitabın kaç yaşlardaki insanlara uygun olduğunu belirlemiş. Olumsuz yönde etkilenmemen için oynamamalısın. Sabret, büyüyünce oynarsın. Lego-Jurassic World’ü oynayabiliriz ama istersen şimdi.”

ve daha bunlara benzeyen yüzlerce diyaloğu sıralayabilirim.

Konuşurken, bir yandan da anlatmak istediğiniz dünyaya artık bir adım gerileyerek bakmakta olduğunuzu fark edersiniz. Bir resmin derinliğini görebilmek için geriye adım attığınız andaki gibi… Üstelik çocukların üzerine titreme durumunun kapsamı da genişlemiştir. Sadece kendileri için değil, gelecekleri için de düşünüp yönlendirmelere başlama zamanıdır. Çocuklarınızın yaşamak istedikleri hayata ulaşmalarını ve olmak istedikleri insanlar haline gelmelerini sağlayabilecek donanıma sahipsinizdir. Bu bir bakıma onların varlığının sonucudur. Yani anneler kendi anneleri ile büyür fakat çocuklarıyla yetişkin olur.

Bu sebeple; yaşamın neden ve nasıllarını sonsuz sevgisi ile bize öğreten melek annemin ve onun erken gidişiyle oluşan boşluğu doldurmak için hayatını bana adayarak annelik de yapan sevgili babamın yanı sıra bilimin kaynağından fantastik dünyaların en uç diyarlarına kadar dünyanın bütün güzelliklerini birlikte keşfetme zevkini tatmakta olduğum oğlum Efe ile kızım Zehra’nın ve çocuklarının hayatını fantastik hale getiren tüm annelerin gününü kutlarım.

İyi ki varsınız.

Solo: A Star Wars Story'nin Yüzde 70'i Yeniden Çekilmiş!
Obi-Wan Kenobi Filminin Çekimleri 2019'da Başlayacak